Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/3637 E. 2025/870 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/3637
Karar No
2025/870
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/882 Esas., 2018/87 Karar SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1 ve 53/6. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 9 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiş, sanık müdafi ve katılanlar vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince katılanlar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasıyla yeniden yapılan yargılama sonucu sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1 ve 53/6. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; kusura ilişkin alınan raporların doğru olmadığı, çelişkilerin bulunduğu, çelişkilerin giderilmesi için yeniden kusura ilişkin bilirkişi raporunun alınmasının gerektiği, müvekkilinin fazla kusurunun bulunmadığı, maktulünde kazada kusurlu olduğu, müvekkiline fazla ceza verildiği, bilinçli taksirin koşullarının oluşmadığı, ilk derece mahkemesince verilen cezanın arttırılmasının hakkaniyete uygun olmadığı, müvekkilinin müsnet suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli delilin bulunmadığı, beraatine karar verilmesinin gerektiği, eksik inceleme sonucunda mahkumiyet kararı verildiği ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 17.01.2016 günü saat 21.20 sıralarında gece vakti, aydınlatma bulunan, bölünmüş, zeminin asfalt kuru, düzey güzergah eğimli meskun mahal sınırları içerisinde azami hız limitinin 70km/s olduğu yolda, sanık sürücü ... ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile Hacılar istikametinden Kayseri caddesini takiben Özel ... Lisesi istikametine seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde sola yönelip direksiyon hakimiyetini kaybetmesi akabinde orta refüje çıkıp orta refüjde bulunan ağaç ve aydınlatma direğine çarpıp karşı yol bölümüne geçerek karşı yol bölümünde bahçe demir kapısı ve bahçe duvarına ve ağaca çarpması neticesinde aracında yolcu ...'ın ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde kaza tespit tutanağında; bu kazanın oluşumunda sürücü Abdulsamaet ...’ın eğimli tek yönlü taşıt yolu üzerinde seyir ederken aracının hızını, hava, yol, trafik ve zemin durumuna göre azaltmamak kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, soruşturma aşamasında tanzim edilen 07.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda; kazanın oluşumunda sürücü ...'ın asli (tam) kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 02/12/2016 tarihli adli raporunda: sanık sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araçla meskun mahalde seyrini müteyakkız sürdürmesi gerekirken sağ şeritten sola yönelen fren izi uzunluğundan da anlaşılacağı üzere mahal şartlarına göre hızlı seyrettiği,hızı nedeniyle kendi yol bölümü içerisinde kalabilecek şekilde etkili tedbir alamayıp sevk ve idare hatası neticesinde direksiyon hakimiyetini kaybettiği anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğunun mütalaa edildiği, Yerel Mahkemece bir kişinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde sanığın asli kusurlu olduğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, kazada sanık ...'ın yönetimindeki ... plaka sayılı otomobil ile olay mahalline geldiğinde sola yönelip direksiyon hakimiyetini kaybetmesi akabinde orta refüje çıkıp orta refüjde bulunan ağaç ve aydınlatma direğine çarpıp karşı yol bölümüne geçerek karşı yol bölümünde bahçe demir kapısı ve bahçe duvarına ve ağaca çarpması neticesinde aracında yolcu olan ...'ın ölümüne neden olduğu trafik kazasının meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu kabul edilerek, sanığın taksire dayalı kusurunun yoğunluğu nazara alınmak suretiyle adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun şekilde alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanığın aracında bulunan ...'nın kolluk ve Cumhuriyet savcılığı tarafından alınan istikrarlı beyanlarında, "...'ın E moil Petrol İstasyonundan sonra hızını artırttırdı, sürekli hızını artırarak ilerliyordu, hız göstergesine baktığımda aracın 140 km hızı geçtiğini gördüm, ben ve diğer yolcular sessizce bekledik, bir şey diyemedik, ... ... elindeki telefonla oynuyordu, ben ...'ın telefonla oynayıp oynamadığını görmedim ama arabada herkes susmuş vaziyetteydi, kazadan önce ... "ölmeden önce eve gitseydik" diye söyledi. ...'da "ölme dünya geniş yaşa" diye söyledi, bu konuşmadan bir dakika sonra kaza olayı oldu", ....."Kaza yerine varmadan yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 200 metre önce hız kadranına baktığımda ibre 140 km nin üzerinde değildi, biraz fazlaydı, 140 km ile 150 km arasında bir yerdeydi." şeklindeki ifadesi karşısında; sanığın kullandığı araçla mahalli hız limitinin (70 km) çok üzerine bir hızla seyretmesi nedeniyle bilinçli taksir koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek TCK 22/3. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş, olayda mağdur ...'nın nitelikli (kemik kırığı olacak şekilde) yaralandığı anlaşılmakla beraber; ...'nın yaralanmasının dava konusu yapılmadığı, mağdurun yaralanması hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmakla, adı geçen mağdurun yaralanması yönünden sanık aleyhine uygulama yapılmamıştır.

IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.01.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/3637, K. 2025/870, T. 22.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-3637-e-2025-870-k-c59523a265ac