Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/10554 E. 2024/5806 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/10554
- Karar No
- 2024/5806
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/165 E., 2020/255 K. SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî temyiz istemlerinin reddi, kısmî bozma
Katılan Kurum vekilinin temyiz istemi yönünden; yargılama konusu verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun mağduru, kişisel verileri verilen, yayılan veya ele geçirilen gerçek kişi ya da kişiler olup, katılan Kurumun mağdur sıfatının bulunmaması ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 237/1. maddesi uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkı olmamasına rağmen İlk Derece Mahkemesince davaya katılmasına karar verilmesi hukuki değerden yoksun olup, aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği katılan Kurum vekilinin sanıklar hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.
Mağdur vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde tebliğ edilmesi üzerine sanıklar hakkındaki davadan ve davanın sonucundan haberdar olan mağdur ile mağdur vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesince karar verilinceye kadar davaya katılma isteğinde bulunmamalarından dolayı mağdurun katılan sıfatını almamış olması ve 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaması nedeniyle aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği mağdur vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanıklar ..., ..., ..., ... müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 136/1, 137/1-a, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar ..., ..., ..., ..., sanıklar ..., ..., ..., ... müdafii ve katılan Kurum vekilinin istinaf başvuruları üzerine dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyete ilişkin bölümün sanıkların 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin hükümler ile değiştirilmesi ve gerekçeli karar başlığına mağdurun kimlik bilgileri ile mağdur vekilinin adı ve soyadının eklenmesi suretiyle hukuka aykırılıkların düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan Kurum vekili ile mağdur vekilinin temyiz istemlerinin reddine ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanıklar ..., ..., ..., ... müdafiinin temyiz istemleri yönünden ise bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedeni yerinde görülerek hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; sanıklara yüklenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurları oluşmasına rağmen İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükümleri kaldırılarak, yazılı gerekçelerle sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm kurulmasının usûl ve yasaya aykırı olmasından dolayı re'sen dikkate alınacak diğer sebeplerle de Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın bozulması gerektiğine, sanıklar ..., ..., ..., ... müdafiinin temyiz sebebi; beraat eden ve kendilerini vekil ile temsil ettiren sanıklar yararına ayrı ayrı vekâlet ücreti hükmedilmek suretiyle ve re'sen gözetilecek nedenlerle kararın düzeltilerek onanması istemine ilişkindir.
III. GEREKÇE VE KARAR A. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Yargılama konusu verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun mağdurunun, kişisel verileri verilen, yayılan veya ele geçirilen gerçek kişi ya da kişiler olduğu, mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan suçtan zarar görme kavramının ise gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun gerek ceza dairelerinin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.11.2021 tarihli ve 2019/19.MD-599 Esas, 2021/541 Karar sayılı, 12.06.2018 tarihli ve 2015/9-1190 Esas, 2018/274 Karar sayılı, 03.07.2018 tarihli ve 2015/9-1191 Esas, 2018/328 Karar sayılı, 08.11.2016 tarihli ve 2016/20-830 Esas, 2016/412 Karar sayılı, 03.05.2011 tarihli ve 2010/4-155 Esas, 2011/80 Karar sayılı, 04.07.2006 tarihli ve 2006/5.MD-127 Esas, 2006/180 Karar sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 tarihli ve 2003/5-41 Esas, 2003/54 Karar sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının vurgulandığı gözetildiğinde, katılan Kurumun mağdur sıfatının bulunmaması ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 237/1. maddesi uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkı olmamasına rağmen İlk Derece Mahkemesince davaya katılmasına karar verilmesi hukuki değerden yoksun olup, aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği katılan Kurum vekilinin sanıklar hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan Kurum vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; İlk Derece Mahkemesince, sanıklara yüklenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun mağduru olan ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak görev yapan ...'a sanıklar hakkındaki kamu davası ihbar edilmemiş ise de katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören sıfatıyla mağdur tarafından istinaf yoluna başvurulabileceği dikkate alınarak, Bölge Adliye Mahkemesinin 26.11.2019 tarihli tevdi kararı uyarınca mağdur vekiline gerekçeli kararın elektronik yolla usûlüne uygun şekilde 30.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, ancak sanıklar hakkındaki davadan ve davanın sonucundan haberdar olan mağdur ile mağdur vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesince karar verilinceye kadar davaya katılma isteğinde bulunmadıkları gözetildiğinde, mağdurun katılan sıfatını almamış olması ve 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaması nedeniyle aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği mağdur vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, mağdur vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
C. Diğer Temyiz İstemleri Yönünden; 1. İlk Derece Mahkemesinin kararına yönelik istinaf başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın mahkûmiyet hükümleri kaldırılarak 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesinin delaletiyle aynı Kanun'un 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de, hukuki veya son derece teknik hususlarla ilgili değerlendirmeler dışında duruşma açılarak karar verilmesi gerektiği yönündeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12.12.2023 tarihli ve 25852/18 numaralı Deliktaş / Türkiye kararı da dikkate alındığında, anılan Kanun hükmünün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde uygulanabileceği, sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümleri bakımından ise 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hükümler kurulması gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 289/1-h maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâline neden olunması,
2. Kabul ve uygulamaya göre de: Sanıklar ..., ..., ..., ... müdafiinin, İlk Derece Mahkemesi tarafından karar verildikten sonra vekâletname sunması ve kanun yolu aşamasında Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın dosya üzerinden karar verilmesi nedeniyle sanıkların duruşmada vekil ile temsil edilmelerinin söz konusu olmadığı, ancak dosyada vekil tarafından sunulmuş istinaf başvuru dilekçelerinin ve gerekçeli istinaf dilekçesinin bulunduğu dikkate alınarak, beraat eden ve kendilerini vekil ile temsil ettiren sanıklar ..., ..., ..., ... yararına Hazine aleyhine, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168 ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, dilekçe yazım ücreti hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve sanıklar ..., ..., ..., ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca bozma kararının içeriği doğrultusunda Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2024 tarihinde karar verildi.