Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/10444 E. 2023/5539 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/10444
Karar No
2023/5539
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3169 E., 2020/1775 K. HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 07.09.2020 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 09.09.2020 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 16.02.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında "örgüt üyesi olmak" ve "yetkili makamların açıklanmasını yasakladığı belgeleri temin etmek" suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığını, yapılan yargılama sonucunda müvekkili hakkında beraat kararı verdilerek beraat kararının 21/10/2016 tarihinde kesinleştiğini, müvekkili hakkında soruşturma kapsamında yurtdışı çıkış yasağı konulduğunu ve bu davayla mağdur olduğunu beyanla yasal faizi ile birlikte müvekkili lehine 750.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin 26.05.2017 tarihli ıslah dilekçesinde 1.261.000,00 TL maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. 2. Davalı vekili 03.04.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava koşullarının oluşmadığını, bir kısım taleplerin 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine göre karşılanmasının mümkün olmadığını, istenen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fazla olduğunu belirtmiştir. 3.İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.04.2019 tarihli ve 2018/896 Esas, 2019/230 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 24.06.2020 tarihli ve 2019/3169 Esas, 2020/1775 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurulsunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.12.2021 tarihli, davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri 1.Davanın reddi gerektiğine, ilişkindir. B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri 1.Maddi tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğine, 2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü: CMK 141 ve devamı maddeleri gereğince davacının talebinin değerlendirildiği ve mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davacı hakkında İzmir C. Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütülüp, soruşturma aşamasında hakkında yurt dışı çıkış yasağı koyulduğu sonrasında hakkında İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığı, davanın 2013/100 esas 2016/37 karar sayılı dosyasında beraat kararı verilmiş olduğu beraat kararının 21/10/2016 tarihinde kesinleştiği ancak tebliğ edilmediği, 16/02/2017 tarihinde süresinde dava açıldığı; Ancak sanığın manevi tazminat talep ettiği sebebin yani adli kontrol tedbirlerinden birine hükmedilmesinin CMK 141 gereğince sayılan sebeplerden olmadığı, şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine, Ayrıca her ne kadar dava dilekçesinde maddi tazminat talebinde bulunulmamış ise de; 29.05.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile haksız koruma tedbiri sebebi ile maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de; dava dilekçesinde maddi tazminat talebinin bulunmadığı gözönüne alındığında, açılmamış bir davanın ıslahının mümkün olamayacağı ve davanın CMK'nın 141/1.maddesinde belirtilen koşulları taşımadığı anlaşıldığından davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü: Davacı hakkında, Genelkurmay Başkanlığında Dış İlişkiler Daire Başkanı olarak görev yapmakta iken İzmir (TMK 10. maddesi ile Görevli) Cumhuriyet Başsavcılığınca "Askeri Casusluk" olarak da bilinen soruşturma kapsamında hakkında soruşturma yapıldığı, soruşturma kapsamında 14/09/2012 tarihinde hakkında yurt dışı çıkış yasağı konulduğu, soruşturma sonunda 06/01/2013 tarih ve Soruşturma No: 2010/640, Esas No: 2013/3, İddianame No:1 sayılı iddianamesi ile “Örgüt Üyesi Olmak” ve “Yetkili Makamların Açıklanmasını Yasakladığı Belgeleri Temin Etmek” suçlarını işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2016 tarih ve 2013/100-2016/37 sayılı kararı ile beraat ettiği, beraat kararının 21/10/2016 tarihinde kesinleştiği ancak tebliğ edilmediği, davanın 16/02/2017 tarihinde açıldığı; Davanın yasal süresinde açıldığı, mükerrer dava kaydına rastlanılmadığı, tazminat davasına dayanarak dosyaya ilişkin belgelerin dosyada olduğu, Yerel mahkemece maddi tazminat talebi bakımından, "29.05.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile haksız koruma tedbiri sebebi ile maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de; dava dilekçesinde maddi tazminat talebinin bulunmadığı gözönüne alındığında, açılmamış bir davanın ıslahının mümkün olamayacağ ve davanın CMK'nın 141/1. maddesinde belirtilen koşulları taşımadığı" şeklinde gerekçe ile manevi tazminat bakımından ise "sanığın manevi tazminat talep ettiği sebebin yani adli kontrol tedbirlerinden birine hükmedilmesinin CMK 141 gereğince sayılan sebeplerden olmadığı, şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin" reddine karar vermişse de; 1-Maddi tazminat bakımından değerlendirme: Maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede, davacının yargılandığı dava ve kendisine yurt dışı çıkış yasağı konulmuş olması sebebiyle zarar talebinde bulunmuşsa da; Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15/06/2016 tarih, 2015/11488 esas, 2016/9770 karar sayılı içtihadında da belirtildiği gibi eksik maaş farkları, geç terfi gibi sebeplerle uğranılan kayıplarla ilgili olarak idare hukukunun genel esasları çerçevesinde devlet aleyhine idari yargıda tazminat davası açmanın mümkün olması, öte yandan tutuklu kalınan dönem için cezaevi harcamaları, ziyaret masrafları, avukatın yol harcamaları ve benzeri giderlerin gerçek maddi zarar kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmaması karşısında davacının bu maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. 2- Manevi tazminat bakımından değerlendirme: Davacının sanık olarak yargılandığı ve kamoyunda "İzmir Askeri Casusluk" olarak bilinen davanın (özel yaşam da dahil olmak üzere) tüm ayrıntıları günlük basın-yayın araçları kamoyuna ifşa edilmesi, televizyonların tartışma programlarına konu olması nedeniyle ülkede neredeyse bu davadan habersiz kimsenin kalmadığını, yine bu davalardaki hukuka aykırılıkların, sıradan bir davada herhangi bir kimsenin maruz kalma potansiyeli olan adli hatanın ötesinde olması, davacı ve davanın diğer sanıkları hakkında aleyhe delil uydurulduğuna, lehe olan delillerin ısrarla göz ardı edildiğine dair mahkeme kararlarına yansıyan tespitlerde bulunulduğu da göz önünde bulundurulmuştur. 5271 sayılı CMK'nın 141. maddesinin 1. fıkrasında, usul kurallarına uymama veya keyfî adlî işlemler nedeniyle, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişilerin uğrayabilecekleri maddî veya manevî zarar hâlleri sınırlı sayıda sayılmıştır. Ancak; 18.06.2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 70. maddesiyle CMK'nın 141. maddesine eklenen 3. fıkra (“Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir”) hükmü ile 1. fıkranın kapsamı genişletilmiştir. Davanın yukarıda zikredilen özelliği, hak ihlalleri nedeniyle davacının manevi olarak bir zarara uğradığının kabulünde zorunluluk bulunduğu, manevi tazminat miktarının belirlenmesinde şüphesiz davacının haksız işlemlerin yapıldığı tarihteki rütbesi, sosyal statüsü, toplum içindeki saygınlığının dikkate alınması gerektiği gibi, maruz kaldığı koruma tedbirleri ve ceza muhakemesi işlemleriyle yine maruz kaldığı yoğun hak ihlalleri de göz önünde bulundurulması gerektiği, bu hususun, manevi tazminatın belirlenmesinde dairece göz önünde bulundurulmuş, sıradan tazminat davalarına göre manevi tazminat miktarı yüksek tutulmuştur. Yargıtayın yerleşik içtihatları uyarınca; manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltı süresi, tazminat davasına konu teşkil eden davanın niteliği ve süreci, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak, zenginleşme sonucu doğurmayacak, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun olarak tayin edilmesi gerektiği, Dairenin uygulamaları göz önünde bulundurulduğunda; maruz kalınan koruma tedbirleri, süresi, davacının yargılandığı suçun ve davanın niteliği ile dava süreci, davanın kamuoyunda sıkça yer alması nedeniyle davacıda yarattığı etki, kendisine atılı suç nedeniyle toplum nazarında aleyhine oluşan önyargılar,sosyal ve ekonomik durumu, yaşadığı ruhsal sıkıntılar gibi hususlar bir bütün olarak dikkate alınarak 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı hazineden tahsiline karar verilerek yeni bir hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin esasını oluşturan İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olmak ve yetkili makamların açıklanmasını yasakladığı belgeleri temin etmek suçlarından 14.09.2012 tarihinde adli kontrol tedbiri uygulandığı, yapılan yargılama üzerine 26.02.2016 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır. A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; A.1.Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; Davacı tarafın 16.02.2017 tarihli dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların 5271 sayılı CMK’nın 141/3. maddesinde düzenlenen Hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının eylemlerinden ötürü tazminat istemine ilişkin olup, davacının Ankara Genelkurmay Başkanlığı Dış İşler Daire Başkanı olduğunun belirtildiği, davacının dava dilekçesinde davacının yurt dışına çıkmamak adli kontrol tedbiri sebebiyle yurt dışı görevlerine gidemediğine yönelik iddiası karşısında, öncelikle davacı hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri ve tedbirin kaldırılmasına ilişkin karar ve evraklarının Yargıtay denetimine elverişli aslı veya onaylı örneklerinin dosya arasına alınarak davacının yurt dışında görev yaptığına ilişkin iş akdi düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenmesi halinde adli kontrol sebebiyle yurt dışına gidip gidemediğinin tespit edilmesi gerekirken davanın kısmen kabul edilmesi bozmayı gerektirmiştir. B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; B.1.Maddi Tazminat Talebinin Kabul Edilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz İstemi Yönünden; Davacının talep etmiş olduğu yol masraflarının, emekli olması sebebiyle göreve devam edememesi sebebiyle oluşan zararın, uçuş tazminatının, daha alt rütbeden emekli olması sebebiyle emeklilik maaşındaki farkın ödenmesini talep etmiş ise de bu zararların 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. B.2. Hükmedilen Manevi Tazminatın Az olduğuna İlişkin Temyiz İstemi Yönünden; Gerekçe bölümünün (A.1.) paragrafında açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünün (A.1.) paragrafında açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 24.06.2020 tarihli ve 2019/3169 Esas, 2020/1775 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/10444, K. 2023/5539, T. 11.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-10444-e-2023-5539-k-d54068a8e288