Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/4921 E. 2023/2653 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2020/4921
Karar No
2023/2653
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/602 E., 2016/72 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2016 tarihli 2015/602 Esas 2016/72 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 50 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.09.2020 havale tarihli ve 2016/206371 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri 1. Bilirkişi raporundan hareketle hüküm kurulduğuna, kazanın oluş şekline, 2.Sanığa verilen cezanın az olduğuna, 3.Re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir. B.Sanığın Temyiz Sebepleri 1.İstemeyerek kaza yaptığına, ekonomik olarak zor koşullarda çalıştığına, 2.Adli para cezasının ertelenmesi gerektiğine, 3.Zamanaşımı süresinin dolduğuna, 4.Re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Yerel Mahkemenin Kabulü "Delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda vefat edenin, sanığın sevk ve idaresindeki aracın çarpması sonucunda vefat ettiğinin sabit olduğu, katılan tarafın vefat edenin yol kenarından yürürken; sanık tarafının da yolun karşına geçerken aracın çarptığını beyan ettikleri, bu hususun kesin ve net olarak tespit edilemediğinden, in dubio pro reo ilkesi uyarınca sanık lehine değerlendirilmesinin gerektiği, adli tıp raporundan ve bilirkişi raporunda da anlaşılacağı üzere sanığın 2918 sayılı KTK md. 52/a maddesini ihlal ettiği, zira görüş mesafesi ve yol durumuna göre daha hızlı seyrettiği, sanığın seyir halinde iken yoldan karşıdan karşıya geçen ya da yol kenarında birinin bulunup ona çarparak ölümüne neden olabileceğinin öngörülmesinin kendisinden beklenmesine rağmen biraz evvel belirtilen kural ihlalini yaparak yani gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek bu neticeyi öngörmemek suretiyle netice bakımından taksirinin bulunduğu, sonuç olarak sanığın, ...'ın ölüne taksirle neden olduğu anlaşıldığından bu suçtan tali kusurlu oluşu dikkate alınarak alt sınırdan cezalandırılmasına, sanığın sabıka kaydından anlaşıldığı üzere açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünün bulunduğu, herhangi bir sabıka kaydı olmayan bir kişi ile sanığın hukuki durumu birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da cezanın ertelenmesine karar verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olacağı, yine sanığın kendiliğinden kolluk birimlerini aramaması ve kazadan sonra vefat edenle ilgilenmemesi hususları ile sabıka kaydına dayalı kişiliği ile ceza miktarının türü, miktarı ve çevrilen seçenek yaptırımın, ceza hukukunun özel ve genel önleme amaçları birlikte değerlendirildiğinde adalete ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığından sanık hakkında hükmolunan cezanın ertelenmesine veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, ve fakat hapis cezasının sanığın sosyal ve ekonomik durumuna göre adli para cezasına çevrilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " şeklindedir. 2.Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen ölü muayene tutanağında ...'in frontal kemik kırığına bağlı beyin parankin dokusunda kayıp ve kanama sonucu öldüğü tespit edilmiştir. 3.Kaza tespit tutanağında, sürücü ...'un sevk ve idaresindeki aracıyla Bitlis' den Ahlat istikametine geldiğinde yolun sağ şeridinde seyir halindeyken aracının sağ ön köşe kısımlarıyla gidiş yönüne göre yolun solundan karşıya geçmekte olan ...'e çarpması sonucu kaza meydana geldiği, kazanın oluşunda sürücünün Karayolları Trafik Kanununun 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendini, yayanın ise aynı Kanunun 68/1-b-2 maddesini ihlal ettikleri belirlenmiştir. 4.13.10.2015 tarihli trafik bilirkişi raporunda, ölen ... birinci derece, sanık ise ikinci derece kusurlu bulunmuştur. 5.İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 04.11.2015 tarihli raporda kusur dağılımı; "A) Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki araçla mahal şartlarını ve görüş mesafesini dikkate alarak müteyakkız seyretmediği, geçiş yapmak için kaplama içerisinde bulunan yaya'yı zamanında görüp çarpmadan evvel etkili tedbir alması gerekirken tedbirsizce yaya'ya çarptığı anlaşılmakla çarpma noktasının yeri, olayın oluş şekli ve dosya içerisindeki tüm verilerde dikkate alındığında kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile tali kusurludur. B) Yaya ... geçiş yapmak için olay yerine yakın yaya geçidini kullanmayıp, yaya geçidi ilerisinden gelen araçların seyir durumlarını yeterince kontrol etmediği, gelen araçların hız ve yakınlık durumunu dikkate almadığı, gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermediği, kendisine yaklaşan sanık sürücü sevk ve idaresindeki ... nedeniyle korunma tedbirine başvurmadığı anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurludur. C) Dosya içinde bulunan ve sanığa ikinci derece, yayaya birinci derece nispette kusur verilen 13/10/2015 tarihli trafik kaza mütalaası; olayın oluş şekli, mahal şartları, yol genişliği, çarpma noktası, kroki çizimi, yayanın geçiş yapması ve tanık beyanları dikkate alındığında isabetli bulunmuştur." şeklinde belirlenmiştir. 6.Sanığın savunması "Ben Bitlisten Patnosa gidiyordum. Yanımda kardeşim Necdet Uçuk ve arkadaşım Ersin Kılıç da vardı. Hava karanlıktı. Yolun sol tarafından önümüze aniden birisi çıktı. Çıkan kişiyi fark ettiğimde aramızda yaklaşık 8 metre kadar mesafe vardı. Benim hazım 90-100 civarıydı. Normal hızla gidiyordum. Şahsı fark ettiğimde hemen firene bastım. Fakat duramadım. Sol tarafa doğru direksiyonu kırmıştım. Şahsa sağ fardan çarptım. Firen yapınca aracın arkası dönerek ön tarafa doğru gelmişti. Şahsa çarpmamak için direksiyonu sola kırdığımda neredeyse diğer şeride geçecektim. Önce insan olduğunu bile anlamamıştım. Kornaya basamadım. Şuan denetimli serbestlikle dışardayım havanın kar yağışlı olması nedeniyle denetime sürekli gitmem yol durumundan dolayı zor oluyor bu yüzden adli kontrolün kaldırılmasını talep ediyorum. Suçsuzum beraatimi talep ederim dedi." şeklindedir. 7.Ölenin anne ve babası olan ... ile ... sanıktan şikayetçi olup davaya katılmalarına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkeme kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür. A.Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri 1. Bilirkişi raporundan hareketle hüküm kurulduğu, ve kazanın oluş şekli yönünden; Dosya içeriğine göre, 05.10.2015 günü gece saat 18.30 sıralarında aydınlatmanın olmadığı, azami hız limitinin 30 km olduğu meskun mahalde, bölünmüş karayolunda sanığın sevk ve idaresindeki kamyonet ile yaya geçidini 80 metre geçtikten sonra tehlikeli viraj olan yolun sağ şeridinde seyir halindeyken aracının sağ ön köşe kısmıyla gidiş yönüne göre yolun solundan karşıya geçmekte olan ...'e çarpması neticesinde yayanın öldüğü, kaza tespit tutanağı, trafik bilirkişi raporu ve İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporlarında sanığın tali kusurlu olduğunun tespit edildiği ve bu tespitin oluş ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından katılanlar vekilinin bu yöndeki temyiz sebepleri reddedilmiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanığa verilen cezanın az olduğu yönünden; Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak tali kusurlu olarak kazaya sebebiyet veren sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında isabetsizlik olmadığı anlaşıldığından, katılanlar vekilinin bu yöndeki temyiz sebepleri reddedilmiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Re'sen gözetilecek hususlar yönünden; i)Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, olay anındaki hızın azami hız sınırının iki katı veya daha fazla olduğunun tespit edilmesi halinde bilinçli taksir koşullarının oluştuğunun kabul edildiği, olay mahallinde azami hız limitinin 30 km olduğu ve olay mahallinin gerisinde yer işaretlemeleri ile belirtildiği halde sanığın savunmasında hızının 90-100 km civarında olduğunu, sanığın aracında yolcu olan tanığın da hızlarının 90 km civarında olduğunu beyan ettikleri, nitekim trafik bilirkişi raporunda mevcut fren izlerinden sanığın aracına ait hızın 107 km olarak tespit edildiği anlaşıldığından, sanığın eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluştuğu ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. ii)Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. B.Sanığın Temyiz Sebepleri 1.İstemeyerek kaza yaptığına, ekonomik olarak zor koşullarda çalıştığına, Sanığın tali kusurlu olarak sebebiyet verdiği kaza neticesinde bir kişinin ölmesi ile sonuçlanan olayda mahkumiyetine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Adli para cezasının ertelenmesi gerektiğine, 5237 sayılı Kanunun 50 nci ve 51 nci maddeleri uyarınca, adli para cezasının ertelenmesi mümkün olmadığından, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının mahkemenin suç vasfını kabulüne göre adli para cezasına çevrilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Zamanaşımı süresinin dolduğuna, Suçun niteliği itibariyle 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinde belirtilen süreler dikkate alındığında zamanaşımının dolmadığı anlaşılmıştır. 4.Re'sen gözetilecek hususlar i)5271 sayılı Kanunun 231 nci maddesinin on birinci fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlarda denetim süresi içerisinde yeniden kasıtlı bir suç işlenmesi halinde hükmün açıklanacağının düzenlenmesi ve atılı suçun taksirli bir suç olması karşısında, sanığın adli sicil kaydında bulunan Pazar Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/44 Esas - 2013/17 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararına ihbarda bulunulamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. ii)Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde (A-3-i) ve (B-4-i) bentlerinde açıklanan nedenlerle Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2016 tarihli 2015/602 Esas 2016/72 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.09.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/4921, K. 2023/2653, T. 06.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2020-4921-e-2023-2653-k-86d302be6d3c