Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/12128 E. 2025/3338 K.

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2020/12128
Karar No
2025/3338
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/613 Esas., 2016/313 Karar SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Beraat, Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık ... müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c. maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 51/1-3. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ertelenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar müdafiinin temyiz sebepleri; ikinci ameliyatın yapılmamasının sebebinin radyoloji uzmanları tarafından çekilen batın tomografisinin ölüm olayından 4 saat sonra hastanın dosyasına konulduğu ve radyoloji raporları görülmeden ameliyatın yapılmasının mümkün olmadığından sanık ...’in kusursuz olup beraat kararı verilmesine ilişkindir.

Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında az ceza verildiğine ve sanığın kasten adam öldürmeden cezalandırılması gerektiğine, diğer sanık ...’in de kusurlu olduğundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ...'in Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde genel cerrahi eğitim görevlisi ve idari sorumlusu Doçent Dr. Olarak görev yaptığı, diğer sanık ...'in de Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıklar Kliniği Eğitim ve İdare sorumlusu Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Olarak görev yaptığı, katılan ...'ın oğlu olan ölen ...'a 24/04/2012 tarihinde Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde mide katlama ameliyatının doçent Dr. ... ve ekibi tarafından yapıldığı, mide büyük kurvaturu kendi üzerine pike edildiği, hemostaz kontroller sonrası trocar yerleri primer olarak onarıldığı,komplikasyonların görülmediği, takibe alındığı, hastanın 25.04.2012 tarihinde bulantılarının devam ettiği, hastanın reçetesi verilerek 10 gün sonra poliklinik kontrolüne gelmesi önerisi ile şifa halinde taburcu edildiği, 28.04.2012 tarihinde hastanın kusma şikayeti ile müracaat etmesi üzerine muayenesinin ve gerekli tetkiklerinin yapılarak hastaneye yatışının yapılarak takibe alındığı ancak kişinin 03/05/2012 tarihinde vefat ettiği, yapılan otopsi raporu ile kişinin ölüm nedeninin obesite ameliyatı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 02.04.2014 tarihli raporunda, 28-29.04.2012 tarihlerinde ekilen batın BBT sinde hava sıvı seviyeleri görüldüğünden barsak perforasyonu olabileceği düşüncesiyle acil ameliyat yöntemi kullanılarak tekrar ameliyat edilmemesi nedeniyle Dr. ...'in kusurlu olduğu, kişinin muayene, takip ve tedavisine katılan diğer hekimlere ve Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi idaresine atfedilecek atfı kabil kusur bulunmadığının oybirliğiyle mütalaa edildiği, Adli Tıp Kurumu İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 24.12.2014 tarihli 5059 sayılı raporu ile Adli Tıp Genel Kurulunun 08.102.2015 tarihli raporlarında; Dr. ... tarafından kişiye acil müdahale edilmesi durumunda da kurtulmasının kesin olmadığı cihetle sorulduğu üzere eylemi ile ölüm arasında kesin bir illiyet bağının kurulamayacağının oybirliğiyle mütalaa edildiği, Yerel Mahkemece, acil ameliyet yöntemi kullanılarak tekrar ameliyat edilmemesi nedeni ile gerekli etkin tedavinin yapılmadığı, bu süreçte hastanın 03.05.2012 tarihinde öldüğü bu şekilde gerçekleşen eylemde ikinci kez acil ameliyata alınmasına sebep olabilecek barsak perforasyonu oluşmasına veya oluştuğunun düşünülmesine sebep olacak eylemin ... tarafından yapılan ameliyat olup bu eylemde ...'in kusurunun bulunmadığı kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a. maddesi uyarınca beraatine, sanık ...'in mesleğini icra ederken dikkat ve özen yükümlülüğüne uymayarak ameliyat sonrası gelişen komplikasyonlar sonucu hastanın ölümünde kusurlu olduğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE ve KARAR 1.Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde; Yüklenen suç açısından sanığın taksirinin bulunmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, kasıt unsuru itibariyle suçun oluşmaması gerekçesiyle beraat kararı verilmesi,

Hukuka aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının (1). bendinden "Kasıt unsuru itibariyle oluşmayan müsnet suçtan sanık ...'in CMK'nın 223/2-a maddesi gereği BERAATİNE," cümlesinin çıkarılarak yerine "sanığın taksire dayalı kusurunun bulunmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince BERAATİNE" cümlesinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2.Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde; Yapılan otopsi raporu ile kişinin ölüm nedeninin obesite ameliyatı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 02.04.2014 tarihli raporunda, 28-29.04.2012 tarihlerinde ekilen batın BBT sinde hava sıvı seviyeleri görüldüğünden barsak perforasyonu olabileceği düşüncesiyle acil ameliyat yöntemi kullanılarak tekrar ameliyat edilmemesi nedeniyle Dr. ...'in kusurlu olduğu, kişinin muayene, takip ve tedavisine katılan diğer hekimlere ve Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi idaresine atfedilecek atfı kabil kusur bulunmadığının oybirliğiyle mütalaa edildiği, Adli Tıp Kurumu İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 24.12.2014 tarihli 5059 sayılı raporu ile Adli Tıp Genel Kurulunun 08.102.2015 tarihli raporlarında; Dr. ... tarafından kişiye acil müdahale edilmesi durumunda da kurtulmasının sorulduğu üzere, ölümün tedavi kusurundan kaynaklandığının kesin olarak saptanamadığı, tanı ve tedavi sürecinde gecikme olmuş ise de, bahsedilen gecikme olmamış olsaydı dahi yapılacak tedavinin hastayı kurtaracağının kesin olduğunu söylemenin mümkün olmadığı anlaşılmakla sanığın taksirli eylemi ile ölüm arasında kesin bir illiyet bağının kurulamayacağının oybirliğiyle mütalaa olunduğunun bildirilmesi karşısında taksirle öldürme suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı; sanığın tanı ve tedavi sürecindeki eksiklikleri nedeniyle görev gereklerine uygun olmayan eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 257/2. maddesinde belirtilen görevi kötüye kullanma suçuna vücut vereceğinin anlaşılması karşısında; anılan suçun 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabii olduğu kanaatine varılmıştır. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 06.05.2016 tarihli mahkumiyet hükmü olup, bu süre TCK’nın 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 24.04.2012 tarihinden itibaren TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımının soruşturma izni sürecinde geçen 6 ay 8 günlük durma süresi de eklendiğinde sanık ... için 02.11.2024 tarihinde incelemeden önce gerçekleştiği, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar da bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanık ... hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.03.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/12128, K. 2025/3338, T. 26.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2020-12128-e-2025-3338-k-60fd002161de