Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/137 E. 2026/4595 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/137
- Karar No
- 2026/4595
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1102 Esas, 2025/1891 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/154 E., 2022/241 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ürettiği ürünleri aralarındaki 16.05.2014 tarihli bayilik sözleşmesi hükümlerine göre satın alarak satış noktalarına pazarlamasını yaptığını, müvekkilinin satmak üzere ... A.Ş ve Kecheese markalı süt ve süt ürünlerini davalıdan aldığını, bu ürünlerin mahiyeti gereği paketli ve teneke içinde ürünler olduğunu, ürünlerin göz muayenesiyle sözleşmede belirtilen nitelik ve vasıfta olduğunun anlaşılamayacağını, müvekkilinin seri halde davalıdan ürün alımında bulunduğunu, davalıdan alınarak satışı yapılan bu paketli ürünlerin satıldığı market ve iş yerleri tarafından, ürünler satıldıkça ayıplı olduğu gerekçesiyle müvekkiline iade edildiğini, ticari işleyiş ve taraflar arasındaki protokol gereği müvekkiline iade olunan bu ürünlerin davalı tarafından alınarak yerine aynı nevide ayıpsız ürün teslimi yapılması gerektiğini, müvekkiline ayıplı olduğu gerekçesiyle satılan noktalardan iade olunun bu ürünlerin davalıya iadesi için müvekkilinin derhal telefon ve mail yolu ile ayıbı bildirerek iade alınmasını talep ettiğini, davalının üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini, en son davalıya, müvekkiline ayıplı olduğu için iadesi gerçekleşen ve müvekkilinin elinde bekleyen ürünlerin iade alınması veya bedelinin iadesi için ihtarname gönderildiğini, davalının müvekkilini sürekli oyaladığını, tarafların aralarındaki bayilik sözleşmesine ek olarak 14.05.2015 tarihinde ek protokol düzenlediklerini, protokolün 6. maddesinde "Firma bakiye sipariş olarak 450 teneke inek klasik peynir ve 724 teneke keçi klasik peynirinin teslimatı aşamasında ürünlerin standartları ölçüsünde sertleşmiş ve kalitesine uygun olarak vermeyi bayiye taahhüt eder. Eğer ürünler bu kaliteye uygun olmaz ise, bayinin ürünleri iade edip değiştirme yapılması hakkı vardır." şeklinde düzenleme olmasına rağmen davalının ayıplı ürünleri iade almadığını ileri sürerek sözleşmenin feshi ile dava dilekçesinin netice ve talep kısmında tek tek belirtilen ayıplı peynir ürünlerinin ayıpsız misli ile değiştirilmesine, olmadığı takdirde bu ürünlerin davalıya iadesi ile davalıdan alındığı esnadaki fatura bedeli olan toplam 52.688,46 TL'nin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarını somutlaştırmak bir yana açık ve net biçimde iddianın ne olduğunu dahi ortaya koyamadığını, afaki biçimde peynir cinsi, teneke sayıları ve iade faturalarına dayanarak açılan davada, davacının ayıp iddiasına konu ürünlerin markası, cinsi, seri/parti numarası, üretim ve son kullanma tarihlerini belirtmediğini, davaya konu ettiği ürünleri ayırt edici hiçbir bilgi ve delil sunmadığını, ayrıca malların niteliğine uygun şartlarda muhafaza edildiği yönündeki sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirildiğinin davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, davacının malların bozulmasına kendi kusuruyla sebebiyet verdikten sonra zararını müvekkilinden talep edemeyeceğini, teslim aşamasında herhangi bir kontrol ve denetim yapmayan akabinde de muhafaza koşullarını sağlamayan davacının teslimden sonra meydana gelen her türlü zarardan bizzat sorumlu bulunduğunu, davaya konu edilen malların gıda ürünleri olduğunu, bir makina ya da araç gibi gizli ayıp barındırabilecek herhangi bir niteliği barındırmadığını, ayıplı/bozuk ise açıkça ambalajdan anlaşılabileceği gibi, sekiz günlük kontrol süresi içerisinde de yapılacak bir muayene ile kolaylıkla tespit edilebileceğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 18. maddesi ve taraflar arasındaki açık sözleşme maddesine rağmen müvekkiline fatura mukabilinde satılmış ürünlerle ilgili olarak davacıdan süresi içeresinde gelen bir ayıp ihbarı olmadığını, aksini gösterir bir delil sunulmadığını, davacı tarafın ürünleri aldıktan aylar sonra müvekkiline ihtarname keşide ettiğini, davacının müvekkiline muaccel 22.133,70 TL borcu bulunduğu, borcunu derhal ödemesi gerektiğinin cevabi ihtar ile bildirildiğini, davacı tarafın kendi kusuruyla uğradığı zararı müvekkiline yükleyerek telafi etmeye, ayrıca borçtan kurtulmaya çalıştığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesinde satılan malların imalat hatası dışında hiçbir şekilde geri alınmayacağının belirtildiğini, herhangi bir imalat hatası bulunmadığından, müvekkilinin haklı olarak malları iade almayı kabul etmediğini, davacının ürünlerle ilgili inceleme yaptırmadığını, ayıbın varlığına ilişkin belge sunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında davalının ürettiği ürünleri davacının satın alarak ilgili satış noktalarında satış ve pazarlamasına yönelik bir hukuki ilişki bulunduğu, davacının satın aldığı ürünlerin ayıplı olduğunu iddia ettiği ve ürünlerin iadesi, olmazsa, bedelini talep ettiği, davalının, davacının iddialarını somutlaştırmadığı, ayıbın ne olduğunun dava dilekçesinde belirtilmediği, dava konusu ürünlere dair hiçbir açıklama yapılmadığı, davacının saklama koşullarına yönelik hiçbir açıklamada bulunmadığını savunarak davanın reddini talep ettiği, taraf defterlerinde yapılan inceleme neticesinde, davacının davalıya borçlu olduğunun tespit edildiği, talimat yoluyla yapılan keşifle alınan bilirkişi raporuna göre ise; ayıplı olduğu iddia edilen ürünler ile depodaki ürünlerin karşılaştırılması ve tespitinin yapılamadığı, ürünlere dair son kullanma tarihi gibi ayırt edici bilgilerin dosyada bulunmadığı, keşif esnasında depolama sıcaklığının uygun olduğu, ancak depolama esnasındaki durumunun tespit edilemediği, deponun genel temizliğinin yetersiz olduğu, istiflemenin tenekelere zarar verecek şekilde gerçekleştirildiği, teneke ambalajlarındaki bozulmaya dair tespitlerin yapılamadığı, davacı tarafın ürünlere yönelik herhangi bir analizinin bulunmadığı, bu bağlamda ayıba dair bir tespitin yapılmasının mümkün olmadığı, bu haliyle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekili tarafından sunulan 03.07.2023 tarihli dilekçe ile dava konusu ürünlerin 24.06.2023 tarihinde imha edildiğinin bildirildiği, dava değeri itibarıyla ayıba ilişkin davacı iddiasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 200 ve devamı maddeleri gereğince yazılı deliller ile kanıtlanması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile dava konusu ürünlerde üretimden kaynaklı bir ayıbın bulunduğunun tespitinin mümkün olmadığı, davacı tarafça dava konusu gıda maddelerinde son kullanma tarihi henüz sona ermeden üretimden kaynaklı ayıp bulunduğuna dair delil tespiti yaptırıldığına dair bir beyan ve rapor sunulmadığı, ayrıca davacı tarafça taraflar arasındaki yazışmalara delil olarak dayanılmış ise de; yazışmalar içeriğinde geçen iade ürünlerin dava konusu ürünler olduğuna dair de bir açıklık bulunmadığı, bu nedenle alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafça ayıba ilişkin iddianın yazılı delilerle kanıtlanamadığı, ayrıca davacı tarafça HMK'nın 119/f hükmü gereğince açıkça yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Hukuki Nitelendirme ve Uyuşmazlık Dava, davalı üreticiden tedarik edilen dava konusu gıdaların üretimden kaynaklı olarak ayıplı olduğu iddiası ile taraflar arasındaki sözleşme gereğince ayıpsız misli ile değiştirilmesi, mümkün olmaması halinde ise davaya konu edilen ayıplı ürünlerin davalıya iadesi ile bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 14.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.