Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5963 E. 2026/2920 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5963
- Karar No
- 2026/2920
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1203 Esas, 2025/1399 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2021/484 E., 2023/421 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; havacılık endüstrisinde faaliyet gösteren müvekkilinin hava araçları için gövde ve motor takımları, motor taşıma sehpaları, yer destek ekipmanları, havacılık malzemeleri ve .. .. .. nakliye kutuları gibi birçok ürün ürettiğini, davalı .. Makine Tasarım ve İmalat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kurucusu ve yetkilisi olan davalı ...'ın, 01.03.2017 tarihinde müvekkili şirkete ait işyerinde çalışmaya başladığını ve 17.07.2020 tarihine kadar mühendislik müdürü olarak çalışmalarını sürdürdüğünü, diğer davalı ...'nin 03.10.2015 tarihinde müvekkili şirkete ait işyerinde çalışmaya başladığını ve 17.07.2020 tarihine kadar operasyon direktörü olarak çalışmalarını sürdürdüğünü, davalı ...'ın ise müvekkili şirkete ait işyerinde önce 24.08.20 13... .01.2018 tarihleri arasında çalıştığını ve son olarak 17.02.2020 tarihinde çalışmaya başladığını ve 17.07.2020 tarihine kadar satın alma müdürü olarak çalışmalarını sürdürdüğünü; davalı şahısların 17.07.2020 tarihinde hep birlikte müvekkili şirkete ait üç adet şirket bilgisayarını da yanlarında götürmek sureti ile işyerinden ayrıldıklarını, işyerinden ayrılmalarını müteakip kendilerine yapılan uyarılar sonucunda, davalılardan ...'ın, kurye aracılığıyla bu bilgisayarları müvekkili şirket adresine geri kargoladığını; müvekkili şirkete müşterilerinden gelen ihbarlar sonucunda, davalılardan ...'nin satış müdürü sıfatıyla ".. .." isimli marka ile müvekkili şirketin müşterilerine birtakım mailler gönderdiği ve bu maillerin içeriğinden, ".. .." isimli marka ile müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği alanda faaliyete başlandığı ve tamamıyla müvekkilinin ürettiği ürünlere ilişkin, müvekkili şirketin müşterilerine vermiş olduğu fiyat tekliflerinin biraz altında teklif vererek müşterilerin çalınmasının hedeflendiğinin anlaşıldığını, böylece müvekkillerine ait olup davalıların yanlarında götürdükleri bilgisayarlarla müvekkili şirkete ait ticari sır niteliğindeki her türlü bilgi ve belgenin kopyalandığının anlaşıldığını, müvekkili ürünlerine ilişkin teknik resimler ve teknik bilgilerin kolayca ulaşılabilecek nitelikte veriler olmadığını, ticari sır niteliğinde olduklarını, kaldı ki bunun yanında davalılar tarafından, müvekkili şirkete ait müşteri portföyü, tedarikçi firma listeleri, fiyat listeleri gibi yine ticari sır niteliğindeki bilgilerin de kopyalandığını, davalılar tarafından müvekkili şirketin müşterilerine sürekli pazarlama mailleri gönderilmesi ve müvekkili şirketin vermiş olduğu fiyatların hemen altında fiyat verilmesinin de bunun ispatı olduğunu, davalıların çalıştıkları dönemde, çalışmış oldukları görev itibari ile bu bilgilere sahip olan kişiler olduklarını, davalı ..., ... ve ... ile müvekkili şirket arasında gizlilik sözleşmesi imzalandığını, davalılar işten ayrılmış olsalar dahi bu yükümlülüklerinin devam ettiğini ve de davalıların bu sözleşmeyi ihlal ettiğini; davalıların eylemlerinin 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 55/1-c hükmü kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ile haksız rekabetin men'i kapsamında davalıların faaliyetlerinin sonlandırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107. maddesi doğrultusunda, bilirkişi raporu ile belirlenebilir olduğu anda harç ikmali yapılmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 30.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline, 6102 sayılı TTK'nın 59. maddesi doğrultusunda kararın masrafları davalılara ait olmak üzere en yüksek tirajlı gazetede ilan edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; maddi tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak açılmasına ve ıslaha muvafakatlerinin bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin davacı şirkette çalışmakta iken haklı nedenle iş akdini feshettiklerini, arabuluculuk aşamasında da İş Kanunu'ndan kaynaklı bir kısım alacaklarına kavuştuklarını, bu nedenle davacı şirket yetkilisinin kendilerine husumet beslediğini, dava dilekçesinde geçen laptopların şirket yetkilisinin zorunlu tutması nedeniyle sürekli yanlarında bulunduğunu, müvekkilleri şirketten ayrılırken bilgisayarları diğer şirket çalışanlarına imza karşılığı teslim etmek istemişlerse de, hiçbir çalışanın buna yanaşmadığını, kurye ile davacıya gelen bilgisayarlar üzerinde o tarihte inceleme yaptırılabilecekken şimdi bilgisayarlardan kopyalama yapıldığı iddiasında bulunulmasının kabul edilemeyeceğini, davacının konusunda tek firma olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen kodların global kodlar olduğunu ve davacının tekelinde bulunmadığını, ".." isimli online pazarda ürünlerin fiyatını öğrenmenin mümkün olduğunu, sitenin sağladığı özellik ile ürünlerin son market fiyatına ulaşılabildiğini, müvekkillerinin müşterilerine davacıdan ve diğer firmalardan farklı fiyat vermesinin de doğal olduğunu, davacının ürünlerine ilişkin marka/patent belgelerinin bulunmadığını, müvekkillerinin müşterilerinin gönderdikleri çizimlere uygun üretim de yaptığını, müvekkili portföyünde bulunup davacı portföyünde bulunmayan ürünlerinin de bulunduğunu, TTK kapsamında bir haksız rekabetin söz konusu olmadığını, aksine davacı tarafın müvekkillerini kötüleyerek, müşterilerini tehdit ederek ve iftira atarak haksız rekabette bulunduğunu, müvekkillerinin davacının gizli bilgilerini kullanmadığını, aralarında rekabet yasağı sözleşmesi de bulunmadığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından da üretildiği kabul edilen davaya konu davacı tarafından üretilen 1096 adet uçak bakım parçasının, davalı tarafça üretilmesinin haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği hususunun dosyadaki tüm belge ve bilgiler, taraf iddia ve savunmaları eksiksiz olarak değerlendirilmek suretiyle belirlenmesi için sınai mülkiyet uzmanı bilirkişi .. .., uçak ve uzay mühendisi bilim uzmanı bilirkişi .. .. ve uçak bakım teknisyeni .. ..'ndan 06.01.2023 tarihli rapor alındığı, davacı tarafça üretilen ürünlerin üretiminin davacının tekelinde olmadığı, global üretime açık olduğu, davalının davacıya ait herhangi bir sınai veya fikri mülkiyet hakkına tecavüz eder herhangi bir eyleminin tespit edilemediği gibi davacı şirkete ait ticari sır kapsamında herhangi bir bilginin kullanıldığının da tespit edilemediği, dolayısıyla davalı üretiminin haksız rekabet teşkil edecek bir yönünün tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davanın, davalı gerçek kişilerin işyerinden ayrılırken beraberlerinde götürdükleri iş bilgisayarından davacı şirkete ait teknik resim, müşteri portföyü, tedarikçi firma listeleri vs. her türlü teknik bilgi ve belgenin kopyalandığı ve müvekkilinin rızası hilafına davalılar tarafından kullanıldığı iddiasına dayandığı, dosya kapsamından söz konusu bilgisayarların aynı gün davacı şirkete iade edildiğinin sabit olduğu, bu bilgisayarda yer alan ve davacı şirket için ticari sır teşkil eden bilgilerin kopyalandığına ilişkin delilin ise bulunmadığı, davacı şirket alanında Türkiye'deki tek şirket olduğunu ve davalıların bu kadar kısa sürede bu alanda nasıl faaliyette bulunabildiklerinin araştırılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, alanında uzman bilirkişilerin yer aldığı heyet tarafından düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda, tarafların uçak bakımı sırasında kullanılan takımları ürettikleri, bu ürünlerin üretilmesi için uçak üreticisi tarafından veya uçak üreticisinin onay verdiği yetkili bakım kuruluşundan onay alınması gerektiği ancak dosyada bu onayların bulunmadığı, bu takım ve ekipmanların hepsinin orjinal üreticilerden onaylı teknik resimler alınarak üretilebildiği, onaylı teknik resim içindeki ölçülerin, çizim ve malzemenin standart olup aynısının üretildiği, tek üretici kavramı bulunmadığı, onaylı üretim belgesi olan firmaların bulunduğu, bu onay sertifikasının ise aynı ülkede birden fazla şirkete verilebildiği, onay alınarak üretilen ekipman ya da takımların satış fiyatının üreten firmanın tasarrufunda olduğu, davalı şirketin 1096 ürününün ürün kodlarının ya da parça numaralarının uluslararası geçerli orijinal üretici parça numaraları olduğu ve bir ürünün satılabilmesi için orijinal üreticinin belirlediği parça numaralarının kullanılması gerektiği, aksi halde parçanın satışa sunulamayacağı, bir başka deyişle, davalı şirketin faaliyet gösterdiği alanın davacının tekelinde olmadığı, bunun yanında davalıların, davacıya ait herhangi bir sınai veya fikri mülkiyet hakkına tecavüz eder bir eyleminin tespit edilemeği gibi, davacı şirket ait ticari sır kapsamında herhangi bir bilginin kullanıldığının da tespit edilemediği hususlarının tespit edildiği; öte yandan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.05.2007 tarih ve 2005/15010 E., 2007/7125 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, davacı şirket elemanlarının bilahare çalıştıkları işlerinden ayrılarak aynı konuda faaliyette bulunan davalı şirketi kurmuş olmaları tek başına yasaya aykırı bir durum oluşturmayacağı gibi, davacı tarafça sunulan ve davalılardan ... tarafından atılan mailin yeni kurulan ve havacılık sektöründe faaliyet gösteren şirketlerini ve ürünlerini tanıtmak amaçlı olduğu, mailde davacı şirketi kötüleyici ve müşteriyi ayartmaya yönelik bir ifadenin yer almadığı; ayrıca, davacı tarafça sunulan delil listesindeki açıklamalar dikkate alındığında, tanık ve keşif delilleri ile ispatlanmak istenen hususların aksinin de yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda sabit olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat ile ilan istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 13.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.