Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5643 E. 2026/2823 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5643
Karar No
2026/2823
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1232 Esas, 2025/1404 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/492 E., 2025/15 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...’ın “.. .. ..” markasının sahibi olduğunu, diğer müvekkili ..Gıda San. ve Tic. A.Ş. ile marka lisans sözleşmesi imzaladığını, “..” markasının müvekkilleri tarafından taze meyve sebze faaliyetlerinde aktif olarak kullanıldığını, sektörde tanınan ve tercih edilen bir marka olduğunu, davalının, müvekkilinin markasının birebir aynısını ... unvanı ve işletme adı olarak iş yeri adresindeki tabelada, fatura, evrak ve diğer resmi belgelerde kullandığını, davalının bu kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün tespitine ve men’ine, davalının söz konusu işletme adı ve ... unvanıyla elde ettikleri kârın tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davalının ... unvanının terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin 24.07.2014 tarihinde tescil edildiğini, davacı adına tescilli olan markanın başvuru ve koruma tarihinin 01.10.2015 olduğunu, ayrıca markanın sahibi davacı ...’ın, o dönemdeki ...adıyla müvekkili şirketin kurucu ortakları arasında yer aldığını, 31.03.2016 tarihinde müvekkili şirket ortaklığından ayrıldığını, müvekkili şirketin davacı adına tescilli olan 2015/79107 sayılı markadan daha önce kurulduğunu ve faaliyetlerine davalı ...’ın ortaklığında, dolayısıyla onun bilgisi ve muvafakati ile başladığı, müvekkilinin tabelasında tescilli ... unvanını kullandığını, markasal bir kullanımının bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin dava konusu kullanımlarının davacının marka tescilinden önce başladığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının işletme tabelasındaki "..." ibareli markasal kullanımlarının ve aynı ibarenin ... unvanında yer almasının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalının, dava konusu markasal kullanımların davacının mesnet markasının başvuru tarihinden önce başladığını ispatlayamadığı, davacının maddi tazminatın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 151/2-b hükmüne göre belirlenmesini talep ettiği, davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar sunulmadığından anılan madde kapsamında maddi tazminatın belirlenmesinin mümkün olmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 50. maddesi ve SMK'nın 151/3 hükmü gereğince davanın açıldığı tarih ve aradan geçen süre, enflasyon oranı nazara alınarak 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun görüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı eylemlerinin davacı markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve tecavüzün men’ine, davalının ... unvanından ".. ban" ibaresinin terkinine, 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiş, karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekillerinin istinaf itirazları gözetildiğinde istinaf incelemesine konu uyuşmazlığın hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarına ilişkin olduğu, bu kapsamda yapılan değerlendirmede, Mahkemece verilen kesin süreye rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtların sunulmaması nedeniyle, davacıların tercih ettikleri SMK'nın 151/2-b hükmüne göre maddi tazminat miktarının belirlenmesi mümkün olmadığından TBK'nın 50/2 hükmü uyarınca maddi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi anılan madde kapsamında takdir edilen maddi tazminat miktarı ile hükmedilen manevi tazminat tutarının somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun görüldüğü, ancak Anayasa Mahkemesince verilen, 25.12.2024 tarihli, 2024/29 E., 2024/226 K. sayılı karar ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326/2 hükmündeki "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmünün “manevi tazminat davaları” yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu tespitinde bulunularak hükmün iptaline karar verildiği, her ne kadar iptal hükmünün ilgili kararın Resmi Gazete'de yayım tarihi olan 14.03.2025 tarihinden itibaren 9 ay sonra yürürlüğe gireceği kararlaştırılmış ise de, Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceğinin hüküm altına alındığı, Anayasa Mahkemesi tarafından HMK'nın 326/2 hükmünün manevi tazminat davaları yönünden "kanunilik" şartını karşılamadığı tespit edilerek ilgili hükmün iptaline karar verildiği, Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca hükmün iptali için itiraz yoluna gidilmesinin söz konusu olamayacağı ve bu hükme dayalı olarak karar verilmesinin iptal kararı ile açık bir çelişki oluşturacağı, bireysel başvuruya konu edilmesi halinde mahkemeye erişim hakkının ihlaline neden olabileceği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesinin manevi tazminat isteğinin redde konu bölümü esas alınarak davacılar aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalının dava konusu eylemlerinin davacı markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve tecavüzün men’ine, davalının ... unvanından "..." ibaresinin terkinine, 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya dair istemlerine reddine, Anayasa Mahkemesinin 25.12.2024 tarih, 2024/29 E., 2024/226 K. sayılı kararı uyarınca reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalı lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüzün tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat, ... unvanının terkini istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 11.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5643, K. 2026/2823, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5643-e-2026-2823-k-2bf46fcaebb8