Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/3796 E. 2026/1206 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3796
Karar No
2026/1206
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/416 Esas, 2025/686 Karar HÜKÜM : Yeniden Hüküm Kurulmak Suretiyle Davanın Kısmen Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/291 E., 2022/380 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; 2010 yılından beri bar işletmeciliği sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin dava dışı ... ... Ltd. Şti.'den 17.11.2020 tarihli marka devir sözleşmesi ile 43. sınıfta tescilli 2014/... "...+..." ve 29, 31, 32, 33, 41 sınıflarda tescilli 2020/... "...+..." markalarını devraldığını, yapılan araştırmalarda müvekkili markasının logosu ile birlikte davalı tarafından Adana'daki işletmede, şube görüntüsü ile iltibasa ve haksız rekabete yol açacak şekilde işletme adı olarak kullanıldığının görüldüğünü, "...+... ... ..." ibaresine tabelada ve sosyal medya hesaplarında yer verildiğini, müvekkili markasındaki "..." ibaresinin öne çıkarıldığını, müvekkili markasına yönelik ihlale son verilmesi için çekilen ihtarın sonuçsuz kaldığını, delil tespitine ilişkin bilirkişi raporunda da markaya tecavüz edildiği, davalının markasını tescilli hali ile kullanmadığı tespitlerine yer verildiğini, bu şekilde kullanımın müvekkili markası ile iltibas ihtimali yarattığını, markaya tecavüz eyleminden dolayı maddi ve manevi tazminat taleplerinin olduğunu, müvekkilinin 27.05.2015 tarihinden beri koruma altında olan "..." markasına rağmen davalının "..." ibareli marka tescilinin haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkili markasından yararlanmak suretiyle müvekkili markasına zarar vereceğini, davalı tescilinin markanın tekliği ilkesine aykırı olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükümleri çerçevesinde karıştırılma ihtimalinin gerçekleştiğini, davalı tescilinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davalı eylemlerinin müvekkili markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün men'ine, sonuçlarının ortadn kaldıırlmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla SMK'nın 151/2-(c) hükmü uyarınca marka hakkına tecavüz edenin, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre yapılacak hesaplamaya göre şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın, 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile davalıdan tahsiline, davalının 2019/... "..." ibareli markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili, 18.10.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 9.280,04 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı taraf davaya cevap vermemiştir. Davalı temsilcisi 08.02.2022 tarihli beyan dilekçesi ile davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait tescilli 2014/... "... ..." ibareli markanın 43. sınıf -kararda sayılı- mal ve hizmetleri, "2020/... , "... ..." ibareli markanın 9, 31, 32, 33, 41 mal ve hizmetleri kapsadığı, hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının 2019/... başvuru, 24.02.2020 tescil tarihli "..." ibaresinden oluştuğu, kapsamında 43. sınıfta yer alan mal ve hizmetler ile davacının redde mesnet 2014/... "...+..." markası kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür olarak yer aldığı, davalı markasının ... içermediği, kelime markası olduğu, markadaki “...” ibaresinin işletmenin veya markanın kimin aracılığı ile sunulduğunu ifade ettiği, “... ...” ibaresinin ise dava konusu hizmetler bakımdan tanımlayıcı unsur olduğu, dikkate alındığında, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacı markasının ... ve kelime unsuru içeren karma marka olduğu, kelime unsurunun şekle göre daha ön planda olduğu değerlendirildiğinde davacı markasındaki esas unsurun da "..." ibaresi olduğu, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, markalar arasındaki benzerlik düzeyi nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu dolayısıyla marka hükümsüzlüğü şartlarının gerçekleştiği, marka hakkına tecavüz iddiasına gelince, davacının 2014/... sayılı markasının başvurusu, davalının hükümsüzlüğü talep edilen markasından önce olduğundan davalının tescilli markası olduğu yönündeki savunmasının dikkate alınmayacağı, dosyada davalının marka kullanımına ilişkin olarak sunulu görsellerden “... ... ...” ibaresi ile ... müzik aletinin yer aldığı, hangi tarihe ait olduğu belli olmayan tabela görsellerinin, 17.05.2019 tarihine ait sosyal medya görselinin, “... ... ...” ibaresi ile ... müzik aletinin yer aldığı profil resmi ile 05.11.2019 tarihli bir paylaşımın bulunduğu ... hesabına ait görselin, “...” ibaresi ile adres ve telefon bilgisinin, girnata01 isimli kullanıcıya ait, hangi tarihe ait olduğu belli olmayan sosyal medya görsellerinin, “... ...” ibaresinin ve adresinin yer aldığı ... arama motoru sayfasının görselinin, “... ...” ibaresi ve adres bilgisi ve çalışma saatlerinin yer aldığı ... alan adlı siteden alınan görsellerin yer aldığı, davacı markasında ve davalı kullanımında “...” ibaresinin marka olarak algılanacak asli esas unsur olduğu, taraf markalarında yer alan ... ve diğer kelime unsurları arasında farklılık bulunmakla birlikte, bu farklılıkların işaretleri birbirinden ayırt etmeye yetmediği, ortalama tüketicilerin şekilden ziyade ibareye ağırlık vereceği dikkate alındığında taraf markaları arasında işitsel, görsel ve anlamsal açıdan yüksek oranda benzerlik olduğu, davacının markasındaki hizmetlerin ve davalının sunduğu hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olması ve davacının markası ile davalının kullandığı işaret arasındaki ayniyet derecesindeki benzerlik nedeniyle davacı markası ile davalı kullanımı arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, davalının bu kullanımlar için, “işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olduğu” yönünde bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı dolayısıyla davalının eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davacı tarafça maddi ve manevi tazminat talep edilmiş ise de, davalının tescilli markasını kullandığı, dava konusu eylemleri "kusurlu" gerçekleştirmediğinden kusur esasına dayalı maddi ve manevi sorumluluğunun bulunmadığı, ayrıca davalının tescilli marka kullanımının haksız rekabet olarak da değerlendirilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf itirazlarının, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, tümünün reddi gerektiği, davacı taraf istinaf itirazlarına gelince; davalının sırf tescilli markasını kullanmasının kusurunu ortadan kaldıran bir sebep olmadığı, davalının tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olduğunun da ortaya konulması gerektiği, kusurun, kasıt biçiminde olabileceği gibi ihmal biçiminde de olabileceği, davalının kendi iştigal alanı ile ilgili işletmeleri araştırması gerektiği, dosya kapsamından davalının böyle bir özen gösterdiğine ilişkin delil bulunmadığı gibi davalının davacı tarafça kendisine gönderilen ihtarnameye rağmen kullanıma devam ettiği anlaşıldığından, sırf tescilli marka kullanımının kusur şartını ortadan kaldırmayacağı, bu nedenle davalının davacının maddi ve manevi zararından sorumlu tutulması gerekirken sorumlu tutulmamasının doğru olmadığı, davalının markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde SMK'nın 151/2-(c) hükmü çerçevesinde ödemesi gereken lisans bedelinin bilirkişi tarafından hesaplanan tutarının 2019-2021 arası toplam tutarının 9.280,04 TL olduğu, marka hakkının ihlali nedneiyle SMK'nın 149/1-(ç) maddesi uyarınca davalının manevi tazminattan da sorumlu olduğu, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre 25.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu, Anayasa Mahkemesi'nin 25.12.2024 tarihli ve 2024/29 E., 2024/226 K. sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326/2 hükmündeki "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmünün “manevi tazminat davaları” yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği, her ne kadar iptal hükmü, kararın Resmî Gazete'de yayım tarihi olan 14.03.2025 tarihinden itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girecek ise de, HMK'nın 326/2 hükmünün manevi tazminat davaları yönünden "kanunilik" şartını karşılamadığı tespit edilerek iptaline karar verildiği dikkate alındığında manevi tazminat talebinin redde konu bölümü esas alınarak davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davalının marka kullanımının davacı adına tescilli 2014/... sayılı markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 9.280,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı adına tescilli "..." ibareli 2019/... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, manevi tazminat, SMK'nın 151/2-(c) hükmü uyarınca maddi tazminat ile davalı markasının hükümsüzlüğü taleplerine ilişkindir . B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı tarafın aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2. Davacının marka hakkına tecavüz sebebi ile talep ettiği 50.000,00 TL manevi tazminatın 25.000,00 TL'sinin kabulüne karar verilmiş, HMK'nın 26/2 hükmünde yer alan "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmünün “manevi tazminat davaları” yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği, her ne kadar iptal hükmü, kararın Resmî Gazete'de yayım tarihi olan 14.03.2025 tarihinden itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girecek ise de, HMK'nın 326/2 hükmünün manevi tazminat davaları yönünden "kanunilik" şartını karşılamadığı, Anayasa'nın 138. ve 152. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, iptal edilmiş hükme dayalı olarak karar verilmesinin iptal kararı ile açık çelişki oluşturacağı, bireysel başvuruya konu olması halinde mahkemeye erişim hakkının ihlaline neden olabileceği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin redde konu kısmı açısından davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemiştir.

Anayasa'nın 153. maddesinde, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliğinin, iptal kararının Anayasa'nın 152. maddesinde düzenlenen somut norm denetimi uyarınca verilen kararlara uygulanması, kazanılmış hak gibi istisnaları bulunmakla beraber, HMK'nın 326/2 hükmünün manevi tazminat davaları yönünden iptaline ilişkin 25.12.2024 tarihli ve 2024/29 E., 2024/226 K. sayılı kararının gerekçesi, dava açılmadan önce mahkemeye erişim hakkının sınırlanması olup, eldeki davaya konu manevi tazminatın, mahkemeye erişim hakkının sınırlandığına dair bir iddia ileri sürülmeksizin talep edildiği, iptal kararının geriye yürümesine ilişkin istisna bir durumun somut olayda bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3.Hükümsüzlük davasına konu davalı markasının "..." şeklinde kelime markasından oluştuğu, davacının hükümsüzlüğe mesnet olarak ileri sürdüğü markalarının "...+..." ibaresinden oluştuğu, taraf markaları bütüncül karşılaştırıldığında aralarında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında benzerlik olduğundan söz edilemeyeceği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince taraf markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, aralarında görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, markalar arasındaki benzerlik düzeyi nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali olduğundan marka hükümsüzlüğüne ilişkin şartların gerçekleştiğinden bahisle verdiği karara ilişkin davalının istinaf başvurusunun esastan reddi doğru olmamış, hükümsüzlük davasına ilişkin kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3796, K. 2026/1206, T. 02.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-3796-e-2026-1206-k-c5f2c1078724