Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2024/976 E. 2025/1311 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2024/976
- Karar No
- 2025/1311
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/976 Karar No:2025/1311
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Demir Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Fabrikaları A.Ş. (...) VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirket hakkında Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Yönetim Kurulu kararıyla 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen yasak fiilin işlendiğinden bahisle tesis edilen kamu ihalelerinden yasaklama işleminin söz konusu işleme dayanak oluşturan bendin Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle geri alınması istemiyle 25/12/2020 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun reddine ilişkin... tarih ve ... sayılı Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı tarafından gerçekleştirilen .../... ihale kayıt numaralı "Muhtelif Sac Levha Alımı" ihalesinin davacı şirket üzerinde bırakıldığı, sözleşme devam ederken Türkşeker Yönetim Kurulunun ... tarih ve .../... sayılı toplantısında alınan ...sayılı kararla 4734 sayılı Kanun'un 11/g maddesi uyarınca söz konusu ihaleye ait sözleşmenin feshedildiği, davacı şirketin iki yıl süreyle kamu kurum ve kuruluşlarınca gerçekleştirilecek ihalelere katılmaktan yasaklanmasına karar verildiği, 4734 sayılı Kanun'un 11/g maddesinin 13/02/2020 tarih ve 31038 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptal edildiği, davacı şirket tarafından davalıya yapılan 25/12/2020 tarihli başvuru ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararı nedeniyle yasaklama işleminin geri alınmasının talep edildiği, davacının talebinin dava konusu işlemle reddedildiği; İdari işlemlerin idari makam ve mercilerin kamu gücü kullanarak idare işlevine ilişkin olarak gerçekleştirdikleri ve ilgililer üzerinde çeşitli haklar ve/veya yükümlülükler doğuran tek yanlı irade açıklamaları olarak tanımlandığı, bu irade açıklamalarının, özel hukukta olduğu gibi özerk ve subjektif nitelikte değil, objektif bir temelde ve ancak kamu yararını gerçekleştirmek ya da korumak amacıyla hukuk kurallarına bağlı olarak dışa vurulup somutlaştığı, başka bir anlatımla, kamu gücünü kullanan idarenin, idari işlem olarak ortaya çıkan irade açıklamalarının mutlaka hukuksal bir temelinin bulunması ve varlığını bu temele dayalı olarak sürdürmeleri gerektiği, buna idarenin kanuniliği ilkesi adı verildiği, kanunilik ilkesinin idarenin işlem ve eylemlerinin kanuna dayalı olarak kurulması ve gerçekleştirilmesini ifade ettiği, idarenin, kanunla düzenlenmemiş bir alanda faaliyette bulunamayacağı gibi, faaliyette bulunabilmesi için de kanundan aldığı bir yetkiye sahip olması gerektiği, başlangıçta var olan bir yasa hükmüne dayalı olarak kullanılan yetkinin yasal dayanağının hukuka aykırılığı nedeniyle sonradan ortadan kalkmasının bu yasal yetkiye dayalı olarak tesis edilmiş idari işlemlerin zincirleme olarak sakatlanmasına ve temelden çökmesine neden olacağı; Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/05/2017 tarih ve E:2016/852, K:2017/2326 sayılı kararında, "Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların korunmasına yönelik olup, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasa'nın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, temyiz incelemesinin Anayasa'ya aykırılığı belirlenerek iptal edilen kurallara göre yapılmasına da olanak bulunmamaktadır."; Danıştay Onikinci Dairesinin 27/03/2019 tarih ve E:2018/4273, K:2019/2283 sayılı kararında da "Anayasanın 153. maddesinin 3. fıkrası 'Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.'; 5. fıkrası ise, "İptal kararları geriye yürümez.' kuralını taşımaktaysa da, Anayasa Mahkemesi'nce bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez." denilerek bunun açıkça ifade edildiği, bu durumda, her ne kadar davacı şirket hakkında yapılan inceleme sonucunda terör örgütüne iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek 4734 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre ihaleye katılamayacağı halde ihaleye katıldığından bahisle dava konusu işlem tesis edilmiş ise de 4734 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (g) bendinin 13/02/2020 tarih ve 31038 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 14/11/2019 tarih ve E:2018/90, K:2019/85 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği, aktarılan Danıştay kararlarında da belirtildiği gibi Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmelerinin Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı açık bulunduğundan, yasal dayanağı ortadan kalkan dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; davacı şirketin iki yıl süreyle kamu kurum ve kuruluşlarınca gerçekleştirilecek ihalelere katılmaktan yasaklanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada.... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, anılan karara yönelik istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K... sayılı kararı ile reddine kesin olarak karar verildiği, davacının kararı temyiz etmesi üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesinin 04/02/2019 tarih ve E:2019/160, K:2019/191 sayılı kararı ile Bölge İdare Mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararının kesin olduğu gerekçesiyle bu karara yönelik temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verildiği, belirtilen yargılama sürecinin sonrasında 4734 sayılı Kanun'un 11/g maddesinin 13/02/2020 tarih ve 31038 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptal edildiği, davacı şirket tarafından davalıya yapılan 25/12/2020 tarihli başvuru ile Anayasa Mahkemesince yasaklama işleminin dayanak hükmünün iptal edildiğinden bahisle yasaklama işleminin geri alınmasının talep edildiği, dava konusu işlemin dayanağını oluşturan kanun hükmü Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce yürürlükte olan kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılıp nihai karar verilmiş ve kesinleşmiş davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerektiği; Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği açık olmakla birlikte, kesinleşmiş yargı kararları bakımından aynı hukuki sonucun doğmayacağı, İdare Mahkemesi kararında yer verilen ve karar gerekçesinin dayanakları olarak gösterilen Danıştay kararlarının, görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceğine ilişkin olduğu, somut uyuşmazlıkta ise hakkında iki yıl süreyle kamu kurum ve kuruluşlarınca gerçekleştirilecek ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilen davacı şirket tarafından, bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın Ankara 8. İdare Mahkemesince reddine karar verildiği ve anılan kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, bakılmakta olan davanın ise idari işlemin dayanağı olan kuralın Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden bahisle yasaklama işleminin geri alınması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemine ilişkin olduğu, dolayısıyla bu davadaki hukuki değerlendirmeye esas alınamayacağı, Anayasa'nın 153. maddesi hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, 4734 sayılı Kanun'un 11/1-g hükmünün, bu hüküm uyarınca tesis edilen işlemin tesis edildiği tarihte ve söz konusu işlemin hukuka uygunluğunun denetlendiği yargılama sürecinde yürürlükte olduğu, bu kapsamda tesis edilen işlem hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu dikkate alındığında, idari işlemin dayanağı olan hükmün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinden sonra, davacı tarafından hakkında verilen yasaklama kararının dayanağı kalmadığından bahisle geri alınmasına yönelik başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, ihaleden yasaklama işleminin iptali istemiyle açılan davanın esası Danıştay Onüçüncü Dairesince incelenmediğinden bu işlemin iptaline yönelik davada mahkemeye erişim hakkının engellendiği yasaklama işleminin iptali istemi bakımından kesin hükümden bahsedilemeyeceği, Anayasa'ya aykırılığı saptanmış bir kanun hükmünü dayanak alan işlemin geri alınmasında herhangi bir süre sınırı bulunmadığı, idarece geri alınmayan söz konusu işlem hakkında ilgilisi tarafından bu işlemin geri alınması talebinde bulunulabileceği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine yasaklama işleminin geri alınması gerektiği, aksinin Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkesine aykırı olacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, yasaklama işleminin tesis edildiği tarihte geçerli olan hukuk kurallarına uygun olarak tesis edildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın meri hukuk çerçevesinde çözüme kavuşturulduğu, kesin nitelikte bir yargısal sonuca varıldığı, Anayasa Mahkemesinin norm denetimi sonucunda verilen iptal kararlarının geriye yürümemesinin nedeninin hukuk düzenindeki istikrarı korumak olduğu, bu nedenle hakkında kesin nitelikte yargısal karar bulunan işlemin geri alınması istemiyle yapılan başvurunun reddine karar verildiği, temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek bir sebebin bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 20/03/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.