Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/3250 E. 2025/6578 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3250
Karar No
2025/6578
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/33 Esas, 2025/137 Karar HÜKÜM :Davanın kabulü

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, takibe konu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığını, çek keşidecisi ve hamili ile ticari ilişkilerinin bulunmadığını ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı şirketin keşideci ile ticari ilişkisinin bulunduğunu, bu hususun tanık beyanlarıyla ispatlanacağını savunarak davanın reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak, davacı şirket yetkilisi olan ...'a ait imza örneklerinin alındığı, ...'ın imza örneklerinin bulunduğu evrakların da eklenerek imza incelemesi için Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'ne gönderildiği, alınan rapora göre inceleme konusu çekteki ilk ciro imzası ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği, davacı şirketin temsile ve imzaya yetkili tek yetkilisinin ... olduğu, çek üzerinde bulunan imzanın da ona ait olmadığı hususunun tespit edildiği, her ne kadar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen takipsizlik kararı Sulh Ceza Hakimliğince kaldırılmışsa da, kaldırma nedenlerinin yerine getirilmeden yeniden karar verildiği ve istenen imza mukayeselerinin yapılmadığı, bu nedenle takipsizlik kararının kesinleşmesi yönündeki ara karardan dönüldüğü, dava dışı ...'ın savcılıktaki beyanında, kardeşi ile şahsi işlerinden dolayı çeki kullandığını belirttiği, bu nedenle ...'ın şirket adına çek düzenlemediği, ayrıca buna ilişkin yazılan müzekkere cevaplarında da o tarihte buna yetkili olmadığının anlaşıldığı, davacı şirketin borçlu olmadığı, davanın kabulüne karar vermek gerektiği, çekin hamiline yazılı olduğu ve davalı tarafın kötü niyetle hareket ettiği anlaşıldığından kötü niyet tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı itirazının iptaline, takibin devamına, 3.776,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, Mahkemece verilen 14.04.2025 tarihli tavzih kararıyla bu kararın, "davanın kabulüne, takibe konu çek üzerindeki imzanın davacı şirket temsilcisi ...'a ait olmadığının tespitine, davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline'' şeklinde tavzih edilmesine, tavzih kararının gerekçeli kararın eki sayılmasına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, başlatılan icra takibi ile dayanağı çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Uyuşmazlık, hamiline yazılı çekin devrine ilişkin cirodaki, şirket kaşesi altına atılan imzanın şirket yetkilisine ait olup olmadığı ile tavzih kararının usulüne uygun olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkemece verilen kararda, menfi tespit istemine yönelik gerekçeye yer verilmesine rağmen, itirazın iptali şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu çelişkinin anlaşılmasıyla, davacının yaptığı başvuru üzerine, kararın hükmü tamamen tavzih edilerek menfi tespit isteminin kabulüne dönüştürülmüş olup, hem tavzih kararı, hem de esas karar temyiz edilmiştir.

Hükmün tavzihi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) m. 305 hükmü ile düzenlenmiş olup, bu hükme göre; Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.

Yukarıda bahsi geçen HMK'nın 305/2 hükmünden anlaşıldığı üzere, taraflara tanınan hakları ve yüklenen borçları sınırlandırılacak, genişletecek, değiştirecek şekilde hükmün tamamen tavzihi mümkün değildir. Somut olayda Mahkemece, davacının menfi tespit isteminin kabulüne ilişkin gerekçe ile itirazın iptali isteminin kabulüne karar verilmiş ve davacının talebi ile verilen tavzih kararı ile hüküm fıkrası davacının menfi tespit isteminin kabulü olarak değiştirilmiştir. Bu nedenle usulsüz verilen tavzih kararının kaldırılması gerekmiştir.

Esas karara yönelik temyiz incelemesine gelince, Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın 297 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HMK'nın 297. maddesine göre, mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. HMK'nın 298. maddesinin ikinci fıkrasında ise, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı hususu da ayrıca düzenlenmiştir. Kararların bu hükümlere aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması ve gerekçe ile hüküm arasında uyumluluk halinde bulunması durumunda mümkün olabilir.

Belirtilen Anayasa ve HMK hükümlerine aykırı olarak mahkemenin kısa kararında itirazın iptaline karar verilip, gerekçede ise davacının menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bent uyarınca Mahkeme kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3250, K. 2025/6578, T. 04.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-3250-e-2025-6578-k-c4914d38bf5b