Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3193 E. 2025/5758 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3193
- Karar No
- 2025/5758
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/167 E., 2021/329 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacı şirketin, davalı Kurum ile Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesi imzaladığını, davalı Kurumun 06.02.2015 tarihli yazısıyla; 17.10.2014 tarihli inceleme raporuna istinaden, Kuruma 561.490,96 TL alacak ve 173.177,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 734.668,86 TL borcu bulunduğu ve bu borcun Kurum nezdindeki alacaklarından mahsup yoluyla tahsil edildiğinin bildirildiğini, 2012 yılına ait örnekleme yöntemi ile seçilen tedavi faturalarının ödendiği halde aradan iki yıl geçtikten sonra bazı sağlık hizmetlerinin ve kullanılan malzemelerin usulsüz bir şekilde fatura edildiğinden bahisle, borç çıkarılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; davalı Kurum tarafından yaratılan muarazanın meni ile alacağından haksız şekilde mahsup edilen 734.668,86 TL'nin davalı Kurumdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Davanın açıldığı Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesince; davacı şirketin 6 67... sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere ilişkin Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) gereği ticaret sicilinden terkedilmiş olduğu, mevcut durumda davacının Hazine, davalının SGK olması nedeniyle 3533 sayılı Kanunun 4. maddesi gereği davanın tahkim usulüne göre halledilmesi gerektiği gerekçesiyle, dosyanın Yüksek Dereceli Hukuk Hakimine (Gaziantep 8. Asliye Hukuk Mahkemesi) gönderilmesine karar verilmiş; davaya hakem sıfatıyla bakan İlk Derece Mahkemesince; davacının davasının kısmen kabulü ile 408.159,41 TL kesintinin yersiz olduğu anlaşıldığından bu miktar yönünden davacının borçlu olmadığının tespiti ile bu kesintinin davacıya iadesine, 153.331,55 TL'ye yönelik talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2019 tarihli kararıyla; davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilmesine karar verilmiş; karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 17.12.2020 tarihli ilamla; Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ile Özel Bütçeli İdareler arasında yer almayan davalı Kurumun, 3533 sayılı Kanun kapsamında olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesinin hakem sıfatıyla verdiği kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin 20.04.2021 tarihli kararıyla; Gaziantep 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.03.2018 tarihli kararının kaldırılarak davanın hakem sıfatıyla görülmesi yönündeki görevsizlik kararını vermiş olan Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hastanede doğan ve yoğun bakım hizmeti verilen hastalarda ve diğer tedaviler için kullanılan bütün işlemlerdeki Kurum tarafından karşılanmayan giderler için istenilen 153.331,55 TL tutarındaki kesintinin hastanede tedavi gören hastalar için kullanılmış olduğu, davalı Kurumun 2012 yılına ait örnekleme yöntemi ile seçilen tedavi faturaları ödenmediği halde 2 yıl geçmesine rağmen borç çıkarıldığı, kullanılan tıbbi malzemelerin SUT kapsamında olduğu, bu nedenle yapılmış olan 408.159,41 TL'lik kesintinin yersiz olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 408.159,41 TL yersiz kesinti yönünden davacının borçlu olmadığının tespiti ile bu miktarın davacıya iadesine, 153.331,55 TL'nin iadesine yönelik davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; davalı Kurum tarafından düzenlenen rapor ile kapatılıp Hazineye devredilen şirkete ait hastanede bazı sağlık hizmetlerinin ve kullanılan tıbbi malzemelerin usulsüz bir şekilde fatura edildiği iddia edildiğini, Hastanede hizmet gören hastalar ile ilgili verilen gerçek hizmetlerin karşılığı usulüne uygun düzenlenmiş faturalar olduğunu, 2012 yılına ait örnekleme yoluyla seçilen tedavi faturaları ödendiği halde iki yıl sonra borç çıkarıldığını, Mahkeme kararında 561.490,96 TL yönünden karar verildiğini, işlemiş faiz olan 173.177,90 TL hakkında bir karar verilmemesinin eksiklik olduğunu, bilirkişi raporlarına karşı itiraz hakkı tanınmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; yapılan işlemlerin 5510 sayılı Kanunun 59. maddesinde bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetiminin Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütüleceğini, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin yemin hariç her türlü delile dayandırılabileceğini, düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, yapılan işlemlerde hata söz konusu olmadığını ve aksinin ispat edilemediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanmış olan sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinden kaynaklı kesintinin yersiz olduğunun tespiti ve muarazanın giderilmesi talebine ilişkindir. 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı) 297. maddesinde; mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüt gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında tüm talepler hakkında, şüphe ve tereddütü gerektirmeyecek biçimde açık olarak karar verilmelidir. Somut uyuşmazlık incelendiğinde; davacı taraf, davalı Kurumun 06.02.2015 tarihli yazısıyla; Kuruma 561.490,96 TL alacak ve 173.177,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 734.668,86 TL borcu bulunduğu ve bu borcun Kurum nezdindeki alacaklarından mahsup yoluyla tahsil edildiğini ileri sürerek, mahsup edilen 734.668,86 TL'nin davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafın işlemiş faize ilişkin talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmeden, doğrudan asıl alacak talebi hakkında hüküm tesis edilmiştir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş; yukarıda bahsedilen ilkeler ışığında, (6100 sayılı Kanunun) 297. maddesi uyarınca, davacının tüm talepleri hakkında ayrı ayrı olumlu-olumsuz bir karar verilmesi olmalıdır. 2. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.