Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5559 E. 2024/8956 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5559
Karar No
2024/8956
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/938 Esas, 2023/947 Karar HÜKÜM : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -KARAR- I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 22.03.2016 tarihli sipariş sözleşmesi imzalandığını, buna göre davacı tarafından sözleşme eki listede belirtilen miktar ve özelliklerde hırdavat malzemesinin imali ile davalıya teslimini, davalı tarafından da malzemelerin teslim alınarak sözleşmede belirlenen tutarlarda bedelin ödenmesinin yüklenildiğini, malzemelerin Adana fabrikasında teslim edileceğinin açıkça belirtildiğini, buna göre malzemeleri teslim alma ve nakliye yükümlülüğünün davalı şirkete ait olduğunu, sözleşme konusu malzemeler davalı tarafından enerji nakil hattı direklerinin montajında kullanıldığından davalının malzemeleri hemen teslim almadığını, kendi işinin ilerleme durumuna göre parti parti malzeme talep ettiğini, davalının 30.09.2016, 04.10.2016 ve 06.11.2016 tarihlerinde partiler halinde malzeme teslim aldığını, söz konusu malzemelere ilişkin davacı tarafından 30.09.2016 tarihli 4.295.20 USD bedelli, 04.10.2016 tarihli 12.536,84 USD bedelli ve 05.11.2016 tarihli 28.078,74 USD bedelli faturalar düzenlenerek davalıya gönderildiğini, faturaların davalı tarafından teslim alındığını, faturanın içeriğine itiraz edilmediğini, sipariş sözleşmesinde ödemenin her parti malzeme tesliminde 90 günlük çekle yapılacağının açıkça yazılı olduğunu, bu açık hükme rağmen malzeme bedeline ilişkin çeklerin davacıya teslim edilmediğini, dolayısı ile ödeme yapılmamış olduğunu, davalıya ihtarname keşide edilerek borcun ödenmesinin ihtar edildiğini ancak davalının eski sözleşmeden gelen bakiye borcunu ödemekle yetindiğini, hırdavat malzemelerine ilişkin üç fatura kapsamındaki alacağı ödemediğini, gerek teslim edilen malzeme bedelinin ödenmemesini gerekse imal edilen malzemelerin aylardır fabrika sahasında bekletilerek teslim alınmaması üzerine davacı şirket yetkilisinin 21.11.2016 tarihli e posta ile davalıya son kez malzemelerin teslime hazır olduğunu ve teslim alınmasını istediğini, Eylül, Ekim ve Kasım aylarında teslim edilen ve faturaları düzenlenerek davalı kayıtlarına giren ve ödenmeyen 44.910,28 USD'nin tahsili için icra takibi başlatıldığını, sözleşmenin lafzından ve taraflar arasındaki teslimat şeklinden her bir malzeme tesliminin bir parti sayılacağı ve her bir teslimde 90 günlük çek ile ödeme yapılacağının açıkça anlaşıldığını, çek nakit para gibi bir ödeme aracı olduğundan borçlu tarafından keşide edilerek alacaklıya teslim edildiği anda tedavüle girdiğini ve aynı zamanda alacaklının ticari hesaplarında borçlunun borcunun çek tutarı kadar azaldığını, çekin teslim edildiği anda ödeme yapılmış olduğunu, çekin ilerideki bir tarihte tahsil edilecek bir şekilde verileceğinin kararlaştırılmış olmasının borçluyu o çeki düzenleyerek alacaklıya teslim etme borcundan kurtarmayacağını belirterek davalı tarafından Ankara 8. İcra Müdürlüğüne 2016/23322 E. sayılı takibe yapılan itirazının iptaline, % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/42 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacıya yönelik Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2017/320 E. sayılı dosyasında 29.11.2016 tarihli 283.372,28 USD bedelli faturaya dayanarak 09.01.2017'de icra takibi başlattığını, davacı tarafından süresinde borca itiraz edildiğini, takibe dayanak faturanın taraflar arasındaki 22.03.2016 tarihli sözleşme temelinde teslim edilmeyen malzemelerle ilgili düzenlendiğini, faturaya konu malzemelerin davacıya teslim edilmemesinin sorumlusunun sözleşmeye aykırı koşullar ileri sürerek teslime engelleyen takip alacaklısı olduğunu, taraflar arasındaki anlaşmanın 2. maddesinin "her parti malzeme tesliminde 90 günlük çek" biçiminde olduğunu ve 29.11.2016 tarihli faturada belirtilen malzemelere dek alış verişin sözleşmenin bu maddenin temelinde sürmesine karşı takip alacaklısının gönderdiği 16.11.2016 tarih 21909 sayılı ihtar ile bu ve bir başka sözleşme nedeniyle bakiye borcun ayrıca muaccel hale gelen alacağın olduğu ve iki gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtara cevaben 21.11.2016 tarih 15146 sayılı ihtarda taraflar arasında 30.09.2016 tarihli cari hesap mutabakat protokolü gerçekleştirildiğini, ödemelerin hiç bir aksama olmaksızın sürdüğünü, diğer sözleşmeden kalan bedeli hesaplarına yatırıldığı, hırdavatlarla ilgili yapılan sözleşmede ödemelerin her parti tesliminde 90 günlük çek ile yapılacağının belirtilmiş olduğu, davalının bakiye ve muaccel hale gelen borcun ödenmesi ve peşin ödeme ısrarını 23.11.2016 tarihli e mailinde sürdürdüğünü, takip alacaklısının sözleşmeye aykırı olarak 283.372,28 USD bedelli faturayı peşin ödemeli olarak kestiğini, faturanın 02.12.2016 tarihli ihtarla iade edildiğini, malzeme tesliminin gerçekleşmemesinin sorumlusunun davalı olduğunu, malzemeler teslim edilmiş olsaydı bile sözleşmeye göre 90 günlük vadesi gelmeyen faturaya dayalı olarak haksız takip yapıldığını belirterek davacının davalıya Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2017/320 E. sayılı takibe konu ettiği alacakla ilgili borcunun bulunmadığının tespiti ile % 20 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1019 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacı şirkete yönelik üç faturaya dayanarak toplam 44.910,28 USD alacaklı olduğu iddiasıyla 09.12.2016'da icra takibi başlattığını, takibe dayanak faturaların taraflar arasındaki 22.03.2016 tarihli sözleşme temelinde teslim edilen malzemelerle ilgili düzenlendiğini, faturalara konu anlaşmanın vade ve ödeme şekli başlıklı maddesinin "her parti malzeme tesliminde 90 günlük çek ile" biçiminde olduğunu malzeme teslim edilmiş ve fatura kesilmiş olsa bile parti malzeme teslimi tamamlanmadan ve parti malzeme tesliminin tamamlanmasından sonra 90 günlük vade dolmadan alacağın muaccel olmayacağını, bu malzemelerinde dahil olduğu parti malzeme teslimi tamamlanmadan ve ayrıca malzeme tesliminin üzerinden 90 günlük vadeler geçmeden yani alacak muaccel hale gelmeden faturaların takibe konu edildiğini belirterek davalının Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2016/23322 E. sayılı dosyasına konu alacağın takip ve dava tarihi itibariyle vadesi gelmediğinden bu tarihler itibariyle davacının davalıya takibe konu faturalar nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti ile % 20 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 4. Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/109 E. sayılı davada davacı vekili; davacı ile davalı arasında 22.03.2016 tarihli sipariş sözleşmesi imzalandığını, buna göre davacı tarafından sözleşme eki listede belirtilen miktar ve özelliklerde hırdavat malzemesinin imali ile davalıya teslimini, davalı tarafından da malzemelerin teslim alınarak sözleşmede belirlenen tutarlarda bedelin ödenmesinin yüklenildiğini, davacı tarafından sözleşme konusu malzemeler imal edilerek 12-13.05.2016 tarihlerinde ihale makamı TEİAŞ yetkililerinin katılımı ile testlerin tamamlandığını, sipariş sözleşmesinde malzemelerin Adana fabrikasında teslim edileceğinin açıkça belirtildiğini, buna göre malzemeleri teslim alma ve nakliye yükümlülüğünün davalı şirkete ait olduğunu, sözleşme konusu malzemeler davalı tarafından enerji nakil hattı direklerinin montajında kullanıldığından davacının malzemeleri hemen teslim almadığını, kendi işinin ilerleme durumuna göre parti parti malzeme talep ettiğini, davalının 30.09.2016, 04.10.2016 ve 06.11.2016 tarihlerinde partiler halinde malzeme teslim aldığını, söz konusu malzemelere ilişkin davacı tarafından 30.09.2016 tarihli 4.295.20 USD bedelli, 04.10.2016 tarihli 12.536,84 USD bedelli ve 05.11.2016 tarihli 28.078,74 USD bedelli faturalar düzenlenerek davalıya gönderildiğini, söz konusu malzemeler ve faturaların davalı tarafından teslim alındığını, faturanın içeriğine itiraz edilmemiş olmasına rağmen malzeme bedelleri ödenmediğinden Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2016/23322 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, gerek teslim edilen malzemelerin bedelinin ödenmemesi, gerekse imal edilen malzemelerin aylardır fabrika sahasında bekletilerek teslim alınmaması üzerine davacı şirket yetkilisinin 21.11.2016 tarihli e-posta ile davalıya son kez malzemelerin teslime hazır olduğunu bildirdiğini ve fabrikadan teslim alınmasının istenildiğini, 23.03.2016 tarihli sipariş sözleşmesinin 9 uncu maddesinde malzemelerin teslime hazır olduğunun alıcıya bildirildiği tarihten itibaren bir hafta içerisinde teslim alınmaması halinde yüklenicinin fatura düzenleyerek ödeme vadesini başlatma yetkisi bulunduğunun açıkça düzenlendiğini, davacının da sözleşme maddesine uygun şekilde teslim alınmayan kalan malzeme için 29.11.2016 tarihli 283.372,28 USD bedelli faturayı düzenleyerek ödeme vadesini başlattığını, faturanın önceki usullere uygun şekilde davalıya gönderildiğini, davalının sözleşmeye aykırı davranarak faturayı ihtarname ile iade ettiğini, kendilerinin 09.12.2016 tarih 24308 yevmiye numaralı ihtarname ile davalıya tekrar sözleşme hükümleri hatırlatılarak teslime hazır bekleyen malzemelerin teslim alınması ve sözleşmeye uygun ödeme yapılmasının talep edildiğini, davalının 14.12.2016 tarih 16690 yevmiye numaralı ihtarnamesinde faturayı iade ettiğini, davalıya son kez 26.12.2016 tarih 29367 yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek 21.11.2016 tarihli yazıya rağmen malzemelerin bir hafta içerisinde ve devamında teslim alınmadığı, bu nedenle sözleşmeye uygun şekilde bir haftanın sonunda fatura düzenlenerek ödeme vadesinin başlatıldığını, ödemenin sözleşme gereğince teslimden sonra değil teslim anında çekle yapılabileceği, 29.11.2016 tarihinde başlayan ödeme vadesine uygun şekilde çek düzenlenmesi gerektiği, dolayısıyla sözleşmeye uygun şekilde çek vererek hazır bekleyen malzemeleri derhal teslim almalarının ihtar edildiğini, davalının 27.12.2016 tarihli 21454 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ödeme koşullarının tek taraflı değiştirildiğini öne sürerek malzemeleri teslim alamayacağını bildirdiğini, davacının başından itibaren sözleşme düzenlemelerine uygun davrandığını, sözleşmenin lafzından ve taraflar arasındaki teslimat şeklinden her bir malzeme tesliminin bir parti sayılacağı ve her bir teslimde 90 günlük çek ile ödeme yapılacağının açıkça anlaşıldığını, çekin ilerideki bir tarihte tahsil edilecek bir şekilde verileceğinin kararlaştırılmış olmasının borçluyu o çeki düzenleyerek alacaklıya teslim etme borcundan kurtarmayacağını, malzemeyi teslim alan borçlu davanın teslim aldığı malzeme tutarı kadar çeki derhal keşide ederek davacı şirkete vermesinin sözleşme gereği zorunluluk olduğunu belirterek Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2017/320 E. sayılı takibe davalının itirazının iptali ile % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe dayanak faturaların taraflar arasındaki 22.03.2016 tarihli sözleşme temelinde teslim edilen malzemelerle ilgili düzenlendiğini, faturalara konu anlaşmanın vade ve ödeme şekli başlıklı maddesinin "her parti malzeme tesliminde 90 günlük çek ile" biçiminde olduğunu, malzeme teslim edilmiş ve fatura kesilmiş olsa bile parti malzeme teslimi tamamlanmadan ve parti malzeme tesliminin tamamlanmasından sonra 90 günlük vade dolmadan alacağın muaccel olmayacağını, bu malzemelerinde dahil olduğu parti malzeme teslimi tamamlanmadan ve ayrıca malzeme tesliminin üzerinden 90 günlük vadeler geçmeden yani alacak muaccel hale gelmeden faturaların takibe konu edildiğini, icra takibine haklı olarak itiraz edildiğini, davacının sözleşmenin vade ve ödeme koşulunu tek taraflı olarak peşin ödeme biçiminde değiştirmeye kalktığını, davalının çek alınmaya yanaşılmayan ve peşin ödeme dayatılan malzeme bedelini parti malzeme teslimi tamamlanmamış olmasına karşın 90 günlük vadesi geldiğinde ödeneceğini belirttiğini ve her bir fatura bedelini de 90 günlük vadesi içinde davacının banka hesabına ödediğini savunarak davanın reddi ile % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/42 E. sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taraflar arasındaki 22.03.2016 tarihli sipariş sözleşmesine aykırı davrandığını, sözleşmenin lafzından ve taraflar arasındaki teslimat şeklinden her bir malzeme tesliminin bir parti sayılacağı ve her bir teslimde 90 günlük çek ile ödeme yapılacağının açıkça anlaşıldığını, çekin ilerideki bir tarihte tahsil edilecek bir şekilde verileceğinin kararlaştırılmış olmasının borçluyu o çeki düzenleyerek alacaklıya teslim etme borcundan kurtarmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1019 E. sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki 22.03.2016 sipariş sözleşmesinde malzemelerin Adana fabrikasında teslim edileceğinin açıkça belirtildiğini, buna göre malzemeleri teslim alma ve nakliye yükümlülüğünün davacı şirkete ait olduğunu, sözleşme konusu malzemeler davacı tarafından enerji nakil hattı direklerinin montajında kullanıldığından davacının malzemeleri hemen teslim almadığını, kendi işinin ilerleme durumuna göre parti parti malzeme talep ettiğini, davalının 30.09.2016, 04.10.2016 ve 06.11.2016 tarihlerinde partiler halinde malzeme teslim aldığını, söz konusu malzemelere ilişkin davacı tarafından 30.09.2016 tarihli 4.295.20 USD bedelli, 04.10.2016 tarihli 12.536,84 USD bedelli ve 05.11.2016 tarihli 28.078,74 USD bedelli faturalar düzenlenerek davalıya gönderildiğini, söz konusu malzemeler ve faturaların davalı tarafından teslim alındığını, faturanın içeriğine itiraz edilmediğini, sipariş sözleşmesinde ödemenin her parti malzeme tesliminde 90 günlük çekle yapılacağının açıkça yazılı olduğunu, bu açık hükme rağmen malzeme bedeline ilişkin çeklerin davacıya teslim edilmediğini, dolayısı ile ödeme yapılmamış olduğunu, çek nakit para gibi bir ödeme aracı olduğundan borçlu tarafından keşide edilerek alacaklıya teslim edildiği anda tedavüle girdiğini ve aynı zamanda alacaklının ticari hesaplarında borçlunun borcunun çek tutarı kadar azaldığını, çekin teslim edildiği anda ödeme yapılmış olduğunu, çekin ilerideki bir tarihte tahsil edilecek bir şekilde verileceğinin kararlaştırılmış olmasının borçluyu o çeki düzenleyerek alacaklıya teslim etme borcundan kurtarmayacağını, davacının tüm ihtarlara rağmen borcunu ödemeye yanaşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 4. Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/109 E. sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalıya yönelik Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2017/320 E. sayılı dosyasında 29.11.2016 tarihli 283.372,28 USD bedelli faturaya dayanarak 09.01.2017'de icra takibi başlattığını, kendilerince Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/42 E. sayılı davada borçlu bulunmadıklarının tespiti istemiyle dava açıldığını, takibe dayanak faturanın taraflar arasındaki 22.03.2016 tarihli sözleşme temelinde teslim edilmeyen malzemeler için düzenlenmiş olduğunu, faturaya konu malzemelerin davalıya teslim edilmemesinin sorumlusunun sözleşmeye aykırı koşullar ileri sürerek teslime engelleyen takip alacaklısı olduğunu, taraflar arasındaki anlaşmanın 2. maddesinin "her parti malzeme tesliminde 90 günlük çek" biçiminde olduğunu ve 29.11.2016 tarihli faturada belirtilen malzemelere dek alış verişin sözleşmenin bu maddesi temelinde sürmesine karşın takip alacaklısının gönderdiği 16.11.2016 tarih 21909 sayılı ihtar ile bu ve bir başka sözleşme nedeniyle bakiye borcun ayrıca muaccel hale gelen alacağın olduğu ve iki gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtara cevaben 21.11.2016 tarih 15146 sayılı ihtarda taraflar arasında 30.09.2016 tarihli cari hesap mutabakat protokolü gerçekleştirildiğini, ödemelerin hiç bir aksama olmaksızın sürdüğünü, diğer sözleşmeden kalan bedeli hesaplarına yatırıldığı, hırdavatlarla ilgili yapılan sözleşmede ödemelerin her parti tesliminde 90 günlük çek ile yapılacağının belirtilmiş olduğunu, davacının bakiye ve muaccel hale gelen borcun ödenmesi ve peşin ödeme ısrarını 23.11.2016 tarihli e-mailinde sürdürdüğünü, takip alacaklısının sözleşmeye aykırı olarak 283.372,28 USD bedelli faturayı peşin ödemeli olarak kestiğini, faturanın 02.12.2016 tarihli ihtarla iade edildiğini, malzeme tesliminin gerçekleşmemesinin sorumlusunun davacı olduğunu, malzemeler teslim edilmiş olsaydı bile sözleşmeye göre 90 günlük vadesi gelmeyen faturaya dayalı olarak haksız takip yapıldığını savunarak davanın reddi ile % 20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dava yönünden, takibe konu her üç faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu gibi faturaların içeriği malzemelerin davalıya teslim edildiği hususunun davalının kabulünde olduğu, uyuşmazlığın ise bu fatura bedellerinin ödeme şeklinden kaynaklandığı, taraflar arasında imzalanan 22.03.2016 tarihli sözleşmede ödemenin her parti tesliminde 90 günlük çek ile yapılacağı ön görülmüş olmakla yapılan bilirkişi incelemesinde takibe konu edilen faturalardan daha önce aynı sözleşme kapsamında düzenlenen faturaların beş ayrı grup halinde vadeli çeklerle ödemelerinin yapılmış olduğu, beşinci dönem çekle yapılan son ödemelerin 21.09.2016 tarihi ile 29.11.2016 tarihleri arasında düzenlenmiş olan faturalara ilişkin olduğu görülmekle takibe konu edilen 30.09.2016 tarihli, 04.10.2016 tarihli ve 05.112016 tarihli faturaların bu dönem içerisinde bulunmasına rağmen sözleşmede ön görülen şekilde 90 gün vadeli çek verilmek suretiyle fatura bedellerinin davalı tarafça ödenmemiş olduğu, bilirkişi incelemesinde bu fatura bedellerini kapsayacak şekilde gerek 09.12.2016 takip tarihi ve gerekse 22.12.2016 dava tarihinden sonra olmak üzere 29.12.2016, 02.01.2017 ve 02.02.2017 tarihlerinde toplam 55.939,25 USD davalı tarafından davacıya banka havalesiyle ödeme yapıldığı tespit edilerek bu ödemelerin fatura tarihlerinden itibaren 90 günlük vade içerisinde olduğundan takip tarihinde alacağın muaccel olmadığı kabul edilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde en son teslim edilen malzemelere ilişkin düzenlenmiş olan takibe konu faturalar yönünden davalının sözleşme gereği edimini 90 gün vadeli çek vermek suretiyle yerine getirmesi gerektiği halde takip tarihi itibariyle bu edimini yerine getirmediğinin anlaşıldığı, bu kapsamda takip tarihi itibariyle alacağın muaccel olduğu, davalı tarafından takip tarihinden ve dava tarihinden sonra banka havalesi ile yapılan ödemelerin ancak icra müdürlüğünce infaz aşamasında nazara alınabileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne; birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/42 E. sayılı menfi tespit ve birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/109 E. Sayılı itirazın iptali davası yönünden; 22.03.2016 tarihli sözleşmede malzemelerin satıcının Adana fabrikasında teslim edileceği ve her parti tesliminde 90 günlük çek ile ödeme yapılacağı kabul edilmiş olup takibe konu edilen 29.11.2016 tarihli faturanın sözleşme kapsamında düzenlenmiş olan son fatura olduğu ve bu fatura içeriği malzemelerin sözleşme gereği teslimi gereken son grup malzemeler olduğu dosya içeriği ve taraf beyanlarından anlaşıldığı, sözleşmenin 9. maddesinde ise sipariş edilen malzemelerin hazır edildiğine dair bilginin alıcıya yazılı olarak ulaştırıldıktan sonra alıcının malzemeleri bir hafta içinde teslim almadığı takdirde yüklenicinin faturalama yaparak ödeme vadesini başlatma hakkına sahip olduğu, taraflar arasındaki e posta yazışmalarının tetkikinde satıcı ... ... A.Ş tarafından alıcı ... A.Ş'ne gönderilen 21.11.2016 tarihli e-postada 22.03.2016 tarihli siparişin sevk için hazır olduğu ödemesini yaparak malzemelerin teslim alınmasının istenildiği, ... A.Ş. tarafından ... A.Ş. 'ye gönderilen aynı tarihli e-postada ise kalan ikinci parti hırdavatın imalatının tamamlandığı ve sevk edilmeye hazır durumda olduğu ifade edilen hırdavatların aşağıda belirtilen miktarda ve belirtilen şantiye adreslerine gönderilmesi, ödemelerin sözleşmede belirtildiği gibi her parti tesliminde 90 günlük çek ile yapmayı sürdüreceklerinin ifade edildiği, ... A.Ş. tarafından gönderilen 23 Kasım 2016 tarihli e-postada ise malzemelerin teslim yerinin Adana'daki fabrikaları olduğu, ürünlerin fabrika sahasında teslim edileceği, 22.03.2016 tarihli sözleşme kapsamında teslim edilen malzemelerin ödemelerinin halen yapılmamış olduğunun belirtildiği, ... A.Ş.'nin 24.11.2016 tarihli e-postasında ise siparişlerini sözleşme temelinde yerine getirmeye davet ettiklerinin ifade edildiği, taraflar arasındaki 22.03.2016 tarihli sözleşmeye konu son parti malzemenin sözleşmede ön görüldüğü şekilde satıcının fabrikasında teslim için hazır olduğu, ödemesinin yapılarak teslim alınması yönünde satıcı tarafından alıcıya gönderilen 21 Kasım 2016 tarihli e posta ile sözleşmenin 9 uncu maddesinde ön görülen alıcıya malzemelerin hazır olduğunun yazılı olarak ulaştırılması koşulunun yerine getirildiği, e-postada belirtilen "ödemesini yaparak" ifadesinin peşin ödeme olarak nitelendirilemeyeceği, 90 gün vadeli çek teslimi ile ödeme yapma koşulunun yerine getirilmiş olacağı, alıcı tarafından aynı tarihli e postada malzemelerin şantiye adreslerine gönderilmesi talebinin sözleşmede ön görülen teslim şekline uygun olmadığı, bu kapsamda sözleşmenin 9 uncu maddesi gereğince malzemelerin hazır olduğuna dair bilginin alıcıya yazılı olarak ulaştırıldıktan sonra bir hafta içinde teslim alınmadığı takdirde yüklenicinin fatura düzenleyerek ödeme vadesini başlatmasına ilişkin koşulun gerçekleştiği Mahkemece kabul edildiği, bu kapsamda satıcı ... A.Ş. tarafından 21 Kasım 2016 tarihinden itibaren bir haftalık sürenin sonunda 29.11.2016 tarihinde teslim alınmayan mallara ilişkin fatura düzenleyerek sözleşmede öngörülen 90 günlük ödeme vadesini başlatabileceği, bilirkişi incelemesinde takip tarihi itibariyle 29.11.2016 tarihli fatura bedeli dahil ... A.Ş.'nin ... A.Ş.'den 337.296,01 USD alacağının bulunduğu, takipten sonra ve keza davadan sonra yapılan ödemelerin en son tarihli dava konusu 29.11.2016 tarihli faturaya mahsuben yapılmadığı, daha önceki tarihli faturalara istinaden yapılan ödemelerden sonra takibe konu 29.11.2016 tarihli 283.372,28 USD bedelli faturayı kapsayacak şekilde satıcı ... A.Ş'nin alıcı ... A.Ş.'den 298.188,80 USD alacağının bulunduğu tespit edilmiş ise de sözleşmenin 9 uncu maddesi kapsamında teslim alınmayan malzemelere ilişkin fatura düzenlenerek ödeme vadesinin 29.11.2016 tarihinde başlatıldığı, alacağın ancak 90 günlük vadenin sonunda muaccel hale geleceği bu kapsamda fatura tarihine 90 gün ilavesi ile 27/02/2017 tarihinde alacak muaccel olduğu halde 29.11.2016 tarihli faturanın 09.01.2017 tarihinde Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2017/320 E. sayılı takibine konu edildiği, bu kapsamda takip tarihi itibariyle ve keza 17.01.2017 menfi tespit dava tarihi itibariyle takibe konu alacağın istenebilir olmadığı gerekçesiyle itirazın iptali davasından daha önce ... A.Ş. tarafından açılmış olan ve kanıtlanan menfi tespit davasının kabulüne, takip tarihi itibariyle ve hatta 10.02.2017 dava tarihi itibariyle muaccel olmayan alacağa ilişkin yapılan ilamsız takibe dayalı olarak açılan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/109 E. sayılı itirazın iptali davasının reddine; birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1019 E. sayılı dosyası yönünden; 26.12.2016 tarihinde açılan dava ile aynı takibe yönelik davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edildiği, menfi tespit davasında ileri sürülen hususlar daha önce açılmış olan itirazın iptali davasına cevap kapsamında ileri sürülerek Mahkemece değerlendirilebileceği, itirazın iptali davasından daha sonra açılmış olan menfi tespit davasında davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1019 E. sayılı davasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ve 115 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V.TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava ve birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/109 E. sayılı davası taraflar arasındaki hurda alış veriş ticareti kapsamında faturalara dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine, birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1019 E. sayılı ve birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/42 E. sayılı davaları aynı faturalara dayalı menfi tespit istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 ve 72 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, temyize konu asıl davada temyize konu miktar 157.815,00 TL'dir. İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyize konu Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından asıl davada davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/109 E. sayılı dosyada ve birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/42 E. sayılı dosyalarında taraf vekillerinin, temyiz itirazlarının incelenmesinde; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı vekilinin temyiz isteminin MİKTARDAN REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/109 E. sayılı dosyada ve birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/42 E. sayılı dosyalarında taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden ... Enerji İnş. Tic. ve San. A.Ş.'ye yükletilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ... Enerji İnş. Turizm ve Tic. A.Ş.'ye iadesine, 11.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5559, K. 2024/8956, T. 11.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-5559-e-2024-8956-k-a528cdce0010