İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/421 E. 2025/806 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/421
Karar No
2025/806
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/421 Esas KARAR NO : 2025/806 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 28/02/2024 KARAR TARİHİ : 14/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketinin yetkili acente olan .... Hizmetleri A.Ş. ve müvekkilimin de üyesi olduğu ... Derneği (.... olarak anılacaktır) arasında müvekkil lehine sigorta sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmenin, "Tek Yetkili" şerhi düşülerek ... Hizmetleri A.Ş. tarafınca imzalandığını, somut durumda müvekkili ....'ın, ... Hastanesi'nin 15/03/2023 tarihli muayenesi sonucunda; "Koroner arter hastalığı ve ileri periferik arter hastalığı sebebi ile Sınıf 1 pilotaja" elverişli olmadığının bildirildiğini, yine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın .... sayılı 24/08/2023 tebliğ tarihli yazısı uyarınca da müvekkilin belirtilen hastalıkları sebebi ile uçuşa elverişli olmadığının tespit edildiğini, davalılardan ... Sigorta A.Ş.'nin yetkili acentesi olan ... Hizmetleri A.Ş. ile yapılan sigorta sözleşmesi uyarınca belirtilen hastalıkların teminat kapsamında olduğunu, Sigorta sözleşmesine konu olan tazminat ödeme sorumluluğunun da Hava Sağlık Birimi karar yazısı ile muaccel hale geldiğini, bu durumda da poliçe kapsamında belirlenen sigorta bedelinin sözleşme uyarınca müvekkiline ödenmesi zorunluluğunun doğduğunu, bu duruma ilişkin hem acenteye hem de davalı diğer sigorta şirketine başvuru yazıları gönderildiğini, ancak her iki taraftan da başvurulara dönüş yapılmadığını, bu sebeple de hukuki süreci bir üst aşamaya taşıma zorunluluğunun doğduğunu, ilgili şirketlere karşı arabuluculuk başvuruları yapıldığını ancak yine de olumlu sonuç alınamadığını, son çare olan işbu davayı ikame etmek zorunluluğu hasıl olduğunu, yetkili acente tarafından düzenlenmiş poliçeye göre; Lisans Kaybı Teminatı poliçe kapsamına alınmış olup sigorta bedelinin de 100.000,00 USD olarak belirlendiğini, söz konusu poliçenin ilerleyen kısımlarında ise; "Sigorta bedel ve primleri 1 USD=18.253300 TL MERKEZ BANKASI döviz satış kuru alınarak hesaplanmıştır." şeklinde düzenleme yapıldığını, devamında da; "United States Dollars(USD) olarak belirlenmiş hasar tazminatı, bu tazminat miktarının aynısını satın almayı sağlayacak kadar olmak üzere, ödemenin yapıldığı tarihte T.C. Merkez Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası olarak ödenir. Tazminatın bu prensip ile ödenebilmesi için sigorta ücretinin de; 1) United States Dollars(USD) olarak ödenmesi veya, 2) Aynı miktar United States Dollars(USD) satın almayı sağlayacak kadar olmak üzere, prim ödemesinin yapıldığı tarihte T.C. Merkez Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası(TL) olarak ödenmesi şarttır." denildiğini, bu durumda, sigorta sözleşmesi kapsamında bir hastalık sebebiyle lisans kaybı söz konusu olup bu kayıbın da olaya konu poliçe kapsamında düzenlenmiş bir teminat olduğunu, bu durumda müvekkilinin poliçe kapsamında kendisine ödenmesi beklenen teminat bedelini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, davaya konu poliçe sözleşmesi kapsamında belirlenen teminat miktarının şimdilik 100,00 USD'nin, müvekkiline davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Söz konusu olaya ilişkin zamanaşımı süresi dolduğunu, söz konusu uyuşmazlığı çözümle yetkili mahkemeler sigortacının merkezinin bulunduğu yer mahkemeleri olduğunu, davalının ... Sigorta A.Ş.'nin genel merkezi Ataşehir/İstanbul olduğunu, anılan nedenlerle huzurdaki dava yetkisiz mahkemece açılmış olup uyuşmazlığı çözmekle yetkili mahkemeler İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davalı şirket tarafından sigorta ettirenin .... Derneği, sigortalısının ise ... olduğu .... poliçe numaralı ve 14/09/2022 -14/09/2023 vade tarihli Pilot lisans kaybı Poliçesi tanzim edildiğini, davalı şirketin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, ilgili poliçeden anlaşılacağı üzere teminat limiti 100.000,00-USD olarak belirtildiğini, poliçede azami teminat limitinin yazılı olması bu miktarın her halükarda ödeneceği anlamına gelmediğini, poliçe özel şartları uyarınca davacı tarafın talepleri poliçe teminatı kapsamında olmadığını, poliçede 61 yaş ve üzerindeki kişiler kapsamında yalnızca kaza sonucu bedensel yaralanmalar için teminat verildiğini, davacı taraf, pilotluk lisansını 63 yaşında diyabet hastalığına bağlı insulin kullanması, koroner arter hastalığı ve ileri periferik arter hastalığı nedeniyle kaybetmtiğini davacı tarafın 61 yaş üzerinde olup ANİ bir olay sonucu pilot lisansını kaybettiğini, davacı tarafın uzun yıllar boyunca süregelen insuline bağlı diyabet hastası olması, koroner arter hastası olup hatta ve hatta bu hastalığın tedavi yöntemi olarak 5 adet stent takılması, damar duvarında yıllar içerisinde sigara, kolesterol vb. faktörlere bağlı olarak gelişen plakların yarattığı damar sertliği sonucu oluşan Periferik arter hastalığına da sahip olması dikkate alındığında ANİ BİR KAZA olayından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesinde dahi davacı taraf hastalık sonucu lisans kaybının gerçekleştiğini belirttiğini, davacı taraf poliçe öncesi beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, poliçede "var olan gerçekler" klozu mevcut olduğunu yani, poliçe yapılmadan önce var olan gerçeklere karşı poliçe himayesi sağlanmayacağını, TTK 1435 ve 1439/2 gereğince önemli tıbbi kayıt ve bayılma bilgileri sigorta poliçesi yaptırılmadan sigortacıdan saklandığını, davacı tarafın uçuşa elverişli olmadığını, pilotluk lisansının kaybedileceğini bildiği halde kötü niyetli olarak poliçe düzenlediğini, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu olay sigorta hukuku alanında uzman bilirkişi heyetince TTK 1435. ve ttk 1439/2. maddeleri de dikkate alınarak incelenmesi gerektiğini, ayrıca poliçedeki "var olan gerçekler" klozu değerlendirecek gerekirse akademisyen bir bilirkişi heyetinden görüş alınması gerektiğini, davacı tarafın tüm tedavi ve hastalık geçmişine ilişkin delillerin mahkeme aracılığıyla toplanarak Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi tarafından incelenmesi ile bu inceleme sonucu belirlenecek hususların Sigorta hukuku alanında uzman bilirkişilerce irdelenmesi gerektiğini belirterek; davanın zamanaşımı ve yetki yönünden USULDEN REDDİNE, davacı tarafından talebe dayanak tüm bilgi ve belgeler dosyaya sunulana dek esasa ilişkin beyanda bulunma hakkımızın saklı tutulmasına, eldeki mevcut bilgi ve belgelerle yapmış olduğumuz inceleme neticesinde tespit edilen hususlar ve açıkladığımız nedenler doğrultusunda poliçe Özel ve genel şartlarının sağlanamaması nedeniyle davanın ESASTAN REDDİNE, gerekli tedavi geçmişine yönelik evrakların temini akabinde SİGORTA HUKUKU ALANINDA UZMAN bilirkişiden rapor alınmasını, dava açılmasına sebebiyet vermediğimiz için masraf, vekalet ücreti ve faizle sorumlu tutulmamamıza, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava, Tazminat istemine ilişkindir. Dava şartları bakımından HMK.nın 114 ve 115. maddeleri gereğince re'sen yapılan inceleme sonucunda; Dosya üzerinde yapılan inceleme sırasında arabuluculuk son tutanak aslının dosya içeriğinde olmadığı anlaşılmıştır. 7155 Sayılı Kanunla TTK’na 5/A maddesi eklenmiş ve anılan kanun hükmü ile ticari davalarda arabuluculuk dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir: 6102 Sayılı TTK 'nun 5/A maddesi (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.(28/03/2023 tarihli ve 7445 Sayılı Kanunun 31.inci maddesiyle bu fıkrada yer alan "paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında" ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında" şeklinde değiştirilmiştir" (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir. HUAK m. 18/A (2) hükmünde dava şartı arabuluculuğa mutlaka dava açmadan önce başvurulması zorunlu tutulmuştur. Mahkeme, dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvurulmadığını tespit etmesi halinde davayı dava şartı yokluğundan usulden reddeder. 235 sayılı HUAK m. 18/A (2) hükmünün kesin anlatımı nedeniyle tarafların dava şartı arabuluculuğa başvurmaları için HMK m.115’te öngörülen bir haftalık kesin süre veremez. Dava şartı arabuluculuğa başvurulup başvurulmadığına dava tarihi itibariyle bakılır. HMK 114/2 ye göre 2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir. Davacı tarafından yukarıda anılan mevzuat uyarınca dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurulmadığı, buna ilişkin tutanağın sunulmadığı görülmüştür. Söz konu dava şartı tamamlanabilir bir dava şartı da değildir. Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; Ticari davalarda alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edildiği, her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde ... ve ... arabuluculuk numaralarını bildirmiş ise de işbu arabuluculuk dosyalarının tarafları ile mahkememiz dosyasının taraflarının farklı olduğu, davacı vekiline arabuluculuk son anlaşamama tutanağı sunması için duruşma gününe kadar süre verildiği ancak davacı vekilince verilen kesin sürede arabuluculuk anlaşamama son tutanağının ibraz edilmediği, iş bu davanın 28/02/2024 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle arabulucuya başvurulmaksızın davanın açıldığının sabit olduğu, bu itibarla arabulucuya başvurulmaksızın açıldığı sabit olan davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın 6102 sayılı TTK.nın 5/A-1, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince hesaplanıp takdir olunan 3.117,64-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ÖDENMESİNE, 5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının HMK m.333 hükmü gereği ilgilisine İADESİNE, 6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/07/2025 Katip ... ¸¸ Hakim ... ¸¸

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/421, K. 2025/806, T. 14.07.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-421-e-2025-806-k-06cb2d2c0eb4