Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4583 E. 2024/6731 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4583
Karar No
2024/6731
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1206 Esas, 2023/783 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü ( Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/82 E., 2019/1036 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların halen Bursa'da yer alan ve üzerinde iki adet fabrika bulunan bir taşınmazın eşit hisseli malikleri olduklarını, evveliyatta bu taşınmaz üzerinde tek bir fabrika binası ve tarafların şirketi olan Teksmak Mak. Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti. faaliyet göstermekte iken, İzteks Tekstil Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı bir şirket daha kurulduğunu, bilahare ortaklıklarına son verdiklerini, fabrikanın ortasına bir duvar örerek binayı ikiye ayırdıklarını ve bir kısmında davalı Teksmak Ltd. Şti., diğer kısmında davacı İzteks Ltd. Şti. olarak faaliyet göstermeye başladıklarını, tarafların şirket ortaklıklarına son verdiklerinde 11.01.2001 tarihli iki sözleşme tanzim ve imza ettiklerini, sözleşmeye göre Yurtbank Bankasının mudisi davalının of shore hesabında bulunan 204.198,05 TL paranın 1/2'sinin davacıya ait olduğunu ve paranın bankaca ödenmesi durumunda alınan paranın 1/2'sinin de davalı tarafından davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı tarafından ikame edilen davanın önce reddedildiğini, kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/313 E., 2010/561 K. ve 11.10.2010 tarihli ilamı ile davalının kabulüne karar verildiğini ve kararın Yargıtay tarafından onandığını, davalı tarafından ilam Bursa 2. İcra Müdürlüğünün 2010/17464 E. sayılı icra dosyası ile icra takibine konu edildiğini, davalı avukatınca 04.11.2011 tarihinde icra dosyasından 1.278.391,67 TL tahsilat yapıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 204.198,05 TL asıl alacak ve 937.235,50 TL faiz olmak üzere 1.141.433,55 TL’nin 1/2'si olan 570.716,77 TL’nin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, ancak davalının avukatına ödediği vekalet ücreti taraflarınca bilinmediğinden şimdilik 400.000 TL’nin talep edildiğini ileri sürerek her türlü hesap hataları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 400.000,00 TL alacağın, davalı tarafından icra dosyasından alındığı 04.11.2011 tarihinden işleyen avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 24.06.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle müddeabihi 497.706,90 TL'ye yükselterek bu tutura 04.11.2011 tarihinden itibaren olmadığı takdirde 07.01.2012 temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından dava konusu edilen alacağın ortaklıktan ayrılma kapsamında kalan sözleşmelerden biri olduğunu, davacının ortaklığın sonlandırılmasından sonra hiçbir sözleşme ve alınan kararlara uymadığını, müvekkilinin davacıdan olan alacaklarının davacı tarafça ödenmediğini, karşılıklı borçlar yükleyen sözleşmede kendi edimini yerine getirmeyen davacının müvekkilinden edimini yerine getirmesini talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında ortaklık bulunduğu, ortaklıklarına son taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalının Yurt Bankası off shore hesabında bulunan paranın 1/2 sinin davacıya ait olacağının kararlaştırıldığı, davalının off shore hesabındaki paranın tahsili amacıyla Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2010/313 E. sayılı dosya ile açılan davada lehine hüküm kurulduğu ve mahkemece hükmedilen alacağın tahsili amacıyla Bursa 2. İcra Müdürlüğü 2010/17464 E. sayılı dosya ile takip başlatılıp, alacağın davalı tarafça tahsil edildiği, dosyada davalının Avukat ... Davarcı ile hem asıl dosya hem de icra dosyası için ayrı ayrı vekalet ücreti kararlaştırılan sözleşme bulunduğu, dava dışı TMSF tarafından davalıya toplam 1.173.010,10 TL ödemede bulunulduğu, davalı ile avukatı arasında imzalanan ücret sözleşmesi gereği ödenecek vekalet ücretinin bu miktardan mahsubunun gerektiği, avukatlık ücret sözleşmesinin incelenmesinde davalının, davanın kazanılması halinde %20, ilamın icraya konulması halinde anaparanın %20'si oranında vekalet ücreti ödemeyi taahhüt ettiği, dava ve icra takipleri için ayrı ayrı ücret kararlaştırılmasında engel bulunmadığı, TMSF’ce ödenen bedelin %20'sinin 234.602,00 TL'ye, icra takibine konu olan asıl alacağın %20'sine tekabül eden 40.839,00d TL'nin mahsubu ile alacağın 448.724,25 TL olduğu, davalıya off shore hesabından kaynaklı faiz gelirini beyan etmediğinden vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarh edildiği, davalı tarafça Bursa 1. Vergi Mahkemesi nezdinde iptal davası açıldığı, davanın reddedildiği, kararın kesinleştiği, yukarıda hesap edilen 448.874,25 TL'den, ödenmesi gereken gelir vergisinin mahsubunun gerektiği, ancak vergi aslı dışındaki ferilerden davacıyı sorumlu tutmaya olanak bulunmadığı, davacının yalnızca ödenmesi gereken ve gelir idaresince bildirilen vergi aslı olan 339.467,89 TL'nin 1/2 sinden sorumluluğunun bulunduğu, bu miktarın da mahsubu ile davacının 279.050,31 TL bakiye alacağının olduğu Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2010/313 E. sayılı dosyada, davalı lehine avans faizine hükmedilmiş olmakla, alacağa avans faizi yürütülmesi gerektiği, Bursa 3. Noterliği 2012/373 yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğini müteakip ödeme süresinin bitimi olan 07.01.2012 tarihi itibarıyla davalı taraf temerrüde düşürülmekle, bu tarihten itibaren faiz işletildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 279.050,31 TL alacağın temerrüt tarihi olan 07.01.2012 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte dahili davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafça dava konusu sözleşmenin taraflar arasında süregelen şirket ortaklık ilişkisinin tasfiyesi kapsamında düzenlenmiş birden fazla sözleşme ve/veya protokolden biri olduğu, davacı ortaklık paylaşımına ilişkin edimlerini yerine getirmediğinden ayrıca davacıdan alacaklı oldukları beyan edilmişse de, ne cevap dilekçesinde ne de yargılamada sunulan dilekçelerinde takas definde bulunulmadığı gibi takasa konu muaccel alacağın varlığına yönelik delile de rastlanılmadığı, bu taleplerin ayrı bir davanın konusunu teşkil ettiği, davalıların bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, dava konusu alacağın tahsilinin avukat marifetiyle sağlandığı, bunun için davalı tarafça avukatlık ücret sözleşmesine göre vekili olan avukatına ödemesi gereken avukatlık ücreti bakımından; davalı tarafından imzalanan avukatlık ücret sözleşmesinde; davanın kazanılması halinde %20 avukatlık ücreti ödemeyi kabul ettiği, kazanılan davanın icra takip işlemleri için davadan bağımsız ayrı olarak miktarın tahsilindeki anapara üzerinden %20 avukatlık öcreti ödeneceği kararlaştırıldığının görüldüğü, bu durumda, davalı tarafın dava vekalet ücreti için % 20, icra takibi için ödeyeceği avukatlık ücretinin ise ana para üzerinden %20 olduğunun anlaşıldığı, bu durumda sözleşmede davanın kaybedilmesi halinde 15.000.00 TL ücret ödeneceği şartı nedeniyle “avukatlık ücret sözleşmesinin (ücretin %25 geçmemesi nedeniyle) geçerli olacağı, dava ve icra takipleri için ayrı ayrı ücret kararlaştırılmasında engel bulunmadığı, kararlaştırılan avukatlık ücretinin aşırı oransız olmadığı gibi davalı tarafın avukatlık sözleşmesi akdederken davacı tarafın zararına hareket etme kastıyla hareket ettiği de kanıtlanamadığı dikkate alındığında davacının bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, dava konusu alacağa ilişkin olarak davalı mudinin elde ettiği avans faizi gelirini beyan dışı bıraktığından dolayı vergi dairesince tarh edilen vergi ziyaı ve cezalı gelir vergisinden dolayı davacının sorumluluğunun vergi aslı ile sınırlı olup, bu borcun 1/2’sinden sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği, dolayısıyla davalı mudinin kendi kusuru ile verdiği zarar olan vergi cezası tutarından davacının sorumluluğunun bulunmadığı, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davalı tarafa ödenen toplam miktarın (204.198.05 TL+937.235,50-TL+31.576.48) 1.173.010,10 TL olup, avukatlık ücret sözleşmesi gereği (dava için %20, icra takibi asıl alacağı için %20 olmak üzere) davalı taraf vekili için ödenmesi gereken toplam avukatlık ücretinin (234.602 TL + 40.839 TL) 275.441,60 TL olup gelir idaresince bildirilen vergi aslı olan 339.467,89 TL olmak üzere toplam 614.909,49 TL’nin davalıya yapılan ödeme olan 1.173.010,10 TL’den mahsubu sonucunda kalan 558.100,61 TL'nin 1/2'si 279.050,31 TL olarak hesaplandığı, dava konusu sözleşmede alacağın ödenmesinin belirli bir vadeye bağlanmadığı gibi davacının davadan önce davalıya keşide ettiği ihtarnamede ödenmesi gereken herhangi bir alacak tutarından bahsedilmediğinden dava konusu alacağın ödenmesi konusunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nunn (6098 sayılı Kanun) 117 inci maddesi anlamında usulüne uygun ihtar yapıldığından söz edilemeyeceğinden dava tarihi itibariyle temerrüdün oluştuğu sonuç ve kanaatine varıldığı, öte yandan dava konusu alacağın ticari nitelikte olmadığı, tarafların ticari işletmesinden de kaynaklanmadığı gözönüne alınarak hükmedilen alacak tutarına temerrüt tarihi olan dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde avans faizine hükmedilmesinin de doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin başvurusunun ise kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, 279.050,31 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2. 6098 sayılı Kanun'un 117 inci maddesi 3. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 164 üncü maddesi

3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 24.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4583, K. 2024/6731, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-4583-e-2024-6731-k-26b8192dbf0c