Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2695 E. 2025/1678 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2695
Karar No
2025/1678
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1774 E., 2024/874 K. DAVA TARİHİ : 20.02.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/460 E., 2022/75 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin tüketici sıfatıyla kendi tasarrufunda kullanmak üzere 19.01.2015 tarihli satış sözleşmeleri ile üç adet taşınmazın satın alınması yönünde davalı ile anlaştığını ve 250.000 USD bedelin ödendiğini, taşınmazların devrinin yapılacağı 31.07.2016 tarihinin geçmesine rağmen davalı şirketin taşınmazların devrini yapmadığı gibi taşınmaz bedellerini de iade etmediğini, bunun üzerine 250.000 USD tutarında icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirketin borca ve tüm fer'ilere haksız itiraz itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı ile müvekkili arasında haricen düzenlenmiş taşınmaz satış vaadi sözleşmesi bulunduğunu, söz konusu sözleşmenin resmi şekilde yapılmamış olduğundan geçersiz olduğunun ileri sürüldüğünü, ancak davacı tarafından davalı müvekkili aleyhine 13.09.2019 tarihinde takip başlatıldığını, nihai teslim tarihi olarak belirlenen 31.01.2017 ile takip tarihi arasında iki yıldan uzun süre geçtiğini, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu satış sözleşmesinin adi yazılı şekilde yapılmış olduğu, resmi şekilde yapılmadığı için hukuken geçersiz olduğu, bu haliyle tarafların verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebileceği, davacının davalıya toplam 250.000 USD ödediğinin dosyaya sunulan banka dekontu ile sabit olduğu, taşınmazın davalı şirket tarafından taahhüt edilen sürede teslim edilemediği, başlatılan icra takibine yapılan itirazın 250.000 USD yönünden haksız olduğu, alacağın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) madde 146'da öngörülen on yıllık genel zamanaşımı süresi içinde her zaman iadesinin istenebileceğinden davalı vekilinin zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, takip dosyasında davalının itirazının 250.000,00 USD asıl alacak bakımından iptaline, 250.000,00 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek devlet bankalarının USD cinsinden 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte aynen veya fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı olarak devamına, dava konusu asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 286.415,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından takip tarihinden önce bildirim yapılmadığı, davalının takipten önce temerrüde düştüğünün ispat edilmediği gerekçesiyle, tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Mahkemece, faiz başlangıç tarihinin davalının sebepsiz zenginleştiği 20.01.2015 tarihi olarak kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, davalı borçlunun kötüniyetli olduğu sabitken faizin başlangıç tarihinin takip tarihi olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, geçersiz taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan alacağın sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle 6098 sayılı Kanun'un 117. maddesi uyarınca davacı tarafça davalının kötüniyetli olduğu ispat edilemediği gibi, dava tarihinden önce davalıdan talepte bulunulduğuna ilişkin herhangi bir belge ibraz edilmediği, bu itibarla davalının takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2695, K. 2025/1678, T. 17.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-2695-e-2025-1678-k-bec6445f0819