Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3831 E. 2024/6000 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3831
Karar No
2024/6000
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1119 Esas, 2022/2006 Karar HÜKÜM : Davanın reddi MAHKEMESİ : Pazarcık 1.Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/801 E., 2021/118 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine, ancak kamu düzeni gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın 02.07.2015 tanzim, 03.09.2016 vade tarihli, 255.000,00 TL bedelli bononun lehtarı, borçlunun müvekkili olduğunu, davalının bahse konu bono nedeniyle Pazarcık İcra Müdürlüğünün 2016/465 E. sayılı dosyası ile takip başlattığını, ödeme emrinin müvekkiline 10.10.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafın zirai ürün ticari yaptığını, müvekkilinin davalıdan vadeli olarak tarım ürünleri aldığını, bu sebeple davalıya ilgili bonoyu verdiğini, davalının takibe koyduğu senet miktarı kadar müvekkilinden alacağının bulunmadığını, müvekkilinin mülkiyeti üçüncü kişi olan ...'a ait olan araziyi kiracı olarak kullanarak araziden elde ettiği buğday ve pamuğu davalıya sattığını, ürün satış bedelinin müvekkiline ödenmeyerek bu borçtan tahsil edildiğini, bu hususun davalı tarafından kesilen müstahsil fatura ile sabit olduğunu, bu faturanın her ne kadar ... adına kesilmiş ise de; bu durumun müvekkili ile ... arasında yapılan arazi kira sözleşmesindeki doğrudan gelir desteğinin arazi sabihine ait olacağına ilişkin anlaşmadan kaynaklı olduğunu, müvekkili davalı tarafa 192.700,00 TL buğday ve pamuk olarak, 60.000,00 TL'nin ise davalının talimatı ile davalı şirket sahibinin oğlu ... ...'e 11.12.2015 tarihinde nakit olarak ödendiğini, müvekkilinin davalıya 2.300,00 TL borcunun kaldığını, bu nedenle müvekkilinin davalıya 255.000,00 TL borcu olmadığının tespitine, alacaklının %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, icra takibinin durdurulmasına ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun)'nun 119/1-b maddesinde belirtildiği üzere davacının açık adresinin bulunmasının zorunlu olduğunu, bu eksikliğin giderilmesi gerektiğini, icra takibinin konusu oluşturan kambiyo senedinin 255.000,00 TL bedelli olduğunu, davanın 10.000,00 TL üzerinden açılmasının usule aykırı olup, eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, takibin dayanağının kambiyo senedi olduğunu, davacının müvekkili şirket ile aralarındaki ticari ilişkiyi kabul ettiğini, davacının belirtmiş olduğu iddiaların soyut olduğunu, taraf olmadığı bir ilişkiyi öne sürerek hak iddia etmeye çalışmasının kanunen kabul edilmesinin mümkün olmadığını, 6100 sayılı Kanun'un 200 üncü maddesi gereğince davacının ödemelerin yapıldığına dair soyut iddialarını ispata yarar hiçbir somut belge ve evrak sunmadığını, bu konuda tanık dinletmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davanın reddine, davacının %20 oranından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında ticari ilişki olduğunun her iki tarafında kabulünde olduğu, kambiyo senedi ile borç altına giren kimsenin borçlu olmadığını ispat etmekle yükümlü bulunduğu, ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu, davacı tarafça sunulan 60.000,00 TL bedelli makbuz yönünden makbuzun incelemesinde herhangi bir açıklama bulunmadığı, açıklamasız havale borç ödemesi sayılmakla birlikte davacı tarafça takibe konu bono için ödendiğinin ispat edilemediği, yine davacı tarafça münhasıran davalı tarafın ticari defterlerine dayanılmadığından davalının ticari defterlerini ibraz etmemesinin aleyhine değerlendirilemeyeceği, davacının borçlu olmadığını ve senedin bedelsiz olduğunu dosya kapsamında yazılı delille ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, tedbiren takip durdurulmadığından ve davanın reddine karar verildiğinden tarafların karşılıklı olarak icra inkar ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delil olarak karşı tarafın ticari defterini sunduğunu, kendilerinin defteri delil olarak kabul ettiklerini, tacir olan davalı tarafın müvekkilden almış olduğu mallara karşı müstahsil makbuzu verdiğini, bu mallar için herhangi bir para ödemesinin de yapmadığını, davalı şirket sahibinin oğluna 60.000,00 TL ödeme yapıldığını, ödeme tarihinin bono tanzim tarihinden sonra ama vade tarihinden önce olup iş bu paranın başka bir borç ödemesi olduğuna ilişkin davalı tarafın bir beyanının da olmadığını, tanık Bektaş'ın beyanında; tarlasını müvekkiline kiraladığını, arazinin doğrudan desteğinin kendinse ait olduğunu, ancak mahsullerin davacıya ait olduğunu, davalı tarafından kesilen müstahsil makbuzunda kendi adının yer almasının sebebinin doğrudan gelir desteğinin kendisine ait olmasından dolayı olduğunu, ancak ürünlerin davacıya ait olduğunu ve bu ürün bedelleri için davalı tarafından kendisine hiç bir ödeme yapılmadığını beyan ettiğini, kesilen müstahsil makbuzundaki ürünlerin müvekkiline ait olup bu ürünler için davalı tarafın ödeme yapmadığını, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile menfi tespit davalarında ispat yükünün kural olarak alacaklıda olduğu, ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükünün yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşeceği, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğünün davacı borçluya ait olacağı, karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiğinin kabul edildiği, kambiyo senedinin bir ödeme aracı olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun 778'inci maddesi yollamasıyla uygulanması gereken 680'inci maddesi gereğince açık bono düzenlenebileceği ve davacının senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını da ancak yazılı delille ispat edebileceği, davacı tarafın senet nedeniyle borçlu olmadığı ve senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddiasını yazılı ve kesin delil ile ispatlayamadığı, bu durumda mahkemece, davanın açıklanan bu sebeplerle davanın reddine karar verileceği halde yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, yeninden hüküm kurularak davanın reddine, tarafların karşılıklı olarak tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yazılı belge olarak müstahsil makbuzlar ile banka dekontunun nazara alınması gerektiğini belirterek dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72'nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacının iddia ettiği ödemelerin dava konusu bonoya karşılık ifa edildiğinin yazılı belge ile ispat edilememiş olmasına göre, usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3831, K. 2024/6000, T. 04.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-3831-e-2024-6000-k-96c9a85dba7a