Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2022/1816 E. 2025/1490 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/1816
- Karar No
- 2025/1490
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/270 E., 2019/401 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak hem sanıklar hem de suça sürüklenen çocukla (teklife dönüş yapmaması nedeniyle 3 günlük zımni ret süresinde zamanaşımının durduğu dikkate alınarak) ilgili usulüne uygun şekilde uzlaştırma işlemi uygulanmasına rağmen uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede; Sanıklar yönünden Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır. 1. Sanık ... Yönünden; Bozmaya uyulmak suretiyle yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 2. Sanıklar ... ve ... Yönünden Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanıkların diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; Sanık ... ile ilgili hüküm yönünden; tekerrüre esas alınan ilamdaki Mahkeme adının ve karar numarasının ''Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesi'' ve ''2012/1235'' yerine ''Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesi'' ve ''2012/235'' şeklinde hatalı yazılması, sanık ... ile ilgili hüküm yönünden ise; bozma öncesi kurulan Bursa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği ve bu hükümde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanmamış olduğu anlaşılmakla, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sonrası kurulan hükümde 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesinde belirtilen kazanılmış hak gözetilmeden sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması, Yasaya aykırı, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. Maddesi gereği, sanık ... ile ilgili hüküm yönünden; hüküm fıkrasının tekerrür uygulamasına ilişkin paragrafında ''Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesi'' ve ''2012/235'' ibarelerinin çıkarılarak yerine ''Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesi'' ve ''2012/1235'' ibarelerinin eklenmesi, sanık ... ile ilgili hüküm yönünden ise; tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Suça sürüklenen Çocuk ... Yönünden Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğa yüklenen ''dolandırıcılık'' suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1. maddesinde öngörülen cezasının türü ve üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e, 66/2 ve 67/4 maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, suçun işlendiği 22.12.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz talepleri bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun'un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle CMK'nin 223/8. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 05.02.2025 tarihinde karar verildi.