Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/39860 E. 2023/1871 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/39860
Karar No
2023/1871
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/46 E., 2015/220 K. SUÇLAR :Resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Urla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.05.2015 tarihli ve 2013/46 Esas, 2015/220 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri ile Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/202 Esas, 2013/7 Karar Sayılı dosyasından aldığı cezanın mahsubu ile neticeten 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunlukları uygulanmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan aynı Kanun'un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası, hak yoksunlukları uygulanmasına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği, sahte kimlikten dolayı Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/202 Esas sayılı dosyasında cezalandırıldığına, önceki savunmalarını tekrar ettiğine, kararı temyiz ettiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Güzelbahçe Bölge Trafik Denetleme Amirliği ekiplerince 03.09.2011 tarihinde 06 DH 0289 plakalı aracın trafik uygulama noktasında durdurularak trafik kontrolü yapıldığı, sanığın görevli polis memurlarına şikâyetçi ...'ın kimlik bilgilerini içeren nüfus cüzdanını ibraz ettiği, ibraz edilen nüfus cüzdanı doğrultusunda şikâyetçi hakkında ehliyetsiz araç kullanmaktan trafik suç tutanağı düzenlendiği ve buna istinaden idari yaptırım kararı verildiği, ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan Urla Sulh Ceza Mahkemesi'nde kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. 2. İzmir Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığının 15.08.2012 tarih ve BLG-2012/1822 sayılı ekspertiz raporunda ; tetkik konusu trafik suç tutanağında '...' adına atılı bulunan imza ile ...'ın mukayese imzalarının yapılan karşılaştırmalarında; imzaların genel görünümleri, imzalar içerisindeki el hareketlerinin inşaaları, şahsa ait itiyatlar ve kaligrafik ve karakteristik diğer özellikler itibarıyla, aralarında farklılıklar bulunduğunun gözlenmiş olduğu, anılan imzanın mevcut mukayese imzalarına atfen, ... eli mahsulü olmadığı kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. 3.Emniyet Genel Müdürlüğü Ankara Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığının 19.03.2012 tarih ve BLG-2012/0787 sayılı ekspertiz raporunda; tetkike konu ... adına düzenlenmiş 'N11 088898' seri numaralı nüfus cüzdanı ile laboratuvar arşivinde mevcut orijinal nüfus cüzdanı örnekleri arasında yapılan karşılaştırma neticesinde; kağıt kalitesi, baskı tekniği ve kalitesi, renk tonları, mühür izininin içeriği, mikroskobik diğer bulgular yönünden fark görüldüğü, tetkike konu belgenin orijinal olmayıp, külliyen sahte olarak düzenlenmiş olduğu sonucuna varıldığı tespit edilmiştir. 4. Mahkemesince, sanık ...'ın üzerinde fotoğrafı yapıştırılmış ve şikâyetçiye ait kimlik bilgilerini içeren sahte nüfus cüzdanını kullanmak, resmi belge düzenleme yetkisine sahip görevlilere kimlik bilgileri ile ilgili yalan beyanda bulunmak suçlarını işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine hükmedilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarihi ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca, "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek açıklanan ilkeler doğrultusunda; sanık hakkında UYAP sisteminde yapılan araştırmada benzer nitelikteki fiilleri nedeniyle Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/957 Esas ve 2013/259 Karar sayılı dosyasında resmi belgede sahtecilik suçundan yargılandığının anlaşılması karşısında; UYAP üzerinden ve sair surette varsa benzer davalar da araştırılarak; sanığın eylemlerinin, her biri yenilenen kasıtla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun tespiti bakımından, mümkünse mevcut dava ile birleştirilmeleri, aksi halde dosyalar getirtilerek özetlerinin duruşma tutanağına geçirilip, bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya intikal ettirilmesi, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükmün zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde zincirleme suç ve teşdit hükümleri gözetilerek hüküm kurulması ve tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma sonucu karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. B. Sanık Hakkında Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalana Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümde; 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 250 ve 251 inci maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici beşinci maddesinin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; Hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici beşinci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici beşinci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünün (A) ve (B) bendlerinde açıklanan nedenlerle Urla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.05.2015 tarihli ve 2013/46 Esas, 2015/220 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak resmi belgede sahtecilik suçu yönünden oy birliği ile resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu yönünden Yargıtay Üyesi ...'ın Karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluğun sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan kurulan hüküm yönünden basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin bozma kararına, bozma kararının gerekçesi yönünden katılmak mümkün bulunmamıştır, zira; Sanığın trafik uygulamasında aracının durdurulması üzerine polis memurlarına Ebulas Erdoğan'ın kimlik bilgilerini içeren nüfus cüzdanını ibraz ettiği ibraz ettiği nüfus cüzdanı doğrultusunda sürücü belgesiz araç kullanmaktan trafik suç tutanağı düzenlenerek idari yaptırım kararı verildiği ve ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan dolayı hakkında kamu davası açılması üzerine şikayetçi ...'ın aracı kendisinin kullanmadığı kimlik bilgilerini başkasının kullandığı yönündeki beyanı sonrasında başka bir davaya konu edilen yine sanığın ... adına kimliği kullanırken yakalandığı belirtilmek suretiyle sanık hakkında TCK' nin 204/1, 206/1 ve 267/1 inci maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır. Mahkemece olay tarihinde görevli memurlara ibraz edilen kimlik belgesine istinaden idari yaptırım kararı uygulanmak suretiyle sanığın sahte kimlik belgesini kullanmak resmi belge düzenleme yetkisi bulunan görevlilere kimlik bilgileri ile ilgili yalan beyanda bulunmak suretiyle TCK' nin 204/1 ve 206/1 inci maddeleri uyarınca mahkumiyetine ve TCK' nin 268/1 yollaması ile 267/1 inci maddesine aykırılık suçundan açılan davada suçun unsurları oluşmadığından beraatine karar verilmiş beraat kararı yönünden temyiz bulunmadığından kesinleşmiş mahkumiyet kararları sanık tarafından temyiz edilmiştir. Evvel emirde TCK'nin 204/1 ve 206/1 inci maddelerinde yazılı suçların unsurlarına kısaca değinmek gereklidir. TCK' nin 204/1 inci maddesinde yazılı suçun oluşması için suçun maddi unsuru olan resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesi/gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi/sahte resmi belgenin kullanılması seçimlik hareketlerinden birinin gerçekleştirilmesi gerekli yeterli iken TCK' nin 206/1 inci maddesinde bir resmi belgeyi düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yalan beyanda bulunulması gerekmektedir. Öğreti ve uygulamada beyan yazılı yada sözlü açıklama olarak kabul edilmektedir. Beyanın yazılı belge düzenlenmesi sırasında yapılması zorunlu olup beyan üzerine resmi belge düzenlenmesi gereği Kanun lafzında yer almasa bile yargısal içtihatlarda suçun oluşumu için aranmaktadır. Bu noktada TCK'nin fikri içtima başlıklı 44 üncü maddesine de kısaca değinmek gerekli olup anılan maddenin birinci fıkrası işlediği bir fiil ile bir den fazla suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır hükmünü amirdir. İddianamede sanığa atfedilen fiil "sanığın trafik uygulamasında aracının durdurulması üzerine polis memurlarına Ebulas Erdoğan'ın kimlik bilgilerini içeren nüfus cüzdanını ibraz ettiği ibraz ettiği nüfus cüzdanı doğrultusunda sürücü belgesiz araç kullanmaktan trafik suç tutanağı düzenlenerek idari yaptırım kararı verildiğine ilişkindir. Yani sanığın fiili sahte nüfus cüzdanını görevli polis memurlarına ibrazdan ibarettir. Sanık yalnızca sahte nüfus cüzdanını kullanmış bu kullanım ile aynı anda resmi belge düzenlemeye yetkili kamu görevlisine yalan beyanda bulunmuştur. Diğer bir değişle sanık görevlilere ibraz ettiği sahte nüfus cüzdanı ile hem sahte nüfus cüzdanını kullanmış olması nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçunu ve hemde resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yalan beyan suçunu işlemiştir. Bu nedenle sanık hakkında TCK'nin 44 üncü maddesi uyarınca daha ağır cezayı gerektiren TCK'nin 204/1 inci maddesi uyarınca bir kez cezalandırılması gerekecektir. Anılan madde nedeniyle hem TCK'nin 204 ve hemde TCK' nin 206 ncı maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması bu madde hükmüne aykırılık teşkil edecektir. Öte yandan somut olayda TCK'nin 212 nci maddesinin de uygulanabileceği düşülür ise de; resmi belgenin başka bir suçun işlenmesi sırasında kullanılması değil bizatihi trafik uygulama noktasında sahte nüfus cüzdanının görevli polislere ibrazında kullanılmış olması karşısında TCK' nin 44 üncü maddesi nazara alındığında olayda TCK'nin 212 nci maddesinin de uygulama yeri bulunmamaktadır. Ayrıca görevlilerce düzenlenen trafik suç tutanağının da sahte olarak düzenlendiğine yani sahtecilik suçunun konusunu oluşturduğuna ilişkin iddianamede bir açıklamaya yer verilmemiştir. Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenlerle sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan TCK' nin 44 üncü maddesi uyarınca cezalandırılma koşulu bulunmadığından bozulması gerektiği düşüncesi ile bozma gerekçesi yönünden sayın çoğunluğun bu suçtan kurulan hükme yönelik bozma gerekçesine katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/39860, K. 2023/1871, T. 23.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-39860-e-2023-1871-k-d2d7ed92daac