Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/29911 E. 2026/3734 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/29911
- Karar No
- 2026/3734
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/124 E., 2015/61 K. SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A.Özel belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanığa yüklenen "özel belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 01.03.2007 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1.Sanık ...'nin, suç tarihinden önce akrabası olan katılan ...'nin kefaleti ve evini ipotek göstermesi ile mağdur ... Bakırköy şubesinden 168.000,00 TL kredi kullandığı, katılanın 2006 yılında kesinleşmiş bir ceza nedeniyle cezaevine girdiği ve 01.03.2007 tarihinde katılanın oğlu olan temyiz dışı sanık ... ile birlikte bankaya giderek daha önceki kredi sözleşmesinin limitini 720.000,00 TL'ye artırdıkları, katılanın bilgisi olmadan yerine oğlu sanık ...'in limit artırım sözleşmesini imza ettiği, kredinin sanık ... tarafından alınıp kullanıldığı ve ödenmediği, bu surette nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunan olayda; öncelikle Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 09.10.2014 tarihli yazısında, bankanın kredi müşterileri olan sanıkların kullandığı kredilere ilişkin banka müfettişlerince yapılan soruşturma sonucunda, teminat eksikliği nedeniyle banka zararına yol açan ve genel kredi sözleşmelerinde imzaları bulunan banka çalışanları ..., ... ve savcılık tarafından tespit edilecek diğer banka çalışanları hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160. maddesi kapsamımda savcılığa yazılı başvuruda bulunulduğunun bildirilmesine rağmen, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 11.12.2014 sayılı cevabi yazısında, bahse konu banka çalışanları hakkında herhangi bir soruşturma dosyasının bulunmadığı bildirildiğinden, ilgili kurumdan bu hususun açıklığa kavuşturulmasının istenilmesi, şayet suç duyurusunda bulunulmuş ise soruşturma dosyasının akıbetinin araştırılması, dava açılmış ise mükerrer yargılamanın önlenmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesi bakımından, ilgili dava dosyasının duruşmaya getirtilip incelenmesi, gerekli görülmesi ve mümkün olması hâlinde her iki davanın birleştirilmesi, aksi takdirde bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı suretlerinin çıkartılıp dosya arasına alınması, suçun asıl mağduru olan bankanın duruşmalara davet edilerek davaya katılıp katılmayacağının sorulması, sanığın çektiği krediye teminat olarak gösterdiği katılana ait ipoteklerin kredi tutarını karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi, kefil imzası sahte atılmak suretiyle düzenlenen limit artırım sözleşmesi olmadan da kredi verilip verilemeyeceğinin ilgili bankadan sorularak net bir şekilde açıklığa kavuşturulması, şayet kredi tahsis edilmeyecek ise sanık tarafından kredinin bir kısmının ödenmesi sebebiyle kısmı ödeme dolayısıyla suçun asıl mağduru olan bankanın kısmi ödemeye muvafakatının bulunup bulunmadığı sorularak sanık hakkında TCK'nın 168. maddesinin tatbikinin mümkün olup olmadığının hüküm yerinde tartışılması, eyleminin sübutu halinde TCK'nın 158/1-j maddesine uyan nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile suç vasfında yanılgıya düşülerek bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2.Kabule göre de; a.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52. maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği, buna göre somut olayda haksız menfaat miktarı sahte belge ile çekilen kredi miktarı olup, 5237 sayılı Kanun’un 158/1,son maddesi uyarınca adli para cezasına esas alınacak gün sayısının belirlenmesi ile bu miktar üzerinden artırım veya indirim yapılması gerekir iken adli para cezasının 5 gün olarak eksik belirlendikten ve 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca takdiri indirim uygulandıktan sonra doğrudan ve yanlış haksız menfaat miktarının iki katına çıkarılması suretiyle fazla ceza tayini, b.Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden Anayasa Mahkemesi iptal kararının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, c.Sanığın eylemine uyan suçun asıl mağduru olan ... A.Ş.'nin davaya katılma hakkı bulunduğu, adına kredi çekilen katılan ... lehine usulsüz verilen katılma kararı uyarınca lehine vekalet ücreti tayini, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca, Tebliğnameye kısmen değişik gerekçe ile aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.