Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/15601 E. 2013/16727 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/15601
- Karar No
- 2013/16727
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı nedenlerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 13.11.2013 gününde Üye Ahmet Turhan Doğan'ın karşıoyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık ...'in dosyamıza konu olayda; nüfus idaresi tarafından 02.06.2009 tarihinde düzenlenip verilen sanığın fotoğrafının bulunduğu kardeşi ...'in kimlik bilgilerini içeren nüfus cüzdanını kimlik kontrolü sırasında suç tarihi olan 06.06.2009 tarihinde ibraz ettiği iddiası ile, Karşıyaka 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/610 Esas sayılı dosyasına konu olayda ise; 01.06.2009 tarihinde kimliğini ibraz etmesi istendiğinde, kendi fotoğrafı bulunan kardeşi ...'in kimlik bilgilerinin olduğu nüfus idaresi tarafından düzenlenmiş nüfus cüzdanını ibraz ettiği iddiası ile, resmi belgede sahtecilik suçundan iki ayrı kamu davası açılmış ve ilgili mahkemeler tarafından sanığın her bir eylemiyle ilgili müstakil mahkumiyet hükümleri kurulmuştur. Yukarıdaki şekilde gerçekleşen eylemde sanığın birden çok sabıkası olması nedeniyle ve hakkındaki kovuşturmaların kesinleşme ihtimaline binaen bir başka kişi adına nüfus cüzdanı çıkararak bu şekilde yaşamaya karar verdiğini, bu niyetle kardeşi adına nüfus cüzdanı çıkararak atılı eylemleri gerçekleştirdiğini beyan ettiği, Zincirleme suç hükümlerini düzenleyen 5237 sayılı TCK'nun 43/1. maddesinin uygulanabilmesi için; a-Birden fazla suçun bulunması, bu suçlardan her birinin ayrı ayrı suçun bütün unsurları taşıması, b- Bu suçların aynı suçu oluşturması ve aynı kişiye karşı işlenmesi, c- Birden fazla suçun bir suç işleme kararına bağlanması, yani bu suçlar arasında subjektif bir bağ bulunması gerekmektedir. “Bir suç işleme kararı”ndan aynı suçun birçok kez işlenmesi hususunda önceden kurulan bir plan genel, bir niyet anlaşılmalıdır. “bir suç işleme kararı” kasıtta birlik demek değildir. Zincirleme suçu oluşturan eylemlerin her biri ayrı bir kastın sonucudur. Bu nedenle faili icra hareketlerinden önceki subjektif durumunu kusurun bir türünü oluşturan kast kavramının dışında tutmak gerekir. Zincirleme suçun kabulü için “bir suç işleme kararı” ile değişik zamanlarda işlenen fiiller arasında uzunca sayılmayacak “makul bir zaman aralığı” bulunmalıdır. Sayılan unsurlar ışığında somut olayı değerlendirdiğimizde, sanığın “...bir başka kişi adına nüfus cüzdanı çıkararak bu nüfus cüzdanı ile yaşamaya karar verdiğini.” şeklindeki beyanı ile eylemlerden önce oluşan aynı suç işleme kararını ortaya koyduğu, her iki olaydaki suç tarihleri dikkate alındığında birbirini takip ettiği, yani “makul bir zaman aralığı bulunduğu”, her iki eylemin suçun bütün unsurlarını müstakil olarak taşıdığı, her iki olayda da sanığın kardeşi ...'e ait kimlik bilgilerini kullandığı ve özellikle, sanığın üzerine atılı eylemi düzenleyen 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesindeki seçimlik hareketlerden olan sahte resmi belgeyi kullanmak eyleminin süreklilik içerdiği hususları da nazara alındığında sanığın eylemlerinin tamamının TCK'nun 43/1. maddesi kapsamında zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kanaatiyle, mahkemenin sanığın müstakilen resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması yönündeki kararının, sayılan gerekçelerle dosyaların birleştirerek birlikte değerlendirilmesi ve bu nedenle kararın bozulması yerine her bir eyleminin yenilenen kast ile işlendiği gerekçesiyle onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum.