Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/13725 E. 2013/2787 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/13725
- Karar No
- 2013/2787
- Karar Tarihi
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09/04/2012 gün ve 2011/5924/21161 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/04/2012 gün ve KYB.2012/110003 sayılı ihbarnamesiyle;
Resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206/1 ve 62. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süreyle denetime tâbi tutulmasına dair Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/12/2010 tarihli ve 2009/186 esas, 2010/1133 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde, sanığın suç tarihi itibarıyla 15-18 yaş gurubunda olması sebebiyle 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesine göre 3 yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istemiyle dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
5271 sayılı CMUK'nun 309. maddesinde düzenlenen yasa yararına bozma, kesin olan veya temyiz edilmeksizin kesinleşen hükümlere karşı başvurulabilen olağanüstü bir yasa yoludur. Bu nedenle henüz kesinleşmeyen kararın yasa yararına bozma yolu ile incelenmesi olanaksızdır.
5271 sayılı CMK'nun kanun yollarına başvurma başlıklı 260/1. madde ve fıkrasındaki "hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır." hükmünü taşımaktadır.
İncelenen dosya içeriğine göre; sanığın hırsızlık suçundan yakalandığında kendi ismi yerine dosyada mevcut nüfus kaydına göre gerçek kişi olduğu belirlenen mağdur İbrahim Halil Karaoğlu'nun kimlik bilgilerini verdiğinin anlaşılmasına göre; yokluğunda verilen karar katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmesine karşın kovuşturma evresinde usulüne uygun olarak duruşmadan haberdar edilmediği için davaya katılma talebinde bulunamayan ancak yasa yoluna müracaata hakkı olan İbrahim Halil Karaoğlu'na tebliğ edilmediği gibi, CMK'nun 231/12. maddesi uyarınca itiraza yetkisi bulunan sanığa da tebliğ edildiğine ilişkin belge dosyada bulunmadığından kanun yararına bozulması talep edilen kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2010 gün ve 2009/186 esas, 2010/1133 sayılı kararı henüz kesinleşmediğinden, yasa yararına bozma isteminin CMK'nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, anılan kararın sanık ile mağdur İbrahim Halil Karaoğlu'na usulüne tebliği hususunun mahkemesince ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 20.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.