Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/5197 E. 2026/5240 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/5197
Karar No
2026/5240
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/723 E., 2025/533 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2009/547 E., 2021/136 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı .. şirketi vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kazalı ...'in meydana gelen iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını ileri sürerek davacı kazalı lehine 337.280,40 TL maddi ve 170.000,00 TL manevi, davacı eş lehine 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi, davacı çocuklar lehine ayrı ayrı 1.000,00'er TL maddi ve 20.000,00'er TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince özetle; davalı ... yönünden kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı kazalının %38,00 oranındaki sürekli iş göremezlik derecesi dikkate alındığında maddi zararının 1.236.294,67 TL olduğu, ne var ki ıslah miktarı 337.280,40 TL olduğundan davacı kazalının talebiyle bağlı kalınması gerektiği kabul edilerek davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı kazalı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, davacı eş ve çocukların maddi zararlarının bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat istemlerinin reddine, davacı eş lehine 3.000,00 TL, davacı çocuklar lehine ayrı ayrı 1.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı ... vekili ile davalı .. Şirketi vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı işçiyi kusursuz; davalı ..., davalı ... ve davalı ... şirketini kusurlu bulan raporun yerinde olduğu, ancak bu davalılar arasındaki kusur oranı dağılımının eldeki tazminat talebi yönünden sonuca etkili olmadığı, bu dağılımın davalılar arasındaki rücu ilişkisini ilgilendirdiği, davacıya karşı teselsül hükümleri uyarınca üç davalının toplam %100 kusur oranından müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduğu, davacı kazalının Kurum tarafından ilk olarak belirlenen %21,20 sürekli iş göremezlik oranına itirazı olmadığı, sürekli iş göremezlik oranının davalı tarafın itirazı üzerine %38,00'e çıktığı gözetilerek %21,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden hesaplama yapılması gerektiği gerekçe kılınmak suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuş; davalı ... yönünden kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı kazalının %21,20 sürekli iş göremezlik oranı dikkate alındığında maddi zararının 672.278,49 TL olduğu, ne var ki ıslah miktarı 337.280,40 TL olduğundan taleple bağlı kalınması gerektiği kabul edilerek davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı kazalı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, davacı eş ve çocukların maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı ... vekili ile davalı ... Şirketi vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizce sair yönler incelenmeksizin; Bölge Adliye Mahkemesince davacı kazalının kusursuz olarak kabul edilmesi dışında davanın tarafları ve dava dışı kişiler arasındaki kusurun oran ve aidiyeti konusunda bir belirleme yapılmadan, davalılar ..., ... şirketi ve ...'ın kusurlu bulundukları kabulünden hareketle karar verilmesinin hatalı olduğu, kaza olayının meydana geldiği inşaat işine ilişkin sözleşmeler, ceza dava dosyası, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılan rücuan tazminat dava dosyası, diğer kazalı ...'in açmış olduğu tazminat dava dosyası ve aynı kazada vefat eden işçi ..'ın hak sahiplerinin açmış olduğu manevi tazminat dava dosyası getirtilerek, önceki bilirkişi kusur raporlarını düzenleyenlerden farklı ve alanında uzman bilirkişi heyetinden kazanın gerçekleştiği otel inşaatı işindeki tüm organizasyon aşamasını, davalı ... Şirketinin olayda işverenlik sıfatının varlığını, davalı ...'ın diğer davalı ... şirketinin taşeronu olduğunu, projede yer alan tüm gerçek ve tüzel kişiler arasındaki hukuki ilişkileri, ceza dava dosyasında kesinleşen maddi olguyu ve ceza dava dosyasında mahkûm olan kişilere de kusur izafesinin gerektiğini dikkate alan yeni bir bilirkişi kusur raporu alınması gerektiği, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi hâlinde davacı tarafça itiraza uğramayan 25.09.2018 tarihli ek hesap raporunun bilinen ve bilinmeyen dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değişmemesi gerektiği ve usuli kazanılmış hakların da gözetilmesi gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra alınan 27.05.2024 tarihli kusur raporunda, davacı kazalının %5, dava dışı ... İnşaat Tur. ve Tic. A.Ş.'nin %15, davalı ... şirketinin %25, davalı ...'ın şahıs firmasının %35, davalı kule vinç operatörü ...'ın %10, dava dışı alçıpan işçisi ...'ın %2,5, dava dışı kule vinç operatörünü yönlendiren işçi ...'ın %2,5, dava dışı iş güvenliği uzmanı ...'ün %5 oranında kusurlu olduğu, dava dışı .. Büyükşehir Belediyesi, dava dışı ... Gayrımenkul Yatırım Ortaklığı, dava dışı ... Yapı Proje şirketi ve dava dışı şantiye şefi ... ...'un ise kusursuz oldukları belirtilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma sonrası alınan yeni hesap raporunda davacı kazalının maddi zararı 376.809,84 TL olarak belirlenmiş; temyiz incelemesine konu 25.03.2025 tarihli son karar ile her ne kadar davalı ...'a kusur atfedilmiş ise de bu davalı yönünden daha önce verilen ret kararının davacılarca temyiz edilmediği gerekçesiyle adı geçen davalı hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı kazalının maddi zararının %21,20 sürekli iş göremezlik oranı dikkate alındığında 376.809,84 TL olduğu, ancak usuli kazanılmış hak gereğince 337.280,40 TL'ye hükmedilmesi gerektiği kabul edilerek davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı kazalı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, davacı eş ve çocukların maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iş kazasından dolayı hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda müvekkili şirkete %25 oranında kusur verilmesinin dayanağının ve gerekçesinin bulunmadığını, kule vinç operatörü ...'a %10, kazazede ...'e yalnızca %5, alçıpan işçisi ...'a yalnızca %2,5, ceza davası açılan ...'a %2,5, iş güvenliği mühendisi ...'e %5 oranında kusur verilmesinin yetersiz inceleme ve gerekçesiz değerlendirmeye dayandığını, iş kazasının gerçekleştiği yerin malikinin .. Büyükşehir Belediyesi olduğunu, belediyenin inşaat için ihale açtığını, ihaleyi ... şirketinin kazandığını, inşaatın anahtar teslimi olarak ... şirketine, ... şirketi tarafından yine anahtar teslimi olarak müvekkili ... şirketine, müvekkili ... şirketi tarafından da yine anahtar teslimi olarak davalı ...'ın şahıs firmasına verildiğini, davacının ...'ın çalışanı olduğunu, aynı olaya ilişkin ceza dava dosyasında ...'ın kusuru bulunmaması sebebiyle beraatine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu nedenle anahtar teslim inşaat sözleşmesine rağmen müvekkili şirkete kusur izafe edilmesinin doğru olmadığını, taşeron ...'ın beraat etmesi nedeniyle müvekkili şirketin kusurlu bulunmasının da hukuken mümkün olmadığını, aynı olaydan kaynaklanan davalar arasındaki kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için rücuan tazminat dava dosyasında alınan 14.11.2018 tarihli kusur raporunda müvekkili şirkete kusur verilmediğini, eldeki dosyada bilirkişilerin tüm dosyalar arasındaki çelişkileri giderecek gerekçeli rapor hazırlaması gerekirken soyut ifadelerle rapor düzenlediklerini, davacı tarafın ücret hesabının hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarının fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Davalı ... vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361. maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz edilebilir. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ...'a 18.02.2026 tarihinde tebliğ edilmiş, adı geçen davalı adına Av. ... tarafından 05.03.2026 tarihinde vekâletname ibraz edilerek aynı tarihli temyiz dilekçesi sunulmuştur. Temyiz süresinin son günü 04.03.2026 tarihi olup bu günün hafta sonu veya resmî tatile denk gelmediği, Bölge Adliye Mahkemesince temyiz süresi yönünden yanıltıcı bir işlem de yapılmadığı anlaşıldığından, davalı ... vekilinin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2.Davalı ... Şirketi vekilinin davacı kazalı yönünden kurulan manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Kararın bozulması üzerine yeniden verilen kararlarda uygulanacak temyiz kesinlik sınırı bakımından, 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle 6100 sayılı Kanun’un ek 1. maddesine eklenen üçüncü fıkra ile 7531 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin altıncı fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, temyiz kesinlik sınırının bozulan Bölge Adliye Mahkemesi kararının verildiği tarihe göre belirlenmesi gerekir. 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun’la 6100 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik ise yürürlük tarihinden sonra verilen kararlar bakımından uygulanacağından, temyiz incelemesine konu 25.03.2025 tarihli karar yönünden uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Bu nedenle eldeki dosyada temyiz kesinlik sınırının, Dairece bozulmasına karar verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının verildiği tarihe göre belirlenmesi gerektiği açıktır. Somut olayda; bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı kazalı ... lehine hüküm altına alınan 40.000,00 TL manevi tazminat tutarının 16.12.2021 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 78.630,00 TL'lik kesinlik sınırı altında kalması nedeniyle temyiz eden davalı ... Şirketi vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 3.Davalı ... Şirketi vekilinin sair temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... Şirketi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı nedeniyle REDDİNE, 2.Davalı ... İnş. Elk. Mak. Taah. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin davacı kazalı lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle REDDİNE, 3.Davalı ... İnş. Elk. Mak. Taah. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 4.Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ... İnş. Elk. Mak. Taah. ve Tic. Ltd. Şti.’ye yükletilmesine, 5.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgili davalı ...'a iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2026/5197, K. 2026/5240, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2026-5197-e-2026-5240-k-5f4c9fee0b4f