Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/7566 E. 2025/15307 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7566
Karar No
2025/15307
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1755 E., 2025/465 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi SAYISI : 2023/22 E., 2024/253 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinde yaklaşık olarak 2 yıl çalıştığını, müvekkilinin ... meslek kodu (inşaat işçisi) ile ... işyeri no.lu davalı .... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinde 18.05.2018 tarihinde işe girdiğini ve 28.12.2020 tarihinde de haksız olarak işine son verildiğini, müvekkilinin davalı şirkette faaliyet gösterdiği süre boyunca inşaat ustası olarak çalıştığını, müvekkilinin 18.05.2020 tarihinde ise davalı şirketin talimatıyla mesai saati içinde gittiği ustabaşına ait evde iş kazası geçirdiğini, geçirdiği kaza neticesinde .... Üniversitesi Hastanesinden aldığı "Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Raporu'nda da görüldüğü üzere %8 engel oranı oluştuğunu, bu engel sebebiyle müvekkilinin yürümede zorluk yaşadığını, bu sebeple artık çalışması da mümkün olmadığını, ciddi kazanç kaybı yaşadığını, söz konusu kazanın iş saatleri içerisinde gerçekleştiğini, kazanın olduğu zaman zarfında müvekkilinin davalı şirkette sigortalı çalışan olarak faaliyet sürmekte olduğunu, ustasının talimatı üzerine kendisine verilen işi yapmak üzere şantiyeden alınıp ustabaşının şahsi olarak kullandığı eve tamirata götürüldüğünü, gerekli önlemleri almadığını, iş güvenliği eğitim vermediğini, sürekli denetim görevini yapmadığını, iş saati içinde ustabaşının şahsi olarak kullandığı eve müvekkilini tamirata gönderen işverenin olayın meydana gelmesinde ağır kusuru bulunduğunu, yeterli güvenlik önlemini almadığını, işverenin olayda tamamen kusurlu olduğunu, müvekkilinin işçi alacakları sebebiyle aynı davalıya karşı davası olduğunu, ... 1. İş mahkemesi 2021/136 E. sayılı dosyasının mevcut olduğunu, bu davada dosya içeriğinde bahsedildiği üzere müvekkilinin davalı şirkette çalıştığı esnada davalı şirketteki çalışma saatleri içerisinde Ustabaşı ... tarafından ...'ın "... Köyü, ..., ..." adresindeki evine tamir işleri vs yapılması için götürüldüğü ve yüksekten düşerek kaza geçirdiği, müvekkilinin bahse konu eve ilk kez gittiği ve adresi hatırlayamadığını, müvekkilinin kaza geçirdiği olay anın iş arkadaşı ... da görmüş ve tanık olmuş olduğunu, nitekim müvekkilinin davalı iş yerinde çalıştığı süre zarfında emir talimat alarak çalıştığını, müvekkiline davalı şirkette çalıştığı süre zarfında verilen her işi sorgulamadan eksiksiz ve zamanında yerine getirme zorunluluğu dayatıldığını, aksi halde işten çıkarılacağının kendisine söylendiğini, ...'ın da davalı iş yerine çalışacak işçi bulan, işçilere ne iş yapacaklarını söyleyen ve işçilerin emir aldıkları bir ustabaşı olduğunu, aynı zamanda çalışmasını istemediği işçiye de "yarın işe gelme" diyerek davalı şirkete bunu iletip işverenin de onayı ve talimatıyla işten çıkmasını istediğini, işçinin işten çıkarılmasına sebep olacak konumda olan bir ustabaşı olduğunu, müvekkilinin de işten çıkarılmamak için bu şahısın verdiği tüm işleri eksiksiz yerine getirdiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin meydana gelen kalıcı sakatlık için şimdilik 1000 TL maddi tazminatın, müvekkilinin uğradığı acı elem ve ızdırap için 5.000.00 TL manevi tazminatın, yukarıda bahsettiği olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiz oranıyla davalıdan alınıp müvekkiline verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın süre yönünden reddine karar verilmesini talep ettiğini, davacı tarafın kabul ettiği gibi davacının uğradığı kazanın müvekkilinin iş yerinde yaşanmadığını, davacı gibi müvekkili firmanın sigortalı işçisi çalışanı durumunda olan ...'ın kendi kararı ve insiyatifiyle davacıyı işyeri olan inşaat alanından alarak kendi şahsi işi için ...'daki kendi evine götürdüğünü, orada kazaya uğraması sonucunda yaralanma meydana geldiğini, olayın yaşandığı gün ve saat inşaatın işlerinin en yoğun olduğu bir zaman olduğunu, müvekkilinin firmanın hem ...'a hem davacıya izin vermesi oraya gitmeleri için talimat vermesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin firma yetkililerine bu olayın günler sonra söylendiğini, iş kazası olarak nitelendirilmesinin de dönemsel sigorta işlemleri olduğunda anlaşıldığını, davacının sağlığında ağır bir olumsuzluk olmadığını, çalışabilir durumda olduğunu, izin almadan işi terketmesi ve başka bir işte çalışması ve bu işten haklı çıkarma nedeni olmasına rağmen davacının sigorta kaybı ve başkaca zararları olmaması için iyiniyetle çıkışının yapılmadığını, ...'ın müvekkilinin firma açısından yetkili biri olmadığını, çalışma düzeninde bilgi ve tecrübesi nedeniyle yapılacak işleri kavraması ve yönetmesinin işçiler üzerindeki manevi değeri nedeniyle onlar açısından ustabaşı olarak tarif edildiğini, bu sıfat veya yetkinin müvekkili firma tarafından verilmediğini, bu nedenle ...'ın talepleri, talimatları doğrudan müvekkili firmaya bir sorumluluk yüklemediğini, ayrıca dava dilekçesinde cümleler arasında müvekkili firmanın ...'ın kararıyla işçileri işten çıkarma düşüncesi olmadığını, böyle bir yetki de verilmediğini, bu durumda iş kazasının yaşandığı yer ve zaman müvekkili firmanın işyeri ve izin zamanı olmadığı için iş kazasının hukuken müvekkil firmanın sorumluluğunda olmadığını, buradaki işverenin ... olduğunu, iş yerinin de ...'ın ...'daki evi olduğunu, kazanın nasıl meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde işverenin yeterli önlemleri alıp almadığı, kusurunun bulunup bulunmadığının ... bakımından incelenmesi gerektiğini, davanın müvekkili şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;"... dava konusu edilen kaza olayında davacının davalı işverenin emir ve talimatı ile hareket ettiğine, yapılan işin davalı şirketin yürütmekte olduğu bir iş olduğuna ve olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında davalı şirket yönünden bir iş kazası sayılacak şekilde gerçekleştiğine dair bir delilin dosyada mevcut olmadığı, her ne kadar davacı, dava konusu edilen olayın meydana geldiği tarihte davalı şirketin sigortalısı olarak görünse de davalı şirketin bir diğer çalışanı olan dava dışı ... ile davacı arasında, davacı ile davalı şirketle olan iş akdinin dışında bir iş akdi, işçi-işveren ilişkisi bulunduğu, kazanın da bu esnada meydana geldiği, davacını hizmet döküm cetveli incelendiğinde kaza tarihini kapsar şekilde 12.05.2020- 18.05.2020 tarihleri arası dönem yönünden işveren ...'a ait ...iş yeri numaralı iş yeri dosyasından davacıya hizmetlerinin kazandırılmış olduğu hususları dikkate alındığında, meydana gelen olayda davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılarak, davacı tarafça, ispatlanamayan davanın reddine..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket nezdinde inşaat ustası olarak çalışırken 18.05.2020 tarihinde davalı şirketin talimatı ile mesai saati içinde gittiği ustabaşına ait evde iş kazası geçirdiğini, ustabaşı ...'ın bu şirkette sözü geçen, talimatlarına uyulan, işçileri işe alıp çıkarmada dahi yetkili olan sıfatıyla faaliyet gösteren bir şahıs olduğunu, iş saati içerisinde işyerinden alınıp rızası dışında ...'ın şahsi mülküne götürüldüğünü, şirketin müvekkili hakkında işe gelmeme tutanağı dahi düzenlemediğini, ... davalı şirketten bağımsız bir 3. kişi olmayıp davalı şirketle koordineli çalışan bir şahıs olduğunu, bu hususların davalı şirketin bilgisi dahilinde olduğunu, kazanın yaşandığı gün davalı şirkette çalışırken şirket adına ... tarafından talimatla alınarak başka yere götürüldüğünü, davalı şirketin sorumluluğu olmadığını, ispat edemediğini belirterek istinaf incelemesi neticesinde davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf nedenlerine ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacının, 18.05.2018- 28.12.2020 tarihleri arasında davalı şirkete ait ... iş yeri numaralı iş yerinden sigortalı bildirimlerinin bulunduğu ,davacı vekilince dava dilekçesinde, davacı kazalının davalı şirkete ait iş yerinde sigortalı olarak çalışmaktayken davalı işverenin talimatı üzerine dava dışı ustabaşı ... tarafından ...'ın "... köyü, ..., ..." adresindeki evine tamir işleri vs yapılması için götürüldüğü ve yüksekten düşerek kaza geçirdiği meydana gelen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat taleplerinden davalı şirketin sorumlu olduğunun ileri sürüldüğü, dava konusu edilen olayla ilgili SGK tarafından yürütülen tahkikatta düzenlenen 23.02.2022 tarih ve 2022/400242/007 sayılı raporda; meydana gelen olayda dava dışı ...'ın işveren olduğu, davacının sigortalı olduğu, söz konusu iş kapsamında davacıya 12.05.2020-18.05.2020 tarihleri arası dönemde 7 günlük hizmet kazandırılması gerektiği, ...'ın işvereni olduğu yapı/bina üzerinde yapılan işe ilişkin olarak 12.05.2020 tarihi itibariyle iş yeri dosyası açılması gerektiği, davacı kazalının dava dışı ...'a ait ... iş yeri numaralı iş yerinden 12.05.2020- 18.05.2020 tarihleri arasında sigorta bildirimine ilişkin Kurumca resen tescil yapıldığı, yine aynı raporda işveren ... ve kazalı ...'ın aynı zamanda ... İnşaat Taahhüt unvanlı iş yerinden sigortalı olarak bildirilmekteyken bir başka iş ilişkisi kapsamında ...'ın iş kazası yaşamasından dolayı ... ve ...'ın sigortalı bildirildikleri ... İnşaat Taahhüt... Unvanlı iş yerinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının sigortalı, işveren ve şirket yetkilisinin beyanlarının ortak bir yönü olarak net bir biçimde anlaşıldığının belirtilerek ...'ın işveren, ...'ın çalışan/sigortalı olarak açıklanan yeni iş yeri dosyasındaki yeni hukuki statülerinin ... İnşaat Taahhüt unvanlı iş yerinden başka bir hizmet akdi (iş yeri dosyası) ilişkisi içerisinde olduğunun yorumlandığı tespitlerine yer verildiği, Mahkemece tüm dosya kapsamı ve denetmen raporu dikkate alınarak dava konusu edilen kaza olayında davacının davalı işverenin emir ve talimatı ile hareket ettiğine, yapılan işin davalı şirketin yürütmekte olduğu bir iş olduğuna ve olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında davalı şirket yönünden iş kazası sayılacak şekilde gerçekleştiğine dair bir delilin dosyada mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın ispatlanamadığından bahisle esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nu 1 maddesinde “İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur” düzenlemesine yer verilmiştir. Benzer şekilde yargılama sırasında yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde “(1) İş mahkemeleri; a)5953 sayılı Kanun'a tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanun'a tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.”düzenlemesine yer verilmiştir. Bu açıklamalar kapsamında kabule göre Mahkemece davalı yönünden olayın iş kazası olmadığının tespiti ile davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiş ise de yargılamaya konu olayın gerek 4857 sayılı İş Kanunu, gerek ise de 5510 sayılı Kanun kapsamında İş Mahkemelerince görülerek sonuçlandırılabilecek nitelikte bir dava olmadığı açıktır. O halde dava konusu eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 49. ve devamı maddeleri çerçevesinde genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek, çözüme kavuşturulması, bu kapsamda da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 66. maddesi kapsamında davalının adam çalıştıran ve/veya işleten olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile ilgili inceleme yaparak karar verme görevinin genel mahkemelere ait olduğunun dosyadan açıkça anlaşılabilir olmasına göre, İş Mahkemesince genel mahkemeler lehine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yargılamanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır . VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı vekili temyiz edenlerin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/7566, K. 2025/15307, T. 13.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-7566-e-2025-15307-k-6f50d67ed2d1