Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1479 E. 2025/5476 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1479
Karar No
2025/5476
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1059 E., 2025/286 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/210 E., 2022/474 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; 34 yaşında, demir ustası ve dava dışı ... Alüminyum Ltd. Şti. nin kurucusu ve sahibi olan müvekkilinin 02.01.2017 tarihinde yüklenmiş olduğu ... Dolmabahçe'de bulunan Başbakanlık Çalışma Ofisinin çelik konstrüksiyon işlerini yapmakta olan sigortalı çalışanlarını denetlerken, davalı şirket çalışanlarının bakım yaptıkları hatta meydana gelen patlama ile havalanan rögar kapağının sol ayağının üzerine düşmesiyle yaralandığını, kaza nedeniyle altı ameliyat geçirdiğini ve neticede sol ayağının 1/3'ünü kaybettiğini, ayakkabı giydirilebilmesi hedeflenen tedavisinde ise sol sırt kaslarının tamamını, sol kasık ve sol bacak kaslarının bir kısmını kalıcı olarak kaybettiğini, ömrünün sonuna kadar koltuk değneğiyle hayatına devam edeceğini, şikayeti üzerine başlatılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/27331 sayılı soruşturmasında davalı şirketten kazanın sebebi sorulduğunda, Başbakanlık Çalışma Ofisi dış kapı temel çalışmaları sırasında kabloların betonun içinde kaldığı ve arızanın bu noktadan oluştuğunun değerlendirildiği cevabı verildiğini, kaza anında orada olan dava dışı Türk Telekom çalışanlarından olan ...... ve .........'nun ifadelerinde, kazadan önce arıza bildirimi ile olay yerine gittiklerini, vardıklarında davalı çalışanlarının yerde açtıkları delikten dumanlar çıktığını, ne yaptıklarını sorduklarında orta gerilim kablosunun yandığını ve tamiri ile uğraştıklarını belirttiklerini, müvekkilinin atölyesini yokluğunda açık tutmanın maddi yüklerine katlanamayacağından kapatmak zorunda kaldığını, 2016 yılının Kasım ayında kiraladığı iş yerini 2017 Şubat ayında boşalttığını ve yıllık 80.000,00 TL olarak ödediği kira bedelini geri alamadığını, içindeki makineleri de satın aldığından 20.000,00 TL daha ucuza satmak zorunda kaldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, çalışma gücünün azalmasından doğan iş gücü kaybını, iş yerini kapatması ve makineleri satmış olmasından kaynaklı zararını, tüm tedavi masraflarını, işveren olması nedeniyle iş yerindeki kayıplardan doğan zararları ve kazanç kayıplarını, yaşayacağı potansiyel iş kayıplarını ve diğer tüm maddi kayıpları için şimdilik 32.500,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın 02.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 09.05.2022 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat taleplerini toplam 588.927,24 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, olayın meydana geldiği tarih ve adreste müvekkili şirket ve/veya dava dışı yüklenici firma ... Enerji Madencilik ve İnşaat A.Ş. çalışmasını tamamlamış olduğunu, yüklenici firma ile müvekkili şirket arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi olmadığını, işin tamamını yüklenici firmaya istisna akdi kapsamında devretmesi nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını, olayın geçtiği yer ve tarihte bir çok farklı firmanın çalışmasını sürdürdüğünü ve yaşanan kazanın birden fazla ihtimalden kaynaklanmış olabileceğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/27331 sayılı soruşturma dosyasında bulunan müvekkili şirketin cevabi yazısında, usulune uygun olarak yerleştirilmiş kabloların dikkatsizce dökülen betondan kaynaklı gömülmüş olduğu hususunda araştırma ve değerlendirme yapıldığının bildirildiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu olayın meydana geldiği hattın bakım ve sorumluluğunun davalı şirkette olduğu, olayın yaşanmasında davacının bir kusurunun bulunmadığı, olayda kusurun davalı çalışanlarında olduğu, maluliyet raporunda davacının %28.2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin bildirildiği, uzman doktor ve hesap bilirkişisinden ayrı ayrı alınan raporlarda; davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararları, tedavi masrafları ve diğer giderlere ilişkin tazminat talepleri ile ayağındaki yaralanmadan dolayı terlik ve ayakkabı giderlerinden oluşan tazminat taleplerinin yerinde olduğu, iş yerini kapatması ve makinelerinin satılmış olması nedeniyle uğradığı zararların meydana gelmesinde davalı çalışanlarının kusurlu eylemi ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığının bildirildiği, manevi tazminat isteminde bulunabileceği gerekçesiyle; davacının iş yerini kapatması ve makinelerinin satılmış olması nedeniyle uğradığı zararlara ilişkin tazminat talepleri ile iş yerindeki kayıplardan doğan zarar ve kazanç kayıplarına yönelik 64.508,10 TL tazminat talebinin reddine, geçici ve sürekli iş göremezlik yönünden 409.919,14 TL, tedavi masrafları ve diğer giderler yönünden 32.500,00 TL, ayakkabı giderleri yönünden 82.000,00 TL, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) 3. İhtisas Kurulunca belirlenen maluliyet oranı, kusur oranına ilişkin bilirkişi raporu ve hesap raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, davacının zararına yönelik tespitlerin rayiç değerlere göre yapıldığı, hesaplamanın yerleşik Yargıtay uygulamasında esas alınan gerçek zarar ilkesine uygun olduğu, hesaplamanın TRH 2010 adı verilen .. Mortalite Tablosu ve olay tarihindeki asgari ücret esas alınarak yapıldığı, davalı ile dava dışı yüklenici firma ... Enerji ve Madencilik ve İnşaat A.Ş arasında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi anlamında adam çalıştıran ilişkisi olduğu, maddenin lafzından da anlaşılacağı üzere çalışan kendisine verilen işin yürütülmesi sırasında, 3.kişilere verdiği zararlardan, istihdam eden kusursuz olarak sorumlu olduğu, davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği ve dava konusu olayda tazminat şartlarının oluştuğu, davacının iş yerini kapatması ve makinelerinin satılması ile dava konusu olay arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvuruların reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; hükme esas alınan maluliyet ve hesap bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, müvekkilinin olayda sol ayağının 1/3'ünü, sol sırt kaslarının tamamını ve sol kasık ve sol bacak kaslarının bir kısmını kaybettiğini, maluliyet raporunda yalnızca sol ayağındaki 1/3 kaybın dikkate alındığını, güncel asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, müvekkilinin maluliyeti dolayısıyla kapatmak zorunda olduğu iş yerinin ve sattığı makinelerden doğan maddi zararla olay arasında illiyet bağı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; hükme esas alınan maluliyet ve hesap bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, itirazları karşılanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, fiziki muayene yapılmadan maluliyet oranının %28,2 olarak belirlendiğini, patlamanın olduğu tarihte yüklenici firmanın herhangi bir çalışması olmadığını, patlama ile yüklenicinin çalışması arasında illiyet bağının bulunmadığını, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/27331 sayılı soruşturma dosyasında müvekkilinin taraf olmadığını, bu dosyada bulunan ve hükme esas alınan kusur raporunda müvekkili şirkete herhangi bir kusur yüklenilmediğini, olayın geçtiği yer ve tarihte bir çok farklı firmanın çalışma yaptığını ve kusur raporunda bu durumun değerlendirilmediğini, davacının hayatı boyunca 164 tane ayakkabı ve 32 tane terlik giyeceği belirtilerek hesaplanan 82.000,00 TL'nin fahiş olduğunu, davacının talebini aşar nitelikte değişen asgari ücrete dayalı hesap yapılamayacağını, davacının muhtemel bakiye ömür belirlemesine göre tespit edilen çalışma devrelerinin hatalı belirlendiğini, maluliyet oranını kabul anlamına gelmemek kaydı ile %28,2 maluliyet oranının %60’dan düşük olması nedeniyle Yargıtayın yerleşik kararları gereği pasif devre hesabının yapılmasının mümkün olmadığını, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı gibi belirlenen miktarın da fahiş olduğunu, müvekkilinin dava ve ıslah tarihinden önce temerrüde düşürülmediği halde faize hükmolunması ve faiz başlangıcının olay tarihinden itibaren başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, elektrik tesisatında meydana gelen patlama sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, dosyaya kazandırılan ATK ve bilirkişi raporlarının birbiriyle uyumlu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, hükmedilen manevi tazminatın hakkaniyete uygun bulunmasına, davacının iş yerini kapatması ve makinelerinin satılması ile dava konusu olay arasında uygun illiyet bağı bulunmadığının anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1479, K. 2025/5476, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1479-e-2025-5476-k-303d67be952d