Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/15196 E. 2026/3938 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/15196
Karar No
2026/3938
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1504 E., 2025/2095 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/66 E., 2025/148 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 14.11.2011 yılında 7...2 sicil numarası ile sigortalı olarak çalışmaya başladığını, malulen emeklilik için gereken sigortalılık süresi ve prim gün şartını tamamladığını, ancak Kurumca haksız olarak talebinin reddedildiğini, .. ... ve Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporu gereğince %82 oranında engelliliği bulunduğunu, çalışma gücünün en az %60'ını kaybettiğini, 10 yıl sigortalılık süresi ve 1800 gün prim ödeme gününü tamamladığını ileri sürerek, aksi Kurum işleminin iptali ile davacının malulen emeklilik şartı için sigortalılık süresi, prim gün sayısı ve çalışma gücünün en az %60'ını kaybettiğinin sabit olması sebebiyle, Kuruma başvuru tarihinden itibaren malulen emeklilik aylığına hak kazandığının tespitine ve işlemiş tüm emekli aylığının faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun ve yerinde olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliller, Kurum kayıtları, ATK raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın reddine dair hüküm kurulmuştur. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, 14.11.2011-04.11.2020 tarihleri arasında 2335 günlük prim ödeme günü ile birlikte 31.01.2022 tarihli tahsis talebi itibari ile 10 yıldan fazladır sigortalılık süresi bulunan 10.04.. doğumlu davacının, Kurumdan 12.11.20 21... .01.2022 tarihli talepleri ile maluliyet durumunun tespitini talep ettiği, Kurum sevki ile aldırılan rapor sonrasında Sosyal Güvenlik Kurumu Kurum Sağlık Kurulunun her iki başvuru hakkında ilk kez 15.12.2021 ve ikinci başvuruya cevaben 02.03.2022 tarihli kararı ile ağır düzeyde çalışma gücünü kaybetmediğine (malul olmadığına dair ayrı ayrı ve 2021 tarihli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak) karar verildiği, davacının ayrı ayrı iki kez yaptığı itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulu tarafından davacının durumunun incelendiği ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 24.01.2022 tarihli ve 23.01.2023 tarihli iki ayrı kararında ise, sigortalının mevcut hastalık ve arızalarına göre Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde çalışma gücünü ağır düzeyde çalışma gücünü kaybetmediğine (malul olmadığına dair ayrı ayrı ve 2021 tarihli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak) karar verilmiş olduğundan malul sayılamayacağının belirtilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, Adlî Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulunun 06.11.2024 tarihli mütalâasında; 28.09.2021 tarih ve 31612 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında değerlendirildiğinde çalışma gücünün en az %60 (yüzdealtmış)'ını kaybetmemiş olduğu, malul sayılamayacağı" şeklinde görüş bildirildiğinin belirtilmesi ile aldırılan raporların karar vermeye elverişli olduğu, Mahkemece 5510 sayılı Kanun'un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95. maddesine göre değerlendirme yapılmış olması ile özellikle Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp Kurumu raporları arasında çelişki bulunmadığı, davacının ise 5510 sayılı Kanun'un 26. maddesinde bahsi geçen şartları taşımamasına göre Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılarak, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu, davacının maluliyet aylığı bağlanması için gerekli tüm şartları taşıdığını, ATK 2. Üst Kurulundan rapor alınması gerektiğini belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, aksi Kurum işleminin iptali ile maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile tahsili istemlerine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/15196, K. 2026/3938, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-15196-e-2026-3938-k-90f589f060cc