Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/15044 E. 2026/61 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/15044
Karar No
2026/61
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2020/94 E., 2023/210 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ..., ..., ...’in, 2.2370.08.08.... ... sicil sayılı ... Mermer İnşaat Taahhüt Elektrik Turizm Sanayi Limited Şirketi ünvanlı sahte iş yerindeki işveren primlerinin iptal edilmesi dolayısıyla kendileri ve hak sahiplerine yapılan 55.190,90 TL tutarındaki sağlık yardımlarının tahsili için İstanbul Anadolu 12. İcra Dairesinin 2012/6105 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak takibe itiraz edildiğini, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davalıların icra dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin devamınına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı Kurum vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davanın ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.12.2016 tarihli kararı ile davanın reddine dair karar vermiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 09.12.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.01.2018 tarihli kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 10.01.2018 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "... davalı ... yönünden müfettiş raporuna dayalı olarak sahte bildirim olduğundan bahisle geçersiz sayılan bildirimli çalışmaların gerçek olup olmadığı, fiili ve eylemli bulunup bulunmadığı anılan ilkeler kapsamında re'sen araştırılarak irdelenmeli, çalışmaların gerçek olduğu sonucuna ulaşılırsa şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmaksızın somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmayan 5510 sayılı Kanun'un geçici 45. maddesi gözetilerek yazılı şekilde karar tesisi hatalıdır. Diğer yönden yapılacak araştırma ve inceleme sonucu iptale konu çalışmaların sahte olduğu, fiili olmadığı sonucuna ulaşılırsa, teselsül sorumluluğu bulunmadığı, kendi sorumluluğu kapsamında sınırlı şekilde iade ile yükümlü olduğu hususu nazara alınarak; konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2019 günlü ve 2015/10-2743 Esas, 2019/275 Karar sayılı ilam içeriği de gözetilerek dava konusu tedavi giderlerinin (sağlık harcaması) Kurumca rücu edilmesi mümkün olduğu dikkate alınarak varılacak sonuca göre karar verilmelidir. ..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair, karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekilleri, davanın reddine dair karar verilmesi ve yargılama giderlerinin buna göre hesaplanmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile iptal edilen sigortalılık döneminde davalılar ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri için yersiz olarak yapılan sağlık harcamasının tahsili istemine ilişkin başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup Mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalı, çalışmanın geçtiği iddia edilen iş yerine dair düzenlenmiş Kurum müfettiş raporu ve dayanak belgeler varsa dosya içerisine getirtilmeli, yine çalışmanın geçtiği iddia edilen işyerinden bildirimi bulunup iptal edilmeyen bordrolu tanıkların yeteri kadarının beyanlarına başvurulmalı, ilgili işyerinin hangi tarihten itibaren faal olduğu ile çalışma ruhsatı alıp almadığı araştırılmalı, işyeri işvereninin vergi kayıtları irdelenerek çalışan sayısı tespit edilmeye çalışılmalı, komşu işyeri bordro tanıkları ve işverenleri tespit edilerek beyanlarına başvurulmak suretiyle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. İnceleme konusu eldeki davada, Mahkemece bozmaya uyulmuş olmakla ,hatalı değerlendirme sonucu , bozma sonrası verilen karar yerinde değildir. Eldeki davada, davalılar... ve...hakkında yersiz sağlık gideri ile ilgili Kurum tarafından yapılan icra takibi nedeni ile bu davalılar tarafından İstanbul 10. İş Mahkemesinde menfi tespit davası açıldığı yargılama sonunda sağlık gideri borcu olmadığının tespitine yönelik kararın kesinleştiği anlaşıldığından kesin hüküm nedeni ile bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizdir. Öte yandan davalı ... yönünden ise kendi dönemine isabet eden 179 TL borç olmasına karşın tüm borç tutarından müteselsilen sorumlu tutulması hususu da yerinde görülmemiştir. Bu kapsamda, uyulan bozma kararı gerekleri yerine getirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/15044, K. 2026/61, T. 19.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-15044-e-2026-61-k-c42fb711679a