Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/13774 E. 2026/3871 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13774
- Karar No
- 2026/3871
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/551 E., 2025/2529 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/876 E., 2024/596 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 09.02.2014 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş kazasının davacının ihmal ve dikkatsizliği neticesinde meydana geldiğini, davacının kusur oranı ve maluliyetinin de belirttiği şekilde olmadığının yargılama aşamasında ortaya çıkacağını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davanın kabulü ile 1.246,53 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 09.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, kusur dağılımının tanık beyanları ile dosya kapsamına göre olayın oluş şekline uygun olduğu, raporun kaza tarihi itibarı ile uygulanması gerekli Kanun hükümleri irdelenerek düzenlendiği, heyette bulunan bilirkişilerin, iş kazasının işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanlarından seçildikleri, raporların gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli olduğu, kusur oranlarının dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edildiği, dava konusu iş kazası sonucunda davacıda oluşan maluliyet oranın usul ve yasalara uygun bir şekilde belirlendiği anlaşılmakla vakıa ve hukuki değerlendirmede usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, olayın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur oranları, olayın yarattığı vehamet ve manevi tutarın tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiğine ilişkin Yargıtay içtihatları dikkate alınarak hüküm altına alınması gereken manevi tazminatın 10.000,00 TL olarak belirlenmesinin dosya kapsamına daha uygun olacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; davalı vekilinin istinaf talebi dikkate alınarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle, davanın kısmen kabulü ile "1.246,53 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 09.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 09.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı yararına hüküm altına alınan 10.000,00 TL manevi tazminatın az olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporunda davacının maluliyeti olmadığına yönelik tespitin hukuka aykırı olduğunu, maddi tazminatın hesaplanmasına yönelik bilirkişi raporunda ilk karar yılı verileri esas alarak yapılan hesaplama ile zarar belirlenmiş olup; son karar tarihi itibariyle güncel ücret parametrelerinin esas alınarak yeniden alınacak rapor ile maddi tazminat tutarının belirlenmesi gerektiğini, TRH-2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılması, özellikle 2025 yılı ocak ayı asgari ücrete yapılacak zam miktarının hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, davacının ücretinin eksik hesaplandığını, kaza tarihindeki net maaşına fazla mesai ücreti, yemek, servis ve süreklilik arz eden sosyal yardımların da eklenerek hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili lehine hüküm altına alınan maddi tazminat miktarının da düşük belirlendiğini, davalının kusur oranının eksik tayin edilmiş olup davalının kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. A) Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B) Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.