Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/11950 E. 2026/4173 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/11950
- Karar No
- 2026/4173
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 26.05.2025 SAYISI : 2025/601 E., 2025/924 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/220 E., 2024/411 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının geçimsizlik nedeniyle boşanarak 3 çocuğu ile birlikte anne ve babasının yanına yerleştiğini, 20.04.2005 tarihinde babasının vefat ettiğini, daha sonra 25.09.2007 tarihinde de annesinin vefat ettiğini, davacının yasanın kendisine verdiği hakkı kullanarak babasından maaş bağlanmasını talep ettğini ve kendisine babasından maaş bağlandığını, boşanma ile maaş bağlanması arasında 8 yıldan fazla süre olduğunu, çocuklarının ısrarı üzerine davacının 15 yıl sonra eski eşi ile tekrar evlendiğini, ancak Kurum tarafından boşanmanın gerçek ve fiili olmadığı gerekçesi ile ölüm aylığının faizi ile birlikte ödenmesinin istendiğini, davacının bu konuda Kuruma 14.04.2016 tarihinde itiraz ettiğini, Kurumun bunu dikkate almadığını ve 09.06.2016 tarih ve 8.249.028 nolu borç bildirim belgesi gönderildiğini belirterek Kurumun 14.03.2016 tarih ve ../.. numaralı borç tebliği işleminin iptali ile davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... vekili Ankara 16. İş Mahkemesinde açtığı davada; davalı kurumun boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesiyle yetim aylığı aldığı dönemde yapılan tedavi giderlerinin ödenmesinin istendiğini belirterek Kurumun 22.06.2016 tarih, 2...3 9 sayılı işleminin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle de davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... vekili Ankara 27. İş Mahkemesinde açtığı davada ise; davacının boşandığı eşinin açtığı davalardan bahisle ve davalı Kurumun 30.05.2016 tarih, ..-..-.. E. .. sayılı yazısı ile, boşandığı eşi ile 15 yıl sonra tekrar evlendiği, eşinin babasının sigortasından faydalandığı ve sağlık giderlerinden yararlandığı gerekçesiyle, bu sağlık giderlerinin, bu dönemde reçete edilen 2.978,07 TL ilaç bedelinin yasal faizi ile müvekkili davacıdan istendiğini belirterek Kurum işleminin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili asıl ve birleşen davalarda sunduğu cevap dilekçesinde; Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile, Davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitine, Birleşen Ankara 16. İş Mahkemesinin 2016/530 Esas sayılı dosyasında davanın kabulü ile davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitine, Birleşen 2016/1232 Esas sayılı Ankara 27. İş Mahkemesindeki davanın kabulü ile davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurumun yapmış olduğu işlemlerin yasal mevzuat gereği olduğunu, herhangi bir hukuka aykırılık ve yanlışlık bulunmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda davacı ...'in boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali ile davacıların davalı Kuruma borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin ..., elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. İncelenen dava dosyasında; davacının 14.07.1999 tarihinde boşandığı, 31.10.2014 tarihinde ise boşandığı eşi ... ile yeniden evlendikleri, davacının eski eşi ile yeniden evlendiği hususunda davalı Kuruma müracaatı üzerine Kurum denetmenleri tarafından inceleme başlatıldığı, Kurumun 29.01.2016 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine aylığının kesildiği ve ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, mahkemece nüfus müdürlüğü kayıtlarının, seçmen kayıtlarının, elektrik ve ... aboneliği kayıtlarının, banka kayıtlarının, medula kayıtlarının getirtildiği, davacı ...'e ait ceza dosyasının celp edildiği, dinlenen tanık anlatımları da değerlendirilerek de asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Zira dosya kapsamında getirtilen kayıt ve belgelere göre; davacıların denetmene verdiği ifadelerinde, boşanmadan önce ".. Mah. .. Apt. No:../.. .." adresinde ikamet ettiklerini, davacı ...'ün boşanmadan sonra babasına ait ..'ta bulunan adrese taşındığını, davacı ...'ın ise boşanmadan sonra annesinin adresi olan ".. Cad. No:../.. .." ve ablasına ait olan ".. Cad. .. Apt. No:../.. .." adresinde ikamet ettiğini beyan ettikleri, davacı ...'ın eniştesi .. denetmene verdiği ifadesinde davacı ...'ın kendileri ile hiç yaşamadığını belirttiği, davacı ...'ün ..'taki adresinde yapılan araştırma sırasında bina yöneticisi ... ile yapılan görüşmede davacı ...'ün annesinin 2007 yılında vefatından sonra 6 numaralı dairede ... hanım ile eşi ... Beyin kızları ile beraber kaldıklarını, evli olduklarını bildiğini ifade ettiği, dosya kapsamında mevcut adres kayıtlarına göre davacıların 18.03.2007 - 14.08.2008 tarihleri arasında ".. Mah. ... Sok. .. Apt. No:../.. .." adresinde ikamet ettikleri, davacı ...'ın annesinin ikamet adresi olan ve davacı ...'ın da 14.08.2008 - 01.09.2008 arasında kayıtlı adresi olarak bildirilen ".. Cad. No:../.. .." adresinde yapılan çevresel araştırmada beyanlarına başvurulan apartman sakini tarafından davacı ...'ı aynı apartmanda ikamet eden ... Teyzenin oğlu olarak bildiğini, kendi ailesinin ..'da olduğunu, davacı ...'ın ise ara sıra gelerek annesinin yanında kaldığını, sürekli kalmadığını, 2013 yılından itibaren ise kızı ve damadı ..'ın belirtilen adreste kaldıklarını bildirdiği, öte yandan yapılan inceleme ile davacı ...'ın adresinin .. olduğu dönemlerde de .. İlçesinde bulunan sağlık kuruluşlarında tedavi gördüğü, İlçe Seçim Kurulu kayıtlarına göre davacı ...'ün 2007 - 2015 yılları arasındaki seçimlerde .. ilçesinde oy kullandığı, davacı ...'ın ise 20 07... yıllarındaki seçimlerde .. İlçesinde oy kullandığı, 20 10... yılları arasındaki seçimlerde ise seçmen kaydı ..'da olup oy kullanmadığının tespit edildiği anlaşılmasına karşın; 03.11.2008 tarihinde davacı ...'ın annesine ait Polatlı adresinde iken gerçekleşen icra işlemi sırasında, .. ilçesinde görevli memura hakaret ve tehdit suçlarını işlediği gerekçesi ile hakkında dava açıldığı, Polatlı Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/402 Esas - 750 Karar sayılı kararı ile davacı ...'ın kamu görevlisine hakaret suçundan ceza aldığı, davacı ...'ın iş bu dosyadaki ifadelerinde, “annesinin evinde bulunduğu” sıralarda şeklinde beyanda bulunduğu, adres olarak ..’da adres bildirdiği, Mahkemece yapılan işlemlerin burada kendisine tebliğ edildiği, 06.11.2008 – 25.03.2009 tarihleri arasında adli kontrole tabi tutulduğu, her gün sabah – akşam .. Polis Merkezi Amirliğine giderek imza verdiği anlaşılmakla mahkemece dava konusu uyuşmazlıkla ile ilgili çelişkiler giderilmeksizin ve yeterli araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuştur. Somut olayda Mahkemece toplanan resmi kayıtlara göre 2007 yılından sonra tarafların beraber yaşamadıklarına dair değerlendirme yerinde olmayıp, davacı ...'ın Adli Kontrole tabi tutulduğu 25.03.2009 tarihine kadar ..'da ayrı olarak yaşadığı belirgin ise de; bu tarihten sonra davacılar arasında birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususundaki araştırma yeterli olmayıp, davacıların bu tarihten sonra kayıtlı adresleri dikkate alınarak her bir adreste kimlerin yaşadığı kolluk vasıtasıyla araştırılarak ve muhtar, komşu, kapıcı, yönetici gibi kişiler dinlenerek tespit edilmeli, htilaf konusu dönem içerisinde davacı ... ve davacı ...'ın sağlık kuruluşlarına hangi adresleri verdikleri, hangi aile hekimine kayıtlı oldukları ve hangi eczaneden ilaç alıp, kime teslim edildiği hususları da netleştirilmek suretiyle birlikte yaşama olgusu bakımından tüm dosya kapsamında yapılan araştırma ile elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan nedenlerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.