Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/13092 E. 2026/2132 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/13092
Karar No
2026/2132
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/219 E., 2025/135 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle ölüm aylıklarını kesen Kurum işleminin iptaliyle, kesilen aylıkların kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanarak ödenmesi, Kuruma borçlu olmadığının tespitini tespitini talep etmiştir. Birleşen Mahkemenin 2014/253 Esas, 2024/127 Karar sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; denetim sonucu eşi ile birlikte fiilen yaşadığının tespit edilmesi üzerine aylıklarının kesildiğini, 11.085,74 TL'nin geri ödenmesinin istenildiğini, aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğünün 2014/4559 Esas sayılı icra dosyasında takibe itiraz edildiğini belirterek .... İcra Müdürlüğünün 2014/4559 Esas sayılı icra takibine konu borçtan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen Mahkemenin 2021/23 Esas, 2023/16 Karar sayılı dava dosyasında Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... Bölge Müdürlüğünce yapılan denetimlerde davalı ...'in 2002 yılında boşandığı (Eyüp 3. Asliye Hukuk Mahk. 21.05.20 02... /4 04... /366 Karar) eşi ... ...'in birlikte yaşadığının tespit edildiğini, bu sebeple davacı lehine 2011 yılında babası sebebiyle bağlanan 18.12.2013 tarihine kadar alınan ölüm aylığının 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi gereğince 22.01.2014 tarihi itibariyle kesildiğini ve davacıya 19.08.2011-18.12.2013 tarihleri arasında haksız olarak ödenen 11.085,74 TL'nin iadesinin istendiğini, ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğünün 2014/4559 Esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini belirterek takibe yapılan itirazın iptali ile %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 2014/306 Esas, 2024/34 Karar sayılı dava dosyasında Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; Kurumlarından 3...7 tahsis numarası ile gelir almakta olan davalıya bağlanan gelir aylığı, eşiyle birlikte yaşadığının müvekkili Kurum tarafından tespit edilmesi sonucu 01.11.2013 tarihi itibariyle kesildiğini, müvekkili Kurum tarafından davalıya ödenen aylıkların iptal edilmesi nedeniyle yersiz olarak 17.10.2008-18.12.2013 süresi için 28.162,07 TL ödeme yapıldığını, müvekkili Kurum tarafından yapılan yersiz ödemenin geri ödemesi hususu ile davalıya tebliğ edilmişse de, davalı tarafından müvekkili Kurum masrafları ödenmediğinden .... İcra Müdürlüğü’nün 2014/4576 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borcu ödemek yerine haksız ve kötü niyetli olarak yapılan takibe itiraz ettiğini, davalının haksız ve mesnetsiz yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı Kurum davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.10.2014 tarihli kararı ile Kurumca işlem iptal edilerek maaş bağlanması ve ödenmeyen maaşların ödenmesi nedeniyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. IV. BOZMA KARARI A. Birinci Bozma Kararı Mahkemenin 13.10.2014 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 15.12.2015 tarihli kararı ile "... Kurum işleminin iptalinin söz konusu olmadığı ve halen ilgili işlemin geçerli olduğu anlaşıldığından, davanın esasına girilerek...." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 09.11.2017 tarihli kararıyla, davanın kabülü ile 1-... ... 07.02.2014 tarih B.13.2SGK0.10.01.05-3/10691495 sayılı Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir. 2.Davalı Kurum tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Dairenin 17.09.2018 tarihli kararıyla "...davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanacak nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri tarihleriyle birlikte istenilmeli, adres değişiklikleri dönemler olarak saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, dosyadaki mevcut deliller de gözetilerek sonucuna göre karar verilmelidir...." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C.Üçüncü Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 02.07.2019 tarihli kararıyla davanın kabulü ile ... ... 07.02.2014 tarih B.13.2SGK.0.10.01.05-3/10691495 sayılı işlemi ile 22.01.2014 tarihli B.13.2SGK.0.10.01.05-3/1122417 sayılı işlemlerin iptali ile davacının bu işlemler nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, davacının kesilen maaşlarının ödeme tarihinden itibaren aylıkların bağlanmasına karar verilmiştir.

2.Davalı Kurum tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Dairenin 11.11.2019 tarihli kararıyla "... bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz ettiğinden; eşlerin nüfus müdürlüklerinden temin edilen adreslerindeki komşu, kapıcı ya da yöneticilerden kanaat edinmeye yetecek kadarı tespit edilerek mahkemece resen dinlenmeli, denetim raporunda ifadesi alınan ...’in de beyanlarına başvurulmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler giderilerek ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. D.Dördüncü Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 27.09.2022 tarihli kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir. 2.Davalı Kurum tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Dairenin 13.12.2023 tarihli kararıyla "... 4. Eldeki davada ise, bozmaya uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Mahkemece bozma ilamında yazılı ... dinlenmiş ve karar verilmiştir. 5. Bozmada yer alan "eşlerin nüfus müdürlüklerinden temin edilen adreslerindeki komşu, kapıcı ya da yöneticilerden kanaat edinmeye yetecek kadarı tespit edilerek mahkemece resen dinlenmeli" gerekçesine istinaden kolluğa müzekkere yazılmış ise de kollukça müzekkereye muameleten cevap verilmiş olup, yukarıda yazılı bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmıştır. 6. Mahkemece bozma gereği yerine getirilmeksizin eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmiş olması usul ve Kanun'a aykırı olup bozma nedenidir. ...." gerekçesiyle karar bozulmuştur. E. Mahkemece Son Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1-Mahkemenin 2023/219 Esas sayılı dava dosyası yönünden açılan davanın kabulü ile Davacı hakkında ... Sigortalılık Emeklilik Dairesi Başkanlığının 07.02.2014 tarih B.13.2.....0.10.01.05-3/1061495 sayılı işlemi ile yine ... Sigortalı Emeklilik Dairesi Başkanlığının 22.01.2014 tarih B.13.2.....0.10.01.05-3/1122417 sayılı işlemlerinin iptali ile davacının bu işlemler nedeniyle Kuruma borçlu olmadığının tespitine, kesilen maaşların ödenmesi gereken tarihten itibaren aylık olarak bağlanmasına, 2-Mahkemenin dosyası ile birleşen 2024/253 Esasa sayılı dava yönünden açılan davanın kabulü ile Davacının ... 4. İcra Müdürlüğünün 2014/4559 Esas sayılı icra takip dosyasından dolayı davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, 3-Mahkemenin dosyası ile birleşen 2021/23 Esas sayılı ... tarafından açılan itirazın iptali davası yönünden açılan davanın reddine, 4-Mahkemenin dosyası ile birleşen Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 2024/306 Esas sayılı ... tarafından açılan itirazın iptali davası yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı birleşen davada davacı Kurum vekili, davanın reddinin gerektiğini beyanla karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali ile yeniden yetim aylığı bağlanması ve itirazın iptali istemine ilişkindir. Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20. maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili nüfus müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili nüfus müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı emniyet müdürlüğü-jandarma komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

Eldeki davada, davacı hakkında verilen boşanma kararının 21.05.2002 tarihinde kesinleştiği, davacıya yaşamını yitiren sigortalı babası ve annesi üzerinden 506 sayılı Kanun hükümlerine göre hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylıklarının Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen 01.11.2013 tarihli raporunda boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle, Kurum tarafından 19.08.2011-18.12.2013 dönemi ile 17.10.2008-18.12.2013 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuk ettirildiği, davacı ... tarafından Kurum işleminin iptali ile kesilen aylıkların yeniden bağlanmasını, Kuruma borçlu olmadığının tespitini talep ettiği; davacı Kurum tarafından açılan itirazın iptali davalarında yersiz ödeme nedeniyle Kurum tarafından yapılan icra takiplerine davalının yaptığı itirazın iptalini talep ettiği, Mahkemece yapılan araştırma kapsamında davanın kabulüne karar verilmişse de; sonuca eksik inceleme ve araştırma ile gidilmiştir.

Dosyaya sunulan kayıtlara göre, Kurum denetmenleri tarafından yapılan çevresel soruşturma sonucu düzenlenen 01.11.2013 tarihli inceleme raporunda imzalı beyanı bulunan aynı adreste beraber ikamet eden oğlu ... ...'in anne ve babasının resmiyette ayrı olduğunu fakat aynı adreste beraber yaşadıklarına dair beyanı, yine apartman yöneticisi ...'in aynı nitelikteki imzalı beyanı ile davacı ve boşandığı eşi ... ...'in 28.02.2012'de beyan ettikleri adreslerinin ortak olduğu, dosyaya gelen seçim kayıtlarından aynı sandıkta farklı tarihlerde oy kullandıkları yine kamu tanığı ve davacının komşusu olan ...'un 20.04.2017 tarihli celsede davacı ile eşinin boşandığını kısa süre önce öğrendiğine dair beyanı karşısında davalı Kurum denetim raporunda yer alan boşanma tarihinden itibaren davacı ve eski eşinin beraber yaşadıklarına dair tespitin yerinde olduğu, Kurum raporunun aksinin ispat edilemediği gözetilerek asıl dava ile davacı tarafından açılan Mahkemenin birleşen 2024/253 Esas sayılı davasının reddi ile davalı Kurum tarafından açılan ve Mahkemenin birleşen 2021/23 Esas sayılı davası ve birleşen Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 2024/306 Esas sayılı davasında talep edilen tutarlar denetlemek suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/13092, K. 2026/2132, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-13092-e-2026-2132-k-50c77f153045