Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/12484 E. 2026/3905 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/12484
Karar No
2026/3905
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/239 E., 2025/819 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/274 E., 2024/208 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar murisinin vefatı sonrasında yeterli prim ödemesi bulunmadığından dul ve yetm aylığı bağlanamayan davacılar için, 21.06.2012 tarihli emsal Yargıtay kararı sonrasında, 900 günlük prim süresi hesabında askerlik borçlanmasının da mümkün hale gelmesi sebebi ile 425 gün askerlik borçlanması yapılarak 903 prim gününe ulaşıldığı, Bu süre ile yapılan başvurunun Kurumca kabul edilerek dul ve yetim aylıklarının bağlandığı, ancak izleyen süreçte, Kurumun, 1800 prim günü bulunmadığından davacıların aylıklarını iptal edip ödenen aylık tutarlarını da borç çıkardığı, emsal Yargıtay kararına ve Kurumca yapılan işleme güvenen müvekkilleri hakkında tesis edilen işlemin hakkaniyeti bulunmadığı, davacıların dul ve yetim aylıklarını iptal eden işlemin iptali ile dul ve yetim aylıklarının devamına ve arada ödenmeyen aylıkların ödenmesi, davacıların ... Başkanlığı'na borçlu olmadıklarının tespiti, olmadığı takdirde Anayasa Mahkemesinin 21.04.2021 Tarih, 2017/31861 E sayılı kararı gereği davacıların mülkiyeti niteliğini kazanan ödemeler yönünden ...'nın iade talebinin reddi, olmadığı takdirde ana paraya işleyecek faizin 24 aylık ödeme müddeti sonrasından itibaren başlatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; Kurumun davalıdan olan alacağı nedeniyle, davalı hakkında Gebze İcra Müdürlüğünün 2021/13124 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini ve 24.06.2021 tarihinde icra müdürlüğünün takibin durdurulmasına karar verdiğini, Kurum tarafından 3...1 tahsis numarası ile aylık bağlandığını ancak babası ..'in sigortalılığından kaynaklı aylık bağlanma şartlarını taşımadığının tespit edilmesi üzerine aylığı iptal edilmiş ve ödenen aylıklar yersiz ödenmiş olduğundan takip ve tahsili için borç kaydı oluşturulduğunu, Kurum sigortalısı ...'in 5 yıl sigortalılık süresi ile borçlanma hariç günlerinin 900 gün veya fazlası ve toplam gün sayısının 1800 gün ve üzeri sigortalılık şartının sağlanmadığı anlaşıldığından davalı ... ...'e ana para 17.391,76 TL tutarında yersiz ödeme yapıldığı tespit edildiğini, Kurum alacağının ödenmesi için borçlu davalıya gönderilen tebligatın 18.03.2021 tarihinde tebliğ edildiğini ancak ödeme yapılmadığını, 5510 sayılı Kanun'un 96. Maddesinin 1. Fıkrasının (b) bendi ve ilgili mevzuat uyarınca Kurum zararının tahsili için icra takibi başlatıldığını, hak etmediği aylığı almak suretiyle Kurumu zarara uğratan davalının itirazının iptalini ve takip tutarının %20'si oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumun davalıdan olan alacağı nedeniyle, davalı hakkında Gebze İcra Müdürlüğünün 2021/13124 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini ve 24.06.2021 tarihinde icra müdürlüğünün takibin durdurulmasına karar verdiğini, Kurum tarafından 3...1 tahsis numarası ile aylık bağlandığını ancak babası ...'in sigortalılığından kaynaklı aylık bağlanma şartlarını taşımadığının tespit edilmesi üzerine aylığı iptal edilmiş ve ödenen aylıklar yersiz ödenmiş olduğundan takip ve tahsili için borç kaydı oluşturulduğunu, Kurum sigortalısı ...'in 5 yıl sigortalılık süresi ile borçlanma hariç günlerinin 900 gün veya fazlası ve toplam gün sayısının 1800 gün ve üzeri sigortalılık şartının sağlanmadığı anlaşıldığından davalı ... ...'e ana para 17.391,76 TL tutarında yersiz ödeme yapıldığı tespit edildiğini, Kurum alacağının ödenmesi için borçlu davalıya gönderilen tebligatın 18.03.2021 tarihinde tebliğ edildiğini ancak ödeme yapılmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... ...'in 06.12.2012 tarihinde vefat ettiğini, geride eşi ... ile 13 yaşı ile 5 yaş arasında sırasıyla davalı ..., ..., ... ve ... şeklinde 4 de kız çocuğunu bıraktığını, ...'in 478 prim ödeme günü olduğunu, borç bildirim belgelerinde 1800 günü olmadığından aylığın iptaline vurgu yapıldığını, oysa müvekkillerine 900 üzerinden aylık bağlandığını, .. ... Müdürlüğü, dul ve yetim aylığı bağlanması hususunda Yargıtayın 900 günün hesabında askerlik borçlanmasına ilişkin kararını bildiği için bilerek ve isteyerek müvekkil ve ailesine aylık bağladığını, Kurumun önce aylık bağlayıp sonra iptal edince müvekkillerinin haklarına zarar verdiğini, benzer durumlarda yapılan düzenlemelerle insanların mağduriyeti giderilmişken müvekkilleri için bir çözüm yolu olmamasının mağduriyet olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 21.04.2021 tarih, 2017/ 31861 E. sayılı kararına göre ... tarafından yapılan ödemelerde müvekkilinin mülkiyet hakkı oluştuğunu ve iadesi istenemeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden davacıların davalarının reddine, asıl dava ile birleşen Gebze 8. İş Mahkemesinin 2021/350 Esas - 2023/363 Karar sayılı dosya yönünden davanın kabulüne, davalı tarafından Gebze İcra Müdürlüğünün 2021/13124 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden, ... ...'in 06.12.2012 tarihinde vefat ettiğini, geride eşi ... ile 13 yaşı ile 5 yaş arasında sırasıyla ..., ..., ... ve ... şeklinde 4 de kız çocuğunu bıraktığını, ...'in 478 prim ödeme günü olduğunu, bu süre tek 900 günün altında kaldığından tek başına dul-yetim aylığı bağlamaya yetmediğini, askerlik borçlanması talebinin Kurum tarafından kabulü üzerine borçlanma işleminin yapıldığını, bu doğrultuda toplamda 903 güne ulaşılması neticesinde ...'in geride kalan hak sahiplerine dul ve yetim aylığı bağlandığını, sonrasında ...'nın müvekkillerine bağlanan aylığın hataen bağlandığını ileri sürerek aylıkları iptal ettiğini, ... "Borç Bildirim Belgelerinde, borcun sebebi olarak '1800 günü yok, Aylık iptal" şeklinde bildirimde bulunulduğunu, bu belirtmenin hatalı olduğunu, zira aylığın zaten 1800 gün hizmet sebebiyle bağlanmamış olduğunu, bağlanan aylığın 900 gün üzerinden bağlanıldığını, Kocaeli ...'ya yapılan 2013 yılı başlarındaki müracaat anında ortada Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 21.06.2012 tarih, 2012/4755 Esas ve 2012/11898 Karar no.lu kararının bulunduğunu, bu içtihat gereği aylık bağlama işleminin yapıldığını, kamu kurumlarında devamlılık esas olduğundan sonradan aylık kesme işleminin hukuka aykırı olduğunu, 2013 yılından sonra 2015 yılında Anayasa Mahkemesi bu husus ile ilgili düzenlemeyi 900 günün hesabında geçerli kabul etmeyince 2021 yılında işlemi yapan müdürlük tarafından değil, ...'daki Emeklilik İşleri Daire Başkanlığının müvekkillerine bağlanan aylığı ve emeklilik işlemini iptal ettiğini, Kurum işleminin Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye etkili olmaması prensibine aykırı olduğunu, kendisine güvenilen kamu kurumunun, 9 yıl sonra emekliliği iptal edip aylıkları geri istemesinin bireyin Devletine güven ilkesine aykırı düştüğünü, Sosyal Sigortalar İşlemleri Yönetmeliği'nin Geçici 35. maddesinde " (Ek:RG-05.12.2017-30261)(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kanuna veya ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylık bağlanmış olanlardan, tahsis talep veya ölüm tarihi itibariyle ilgili kanunlarında öngörülen aylık bağlama koşullarından prim ödeme gün sayısı şartının sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanmayan nedenlerle yerine gelmediği daha sonra anlaşılanların (Değişik ibare: RG-18.08.2021-31572)(26) aylığa hak kazanma koşullarına esas hizmet süreleri; a) Kanuna veya 3201 sayılı Kanuna göre borçlanılacak süresi olanlar, borçlanma talep tarihinde Kanun'un 82. maddesine göre tespit edilecek prime esas günlük kazanç alt sınırı üzerinden eksik hizmet süresi kadar borçlandırılmak, b) Birinci fıkranın (a) bendi kapsamında borçlanılacak süresi olmayanlar ile borçlanılacak süreleriyle eksik hizmet süresini tamamlamayanlardan; tahsis talep tarihi ile yersiz ödemenin tespit edildiği tarih arasında Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrası kapsamında sigortalılığı bulunanların eksik hizmet süresinin tamamlanacağı tarihe kadar hizmet verilmek, c) Birinci fıkranın (a) ve (b) bendi kapsamında süresi olmayanlardan; isteğe bağlı, 2925 sayılı Kanuna tabi, Kanunun ek 5. maddesi ile ek 9. maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki sigortalılıkları tahsis talep tarihi itibariyle aylığa hak kazanmaları nedeniyle sona erenlere, eksik hizmet süresinin tamamlanacağı tarihe kadar belirtilen kapsamdaki sigortalılıkları devam ettirilmek suretiyle tamamlatılır." düzenlemesi ile "prim ödeme gün sayısı şartının sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanmayan nedenlerle yerine gelmediği daha sonra anlaşılanlara devletin, kendi hatasını telafi etmek için aylık bağlama yolu açtığını, davacılara aylık bağlanmasında kendilerine atfedilebilecek en ufak bir kusur bulunmadığını, söz konusu yönetmeliğin aradığı hususların esasen müvekkillerinde ta başından beri mevcut olduğunun anlaşılmakta olduğunu, Kurumun aylık kesme işleminin hakkaniyete aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 21.04.2021 tarih, 2017/ 31861 E. sayılı kararıyla, babasından dolayı bağlanan ölüm aylığının eşinden dolayı da ölüm aylığı aldığı gerekçesiyle ödenmeye başlandığı tarihten itibaren geçerli olacak şekilde iptal edilmesi ve geriye dönük borçlandırma işlemi yapılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği kararı verdiğini, birleşen dava yönünden, birleşen davanın kabul edilebilmesi için öncelikle asıl davanın kesinleşmesi gerektiğini, birleşen davanın varlığının tamamen asıl davanın varlığına bağlı olduğunu, asıl dava hakkındaki tüm istinaf nedenlerinin aynı şekilde birleşen dava için de geçerli olduğunu, asıl dava hakkında verilen Mahkeme kararı istinaf neticesinde kaldırıldığı takdirde birleşen dava da asıl davaya bağlı olarak hükümsüz kalacağını bu nedenlerle birleşen dava hakkında Sayın Mahkemece verilen kabul kararını da kabul etmediklerini savunarak temyiz yasa yoluna başvurmuştur. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleşen dava dosyasında davanın kabulüne karar verildiğini, dosya kapsamında, icra takibine konu yapılan yersiz aylıkların takip tarihi itibarıyla tutarlarının belli ve sabit olduğu, bu aylıkların davalıya ödendiğinin tartışmasız olduğunu, alacağımız likit nitelikte olduğundan, takibe haksız itiraz eden davalı aleyhine takibe konu alacak tutarının %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak temyiz yasa yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali, kesilen aylığın yeniden bağlanması ile ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi, birleşen dava ise itirazın iptali istemine ilişkindir. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, asıl dava davacılarının tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun icra takip tarihinde yürürlükte olan 67. maddesinin ikinci fıkrasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse alacaklı yararına ve istem üzerine tarafların durumuna, davanın ve hüküm altına alınan şeyin tahammülüne göre, hüküm altına alınan tutarın %20’sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata karar verileceği yönünde düzenleme öngörülmüştür. İtirazın iptali davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer koşulların yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Anılan tür bir alacaktan söz edilebilmesi için ise gerçek tutarın belli ve sabit olması veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için alacağın tüm unsurlarının bilinmesi ya da bilinebilecek durumda bulunması gereklidir. Buna göre, alacağın likit nitelikte olduğunun kabulü için borçlu tarafından tutarın araştırılarak belirlenmesi olanağının varlığı yeterlidir. 4.Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, asıl alacak niteliğindeki yersiz ödenen ve icra takibine konu yapılan aylığın, takip ve dava tarihi itibarıyla varlığı ve tutarının belli ve sabit dolayısıyla, likit nitelikte olduğu belirgin bulunduğundan, birleşen davanın davacısı alacaklı Kurum yararına, davalının icra inkâr tazminatıyla sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Asıl davada davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2.Asıl davada davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile 3.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 4.İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (B) numaralı bendinde yer alan "icra inkar tazminatı talebinin reddine" cümlesi silinerek yerine "Gebze İcra Müdürlüğünün 2021/13124 takip sayılı icra dosyasında takip konusu alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının birleşen davanın davalısından alınarak birleşen davanın davacısı Kuruma verilmesine," yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 5.Temyiz yoluna başvuru harcı ve aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/12484, K. 2026/3905, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-12484-e-2026-3905-k-29c5040601aa