Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/15506 E. 2026/3723 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/15506
- Karar No
- 2026/3723
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/367 E., 2025/1368 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/103 E., 2024/14 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin çocuklarının yanında ikamet ettiğini, herhangi bir gelirinin bulunmadığını, müvekkilinin eşinden 2008 yılında boşandığını, vefat eden babasından hak sahibi olarak kendisine ölüm aylığı bağlandığını, .. SGM'ne müvekkilinin ifade vermek için çağrıldığını, eşi ile birlikte yaşadığı iddiasını kabul etmediğini, zaman zaman görüştüğünü beyan ettiğini, müvekkilinin ölüm aylığının kesildiğini, müvekkilinin Kuruma ölüm aylığının yeniden bağlanmasına ilişkin talebinin ret edildiğini, muvazaalı boşanma iddiası ile 124.288,15 TL borç tahakkuk ettirildiğini, boşanmadan sonra fiilen birlikte yaşadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, konunun yeterince araştırılmadan işlem yapıldığını, müvekkiline sadece soyut olarak bilgi verildiğini ve ifadesinin alındığını belirterek; aylık kesilmesine dair Kurum işleminin iptalini, aylığın yeniden bağlanması talebinin reddine dair Kurum kararının iptalini, aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespitini, en yüksek mevduat faiziyle birlikte ödenmesini, Kurum tarafından tahakkuk ettirilen 124.288,15 TL borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili; Kurum Sosyal Güvenlik Denetmenlerince yapılan inceleme ve soruşturma neticesinde davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeniyle, ölüm aylığının kesildiğini, davacının yersiz olarak almış olduğu gelirlerin iadesi için Kurum tarafından işlem yapıldığını, ölüm aylığının kesilmesi işleminde ve ölüm aylığının yeniden bağlanması talebinin reddine dair kararda hukuka aykırı hiç bir yön bulunmadığını, Kurum işlemi 5510 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine uygun olduğunu belirterek; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının Küçükçekmece 1. Aile Mahkemesinin 2005/41 E.-2005/1191 K. sayılı kararı ile eski eşi ..'dan 08.12.2005 tarihinde boşandığı; Mahkemece kamu tanığı olarak dinlenen tanık ..'nun, evi aldığında davacının eşi ile aynı evde olduklarını beyan ettiği, tanık ...'nın denetmene verdiği ifadenin bulunduğu tutanaktaki imzayı kabul ettiğini beyan ettiği, tutanağa göre davacının ... ile birlikte yaşadığı yönünde beyanda bulunmuş olduğu, ifadesinde birlikte yaşadıklarının yazılı olduğunu bilmediğini beyan ettiği; Seçim Müdürlüğünden celp edilen seçmen bilgilerinin incelenmesinde, davacı ve boşandığı eşinin 2007 yılında yapılan milletvekilliği ve halk oylaması seçimlerinde oy kullanmak üzere aynı okula ve aynı sandığa kayıtlı oldukları, fakat oy kullanmaya gitmedikleri, 2009, 20 10... tarihlerinde yapılan seçimlerde davacı ve boşandığı eşinin aynı okulda ve aynı sandıkta oy kullandıkları; Nüfus Müdürlüğü kayıtlarında, davacı ve boşandığı eşi tarafından 01.07.2007 beyan tarihli bildirilen adresin .. Mah. .. Sk. .. Apt. Sitesi No:.. iç Kapı No: .. ../.. olduğu, 2015 yılına kadar tarafların aynı adresi kullandıkları, davacı adına 2012 yılı öncesine ait bir ... aboneliğinin bulunmadığı, boşandığı eşi ...'ın ise 2001-2017 tarihleri arasında .. Mah. .. Sk. No:.. D:.. Küçükçekmece/İstabul adresinde abonelik kaydının bulunduğu; dosyaya celp edilen MEDULA kayıtlarına göre davacının boşandığı eşi ...'ın 2008 yılından 2016 yılına kadar ..'da tedavi gördüğü; yine ...'a ait hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde İstanbul'da sigortalı olarak çalıştığı görülmekle, dinlenen tanıkların davacının 2009 yılından 2015 yılına kadar ...'da oturduğu iddiasına ve dinlenen tanıkların beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, Kurum denetim raporunun 5510 sayılı Kanun'un 59. maddesine göre aksi ispat edilinceye kadar geçerli belgelerden olması, Kurum tahkikat raporonun aksinin tanık beyanları dışında MERNİS adres kayıtları, elektrik, ..., telefon abonelikleri, seçim kurulu kayıtları, mahalle muhtarlığı kayıtları gibi resmi kayıtlarla da ispatlanması gerektiği, dinlenen kamu tanıkları .. ve ...'nın denetmene vermiş oldukları beyanlarının hayatın olağan akışına uygun olduğu kanaatine varılmış; Kurum denetmen raporunun aksinin ispatlanamadığı, Kurum işleminin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve eski eşinin anlaşmalı olarak boşandıkları, birbirinden nafaka ve tazminat istemedikleri, komşu ...'nın 10/10/2017 tarihinde Kurum denetmenine vermiş olduğu imzalı ifadesinde, 18 yıldır .. Mah. ... .. Cad. .. Sok. No:.. D:.. ../.. adresinde ikamet ettiğini, aynı binada 14 nolu dairede geçen aya kadar yaklaşık olarak 18 yıldır ... kocası ... ve oğlu ...'ın birlikte yaşadıklarını beyan ettiği, komşu ..'nun 10/10/2017 tarihinde Kurum denetmenine vermiş olduğu imzalı ifadesinde, .. Mah. ... .. Cad. .. Sok. No:.. D:.. ../..nbul adresine yaklaşık 1 ay önce taşındıklarını, 14 nolu bu daireyi ...'dan satın aldıklarını, bu evi satın aldıklarında bu adreste .. Bey ve .. Hanım'ın çocuklarıyla birlikte yaşadıklarını beyan ettiği, .. İlçe Nüfus Müdürlüğünün yazısında davacı ve eski eşinin 01.07.2007-08.01.2015 tarihleri arasında yerleşim adresinin .. Mah. .. Sok. .. Ap Sitesi No:.. D:.. ../.. olduğunun belirtildiği, Başakşehir 1.İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının yazısında 22.07.2007 tarihinden 07.06.2015 tarihine kadar yapılan seçimlerde davacı ve eski eşinin aynı adreslerde, aynı okullarda ve sandıklarda oy kullandıklarının belirtildiği, MEDULA kayıtlarında davacının eski eşi ...'ın muayene olduğu hastanelerde .. Mah. ... .. Cad. .. Sok. No:.. D:.. ../.. adresini belirttiği, .. Genel Müdürlüğünün yazısında davacının eski eşi ...'ın 23.07.2001-08.09.2017 tarihleri arasında .. Mah. .. Sok. No:.. D:.. ../.. adresinde aboneliğinin bulunduğunun belirtildiği, davacı ve eski eşinin ..' daki hastanelerde tedavi oldukları, .. Sosyal Güvenlik Merkezinin yazısında davacının eski eşi ...'ın 07.10.2005-05.12.2016 tarihleri arasında ve 06.08.2020 tarihinden itibaren .. Konveyör San. A.Ş unvanlı iş yerinde Dr. ... .. Cad. ../.. adresindeki iş yerinde çalıştığının belirtildiği, dosyada dinlenilen 3 tanığın davacının çocukları olduğu gibi diğer dinlenen tanık beyanlarının da dosyada bulunan yazılı bilgi ve belgeler ile çelişkili olduğu anlaşılmakla; davacı ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşadığının kabulü ile 5510 sayılı Kanun'un 56/2. maddesi gereğince davanın reddine dair mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı asılın istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Kurum tarafından yapılan klasik incelemelerin (abonelik kayıtları, seçim kayıtları, nüfus kayıtları gibi) yeterli olmadığını, salt bu kayıtlara bakılarak bir karar verilemeyeceğini, eski eşi ile boşanma sonrasında bir arada yaşamadığını, eski eşinin sık sık cezaevine girmiş çıkmış bir kişi olduğunu, kendisi ile fikren ve ruhen de anlaşamadığı bir kişi olduğunu, kendisinin evlilikten bağımsız bir hayatı olduğunu, birlikte yaşamanın da katlanılmaz hale geldiğini, boşanmanın kesinlikle maaş almak niyeti ile yapılmadığını, boşanmanın anlaşmalı gerçekleşmiş olmasının da Kurum tarafından aleyhe değerlendirilemeyeceğini, boşanmanın sonucunda ekonomik ve sosyal durumu gereği de maaşa başvurmak zorunda kaldığını, babasının vefatı ve maaş alım tarihleri arasındaki zamanın da Mahkemece değerlendirilmediğini, Mahkemenin abonelik kayıtlarına istinaden yapmış olduğu değerlendirmenin de hukuka uygun bir değerlendirme olmadığını, yine adresini aldırmamış olmasının da kendisini bağlayacağını, Kurumun matbu ve kendi lehine yaptığı işler nedeniyle Anayasal hak olan yetim aylığı alınmasına yönelik hakkının elinden alınmasının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin eksik inceleme ile hatalı bir karara vardığını, dava dışı kişi ile anne baba kimliğinin devam ediyor olması nedeniyle bir araya geldiği zamanların olduğunu beyan ettiğini, ancak sanki birlikte yaşıyorlarmış gibi algı yaratmasını ve raporlarını böylesi ilginç bir değerlendirmeye dayandırmasını kabul etmediğini, dinlenen taraf tanıkları ve kamu tanıkları da dahil olmak üzere söz konusu evde yatak odasının bile bulunmadığını, birlikte yaşamadıkları için de elbette ki dava dışı kişi ile birlikte görmedikterini açıkça ifade ettiklerini, objektif inceleme yapmayan bilirkişi raparuna dayalı bir hüküm kurulduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık Kurum işleminin iptali, ölüm aylığının yeniden bağlanması, ödenmeyen ölüm aylıklarının kesilme tarihlerinden itibaren faizleriyle ödenmesi istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.