Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/11589 E. 2026/3518 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/11589
Karar No
2026/3518
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1749 E., 2025/1892 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/930 E., 2024/364 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekilinin tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde 15.02.2021 tarihinden bu yana ... kodu ile elektrik teknisyeni olarak çalıştığını, davaya konu kazanın 31.05.2021 tarihinde iş yerinde meydana geldiğini, kazanın iş yerinde mesai saatlerinde meydana geldiğini, tazminat talebine konu kazanın iş kazası olduğunu, davalının bu süreçte son derece kötü niyetli davranarak yaşadığı fiziksel acı ve maddi zorluk yanında müvekkilini psikolojik olarak da olumsuz yönde etkilediğini belirterek fazlaya ilişkin haklarımı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500 TL geçici iş göremezlik (belirsiz alacak davası olarak), 500 TL sürekli iş göremezlik (belirsiz alacak davası olarak), 500 TL tedavi giderleri (belirsiz alacak davası olarak), 500 TL bakıcı gideri (belirsiz alacak davası olarak) olmak üzere 2000 TL maddi tazminat ve 40.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 42.000 TL tazminatın kaza tarihi olan 31.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; olayın 31.05.2021 tarihinde saat 17.00'den sonra yani mesai bitiminden sonra meydana geldiğini, ofisin arka kapısından dışarıya çıkıldığı zaman hemen kapının bir iki adım ilerisinde bulunan havalandırma boşluğu her zaman ızgara ile kapalı tutulduğunu, olay günü de araçtan iş yerine malzemeler indirildiğini ve bu esnada havalandırma boşluğunun ağzından ızgara kaldırılarak malzemelerin taşınma işlemi bittikten sonra ızgaranın tekrar yerine koyulması ve havalandırmanın ağzı kapatılması gerekirken çalışanlar tarafından bu durum yerine getirilmediğini, davacının mesai bitiminden sonra yanındaki diğer çalışan ... ile beraber ofisin arka kısmında çay ocağının bulunduğu yerdeki kapıdan arkadaki açık alana sigaraya içmeye çıkarken sağına soluna bakmadan kendisine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeden hareket ettiğini, davacının olaydan sonra çalışmadığı süre zarfında ...'dan geçici iş göremezlik ödeneği alındığını, ...'nın işverene göndermiş olduğu 19.10.2021 tarihli iş kazası bildiriminde bulunulmasını içeren tebligatı üzerine yine tebligatta belirtilen süre içerisinde iş kazası bildiriminde bulunulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ücretini vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmektedir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; ".. 1-634.926,83 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminatın 31.05.2021 kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan davacıya verilmesine, 2-11.152,89 TL geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminatın 31.05.2021 kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan davacıya verilmesine, 3-Tedavi ve bakıcı gideri taleplerinin ayrı ayrı reddine, 4-20.000,00 TL manevi tazminatın 31.05.2021 iş kazası tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,.." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; ".. 1-Hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,.." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu kaza olayında müvekillinin kusuru bulunmadığını, davacıya verilen sürekli iş göremezlik oranının fazla olduğunu, hesap bilirkişi raporunn hatalı olduğu ve hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğunu beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava iş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Somut olayda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre olayda alınan kusur raporunun oluşa uygun olmadığı, iş yerinde meydana gelen kazanın davalı iş yerinde alt kata malzeme indirmek için kullanılan yerde bulunan kapağın açık unutulması sonucunda meydana gelmiş olup bu kapağın açık bırakılmasında işveren kusurlu olmakla birlikte davacının normal bir insanın göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermeyip bastığı yere dikkat etmemesi şeklinde gerçekleşen olayda kusurunun fazla olması gerektiği ortadadır. O halde Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince oluşa uygun rapor düzenlemek üzere somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranlarını belirlemek suretiyle dosyadaki tüm verileri değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre kusur oranlarının kesinleştirilmesinden sonra sonucuna göre yeniden hesap raporunun alınmasının gerekmesi halinde davacının maddi zararını tespit ettirmek, davacı vekilinin temyiz istemi bulunmadığı gözetilerek hükme esas alınan 06.02.2024 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak ayrıca davacı vekilinin temyiz istemi bulunmadığı gözetilerek bu yönden taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/11589, K. 2026/3518, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-11589-e-2026-3518-k-a4ac6d697f15