Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/10375 E. 2026/3999 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10375
Karar No
2026/3999
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1399 E., 2025/1802 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/367 E., 2024/229 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... .. .. 19.03.2021 tarihinde davalılardan .. Madeni Ev Ürünleri’ne ait işyerinde meydana gelen iş kazasında hayatını kaybettiğini, yaşanan olayın da iş kazası olduğunu, tarafların sorumluluk dereceleri ile maddi zararın kapsamı belli olmadan istenecek bir manevi tazminatın ölçüsüz ve rasgele olacağı düşüncesiyle, buna ilişkin istek tutarı yargılamanın son aşamasında bildirilerek peşin harcı yatırılacak ve hüküm altına alınmasını, müteveffanın; davalılardan .. Müh. Elek. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin işini gördüğü esnada diğer davalı ... Madeni Ev Ürünleri’ne ait işyerinde yaşadığı iş kazası sonucu hayatını kaybettiğini, fazlaya ilişkin dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla; davacıların her biri için şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, tüm davacılar için miktarları yargılamanın son aşamasında bildirilecek manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, iş kazasının gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek banka mevduatı faizi ile davalılardan tahsili ile müvekkillere verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Mühendislik Elektrik İnşaat Sanayi ve ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından iş kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat talepli açılan işbu davayı kabul etmediklerini, kazazedenin uğradığı iş kazası elektirik panosunun montajında çalışmakta olan kazazedenin dikkatsizliği sonucu meydana geldiğini, kaza sırasında iş güvenliğine ilişkin tüm koruyucu tedbirler alındığını ve müvekkili firma özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini, müvekkili şirket yükümlü olduğu tüm tedbirleri almış, gerekli özen yükümlülüğünü yerin getirmiş olup kendisine atfı kabil bir kusur bulunmadığını, müvekkilinin kusurunu ve tazminat sorumluluğunu kabul manasına gelmemek üzere sayın mahkemece davacının manevi tazminat alacağı bulunduğu yönünde kanaat belirmesi halinde davacının kusuru, olayda meydana gelen kaçınılmazlık hususlarının göz önüne alınması gerektiğini, bu durumda talep davacının manevi tazminat talep hakkı bulunmadığını, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından açılan ölümlü iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davası tarafımızca kabul edilemediğini, müvekkili ...'nin davaya husumeti olmadığını, ... ...müvekkilinin işçisi olmadığını, mevcut işyerinde kazanın meydana geldiği yerde ek bina yaptıran müvekkili ... Mühendislik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli danışmanlık şirketine inşaat yaptırılması için gerekli işlemlerin yapılması adına anahtar teslim anlaşma sağladığını, işverenin sorumluluğu yönünden nedensellik bağı, ölen işçinin ve üçüncü kişinin ortaklaşa kusurlarıyla kesilmişse, işveren zarardan sorumlu tutulamayacağını, tüm bunlarla beraber müvekkili şirket müteveffanın işvereni konumunda yer almamakla birlikte anahtar telim hizmet alımı yapan müvekkili şirket bakımından illiyet bağının kesilmiş olduğunu, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "..Davanın kısmen kabulü ile; 1-Davacı ...’nin; a-Destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulü ile; 870.275,20 TL'nin kaza tarihi olan 19.03.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, b-20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.03.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Davacı ...’nin; a-Destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, b-20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.03.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davacı ...’un; a-Destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, b-20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.03.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı ...’nin; a-Destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, b-20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.03.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,.." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; ".. 1-Hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... Mühendislik Elektrik İnşaat Sanayi ve ... Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesi ile müvekkil şirketin kusuru olmadığını tüm yükümlülükleri yerine getirdiklerini, davacıların manevi tazminat hakları bulunmadığını belirterek temyiz talep etmiştir. Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesi ile müvekkil şirketin anahtar teslim iş verdiği kusur raporları arasında çelişki olduğunu, verilen kusur oranını kabul etmediklerini davanın kendileri yönünden reddi gerektiğini belirterek temyiz talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava iş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, ... ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Somut olayda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre ; olayda alınan kusur raporunun oluşa uygun olmadığı, davacıların murisi sigortalının montaj ekibi olarak dava dışı ... ve ... ile birlikte davalı ...'ne ait fabrika içerisinde elektrik panosunu belirtilen kaide üzerine montajı sırasında kaidenin panodan 25 cm eninde büyük olduğu ve buraya yerleştirilmesi sırasında panonun kaideden dar olması sonucu davacının üzerine düşen pano nedeniyle ölümü şeklinde iş kazası meydana geldiği, davacının panoyu kaideye montajında görevli olduğu, montaj işine başlamadan önce kaidenin panoya uygun olup olmadığının basit bir ölçümle kontrol edilip belirlenmesi gerekirken gözle dahi görülebilecek şekilde 25 cm geniş yapılan kaideye montaj etmeye çalışması eyleminde %10 dan daha fazla kusurlu olması gerektiği ortadadır. O halde Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince oluşa uygun rapor düzenlemek üzere somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranlarını belirlemek suretiyle dosyadaki tüm verileri değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre kusur oranlarının kesinleştirilmesinden sonra sonucuna göre yeniden hesap raporunun alınmasının gerekmesi halinde davacının maddi zararını tespit ettirmek , davacılar vekilinin temyiz istemi bulunmadığı gözetilerek hükme esas alınan bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/10375, K. 2026/3999, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-10375-e-2026-3999-k-ec8d7da41e0e