Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/20476 E. 2026/5115 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/20476
Karar No
2026/5115
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1200 E., 2025/214 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/372 E., 2024/229 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı işçinin, davalı işverenliğin .. .. 3. Bölge Şantiyesi iş yerinde, iş makinesi operatörü işinde, 3.750,00 TL çıplak ücret karşılığında çalışmaktayken, 24.12.2019 tarihinde davalı işverenliğin kusuruyla meydana gelen iş kazası neticesinde, organ kaybına uğrayarak sürekli iş gücü kaybına uğradığı ve psikolojisinin olumsuz yönde etkilendiğini belirterek maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin %70, davacı işçinin %30 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacının %38 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı kabulünden hareketle; "1-Davanın kabulü ile a-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 1.982.740,95 TL maddi tazminatın kazanın meydana geldiği 24.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, b-Davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kazanın meydana geldiği 24.12.2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 10.11.2022 tarihli rapor ile tüm iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alan, denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getiren davalı Şirket olan .. Yapı İnşaat San. Tic. A.Ş.'ye %70 kusur atfedilmesi ve işbu bilirkişi raporuna göre tanzim edilen hesap raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davacının; 12 yıla yakın deneyim sahibi bir kimseden beklenemeyecek şekilde dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde çalışmış ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemiş olduğunu, davalının iş kazasının olmaması için üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz şekilde yerine getirmiş olduğunu, kazazede işçinin kendi kusuru ile meydana gelen kazada, davalı Şirkete kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, Kaza, kazazedenin ağır kusuru ile meydana gelmiş olup davalı Şirket ile kazazedenin fiilleri arasındaki illiyet bağının kesilmiş olduğunu, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi 2. fıkrası gereğince, kazalı işçinin de Borçlar Kanunu gereği üzerine düşen sorumluluklara uyması gerektiğini, somut olayda davacı ...'ün, şantiye sahasında kullandığı ekskavatörün kovasının tırnak piminin yerinden çıkması neticesinde, iş makinesinden inerek çekiç vasıtasıyla vurarak çıkan pimi yerine takmaya çalıştığı esnada pimden sıçrayan metal parçanın sol gözüne gelmesi sonucu yaralanmış olduğunu, kazazede, kendisine teslim edilen koruyucu gözlüğü taksa idi davaya konu kazanın oluşmayacağını, kaza; kazazedenin ağır kusuru ile meydana geldiğinden, davalı işveren ile kazazedenin fiilleri arasındaki illiyet bağının kesilmiş olduğunu, bu sebeple davalı Şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının, ihmalkar davranışları ile üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği söz konusu kazadaki kusurunun % 30 dan çok daha fazla olduğunu, açıklanan nedenlerle, meydana gelen iş kazası kazazedenin ağır kusuru ile meydana gelmiş olup, davalı Şirket ile kazazedenin fiilleri arasındaki illiyet bağının kesilmiş olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından bu hususun göz ardı edilmiş olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamına, kararın dayandığı delillere, İlk Derece Mahkemesince delillerin toplanmasında ve değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmamasına, kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle ve davaya konu iş kazasının gerçekleşmesinden sonra tazminat alacaklarına mahsuben davacı adına taşınmaz satın alındığını ve tapu devrinin gerçekleştiğini yapılan bu devrin değerlendirilmediğini beyanla Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; davalı vekilince istinaf dilekçesine ek sunduğu beyan dilekçesinde ve temyiz başvuru dilekçesinde davacının söz konusu iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi zararlarının karşılanması amacıyla davalı Şirket tarafından .. Mah. .. Sk. No:.. Daire:.. .../... adresinde yer alan taşınmaz satın alındığı ve tapuda davacı adına tescilin gerçekleştiği, söz konusu taşınmazın bedeli için taşınmazın eski maliki ... emrine keşide edilen, .. .. .. Ticari Şubesi'nin 0549406 seri numaralı, 295.000,00 TL (İkiYüzDoksanBeşBinTürkLirası) bedelli bloke çek, ...'a davalı Şirket tarafından 27.11.2020 tarihinde teslim edilerek bedelinin ödendiği, tapu kayıtlarının incelenmesi neticesinde söz konusu taşınmazın 26.11.2020 tarihinde malikinin ... olduğu, 27.11.2020 tarihinde ise taşınmazın davacı adına tescilinin gerçekleştiğinin görüleceğinin beyan edildiği, yargılama aşamasında davalı tarafça beyan edilen ödeme itirazının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında davalı tarafça yapılan harici ödemenin davaya konu tazminat alacaklarından mahsubunun gerekip gerekmeyeceği ile mahsubunun gerekmesine karar verilmesi halinde mahsubun şekli noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır. İş kazası ve meslek hastalıkları tazminat alacaklarına yapılacak ödeme noktasında kısmi ve tam karşılık ödemenin bulunup bulunmadığı noktasında Yargıtay uygulamasının geliştirdiği denkleştirme metodunun kullanılması hakkaniyetli çözüme ulaşılması noktasında önem arz etmekte, ödemelere faiz işletilmek suretiyle tazminat alacağından mahsup yeterli olmamaktadır. Bu doğrultuda ödemenin yapıldığı tarihteki verilere göre hesaplanan tazminat alacağı ile ödenen miktar birbirine oranlanarak, tazminat alacağının ne kadarının karşılandığı belirlenip karşılanan tutara ilişkin ödemenin fatura niteliğinde olduğu kabul edilerek, karşılanmayan bakiyesi için davacı tarafın alacak hakkının varlığı doğrultusunda bakiye tazminata hükmetmek gerekmektir. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sırasında dosyaya giren davalı savunmasına göre davaya konu iş kazası nedeniyle davacı adına tapuda taşınmaz devri gerçekleştirildiği ileri sürülmektedir. Mahkemece taşınmaza ilişkin tapu kayıtları ve çek ile ilgili tüm kayıtlar ile davalı Şirkete ait çekin ödenmesine dair muhasebe kayıtları ve son olarak tarafların bu hususta göstereceği delil ve belgeler getirtilerek taraf vekillerinin beyanlarına başvurulmak suretiyle de ( gerekmesi halinde dava dışı eski tapu malikinin de dinlenilmesi suretiyle ) yapılan devrin dava konusu iş kazası nedeniyle doğan tazminat alacaklarına mahsuben yapılıp yapılmadığı net bir şekilde ortaya konulmalı, tazminat alacaklarına mahsuben yapılan geçerli bir ödemenin varlığının kabulü halinde dava konusu maddi ve manevi tazminatlardan hangisine ne kadar ödeme alındığı hususunda davacı ve davalı vekilinin beyanlarına ve gerektiğinde tarafların isticvabına başvurmak suretiyle hangi tazminat alacağına (maddi –manevi tazminata) mahsuben ne kadar ödeme yapıldığını belirlemek, sonucuna göre taşınmazın devir tarihi itibariyle değerinin de belirlenmesi suretiyle maddi tazminata mahsuben ödenen miktar için yukarıda açıklanan denkleştirme usulüyle maddi tazminat alacağının ne kadarının karşılandığı tespit edilerek, karşılama oranının Mahkemece hükme esas alınan 09.04.2024 tarihli hesap raporuna uygulanarak usulü kazanılmış haklara göre davacının bakiye maddi tazminat alacağını belirlemek ve manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi de gözetilerek manevi tazminat alacaklarına hükmetmek gerekirken; yazılı şekilde hatalı değerlendirme ve eksik gerekçe ile hüküm kurulması isabetsiz olmuştur. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/20476, K. 2026/5115, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-20476-e-2026-5115-k-f2a9306f1576