Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/4636 E. 2024/9586 K.

Konu: Maluliyet Aylığına Hak Kazandığının Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4636
Karar No
2024/9586
Karar Tarihi
Konu
Maluliyet Aylığına Hak Kazandığının Tespiti

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2426 E., 2024/174 K. KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/517 E., 2021/38 K. Taraflar arasındaki maluliyet aylığına hak kazandığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı, 31.08.2012 tarihinde malulen emeklilik başvurusunda bulunduğunu, malulen emeklilik başvurusunun Kurum tarafından maluliyet derecesi %32 oranına düşürülerek reddedildiğini belirterek, emekliliğe başvuru tarihi olan 31.08.2012 tarihinden itibaren aylığa hak kazandığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz edilip idari yollar tüketilmeden dava açılamayacağını, Kurum kayıtlarına dayalı olarak cevap verme haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini ve davanın açılmasına müvekkili Kurumun sebebiyet vermediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, hükme esas alınan Adli Tıp 2.Üst Kurulu raporunun sonuç bölümünde birbirine tamamen zıt iki ayrı değerlendirmenin yer aldığını ve rapordaki çelişkilerin giderilebilmesi için ek rapor aldırılması gerekirken davanın reddine karar verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, aylığa hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddeleridir. 3. Değerlendirme 1.5510 sayılı Kanun'un geçici 1/2 nci maddesinde; "17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanun'un 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır." hükmü ile aynı Kanun'un geçici 7/1 inci maddesinde "(Değişik: 17.04.2008-5754/68 md.) Bu Kanun'un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir." hükmü düzenlenmiştir. 506 sayılı Kanun'un malullük ve engellilik hükümlerine ilişkin geçiş hükümleri başlıklı 5510 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde " 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında olup bu Kanunun yürürlük tarihinden önce ilk defa sigortalı olanlardan, sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun mülga 53 üncü maddesine göre malûl sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya engeli bulunan ve bu nedenle malullük aylığından yararlanamayan sigortalılar, yaşları ne olursa olsun en az on beş yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanırlar. (Değişik ikinci fıkra: 17.04.2008-5754/71 md.) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olup bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılar hakkında, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun mülga 60 ıncı maddesinin (c) bendinin (b) alt bendi ve geçici 87 nci maddesine göre işlem yapılır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlananlardan yaşlılık aylığı bağlananların aylıklarının kesilmesi ve tekrar bağlanmasında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümler geçerlidir. Birinci ve ikinci fıkraya göre bağlanan aylıkların aylık bağlama oranı, 5400 gün üzerinden hesaplanan orandan az olamaz. (Ek fıkra: 17.04.2008-5754/71 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, malullük durumlarının tespiti için talepte bulunan ve bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra malûl olduklarına karar verilenler hakkında 506 ve 2925 sayılı Kanunlardaki diğer şartları da taşımaları halinde anılan kanunlara göre malullük aylığı bağlanır... " düzenlemesi yer almaktadır. Diğer yandan; 506 sayılı Kanun'un yaşlılık aylığından yararlanma şartları başlıklı 60 ıncı maddesinin (C) bendinin (b) alt bendinde; (Değişik:29.07.2003-4958/34 md.) Sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılardan; ilgili mevzuatı uyarınca, I. derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az onbeş yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak, II. derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az onsekiz yıldan beri sigortalı olmak ve en az 4000 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak, III. derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az yirmi yıldan beri sigortalı olmak ve en az 4400 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları şartıyla yaşlılık aylığından yararlanırlar. Sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanması dolayısıyla yaşlılık aylığına hak kazanarak yaşlılık aylığı alanlar Kurumca kontrol muayenesine tabi tutulabilir." hükmü düzenlenmiştir. 2)Diğer taraftan 5510 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi gereğince 4/a ve 4/b’li sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını kaybettiği Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu Kurumun Sağlık Kurulunca tespit edilenlerin malul sayılacağı belirtilmiştir. Anılan Kanun’un 26 ncı maddesinde ise “Sigortalıya malûllük aylığı bağlanabilmesi için sigortalının; a)25 inci maddeye göre malûl sayılması, b)En az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması, c)Malûliyeti nedeniyle sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan veya işyerini kapattıktan veya devrettikten sonra Kurumdan yazılı istekte bulunması, halinde malûllük aylığı bağlanır. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların kendi sigortalılığı nedeniyle genel sağlık sigortası primi dâhil, prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.” hükmü getirilerek, “malullük aylığı” bağlanma şartları düzenlenmiştir. İnceleme konusu dosyada; 22.05.1986 tarihli ... Askeri Hastanesi raporunda davacının çocuk yaşta çocuk felci geçirdiği, bacaklarından sakatlandığı tespitiyle askerliğe elverişli olmadığı belirtilmiştir. Hizmet cetvelinde .. döneminde toplam 5372 gün sigortalılığı bulunan davacı 19.07.2012 tarihinde tahsis talebinde bulunmuş, davacının talebi 5510 sayılı Yasa'nın 25. maddesine göre çalışma gücünü %60 kaybetmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Daha sonra 11.06.2015 tarihinde aylık talebinde bulunan ve 5510 sayılı Kanun'un 28 inci maddesine göre hastaneye sevkini talep eden davacının talebi, çalışma gücü kayıp oranının Kurumun 07.10.2015 tarihli kararıyla %32 olarak tespit edilmesi nedeniyle kabul edilmemiştir. 04.04.2017 tarihinde davacı yeniden 5510 sayılı Kanun'un 28/5 inci maddesine göre tahsis talebinde bulunmuş ve Kurum tarafından 04.04.2017 tarihinde Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevki yapılmış ise de sağlık kurulu raporu Kuruma verilmediğinden işlemin durdurulduğu davacıya bildirilmiştir. Ayrıca dosyada bulunan Gelir İdaresi Başkanlığının 09.03.2017 tarihli, 68730 sayılı yazısında Merkez Sağlık Kurulu tarafından davacının çalışma gücü kaybının %42 olarak tespit edildiği, başvuru tarihi olan 04.08.2016 tarihinden itibaren 3. derece engelli indiriminden faydalanabileceği belirtilmiştir. Somut dosyada davacının 19.07.2012 tarihli talebinin Kurum tarafından malullük aylığı kapsamında değerlendirildiği, 11.06.2015 ve 04.04.2017 tarihli tahsis taleplerinin 5510 sayılı Kanun'un 28 inci maddesine ilişkin olduğu görülmektedir. Dosyada alınan ATK 3. İhtisas Kurulunun 10.05.2019 tarihli ve ATK 2. Üst Kurulunun 12.11.2020 tarihli kararlarında; 30.03.2013 tarihli, 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %80 olduğu, 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında çalışma gücünün en az %60'ını kaybetmemiş olduğu, malul sayılamayacağı belirtilmiştir. Mahkemece davacının talebinin malullük aylığı olduğu değerlendirmesi ile ATK raporları esas alınarak karar verilmiş ise de eksik inceleme ve araştırma yapıldığı anlaşılmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31 inci maddesinde yer aldığı üzere; hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir. Somut dosyada uyuşmazlık davacının aylığa hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Ancak davacının hangi kapsamda aylık talebinde bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılamadığından öncelikle bu hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu itibarla davacıya talebi açıklattırılmalı, Kuruma yaptığı başvuruların hangi aylığa ilişkin olduğu sorulmalı, bu şekilde davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Kanun'un 25 ve devamı maddelerinde düzenlenen malullük aylığı mı yoksa 5510 sayılı Kanun'un 28/5 ve geçici 7 nci madde delaletiyle 506 sayılı Kanun'un 60/C-b maddesine göre engellilik aylığı mı olduğu belirlenmelidir. Mahkemece yapılacak incelemede davacının 11.06.2015 ve 04.04.2017 tarihinde iki kere 5510 sayılı Kanun'un 28/5 inci maddesi kapsamında tahsis talebinde bulunduğu ve Merkez Sağlık Kurulunca davacının çalışma gücü kaybının %42 olarak tespit edildiği ve 04.08.2016 tarihinden itibaren 3. derece engelli indiriminden faydalanabileceğinin tespit edildiği gözetilmeli, talep malullük aylığı bağlanmasına ilişkin ise şimdiki gibi şayet engellilik aylığına ilişkin ise 506 sayılı Kanun'un 60/B-c maddesine göre irdeleme yapılarak elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcın istek halinde ilgiliye iadesine 07.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/4636, K. 2024/9586, T. 07.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-4636-e-2024-9586-k-284218be04d2