Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7012 E. 2023/11552 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7012
Karar No
2023/11552
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/874 E., 2023/23 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/543 E., 2022/156 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın süresi içerisinde davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; (hakkında tefrik kararı verilen) ... ve ... ile beraber müvekkili ...'nın 19.04.2014 günü saat 18:00 sularında işveren ... İnşaat & ... İnşaat Adi Ortaklığının Yukarı ... Mahallesinde yapımı süren ... Stadyum inşaatında kalıp ustası olarak çalıştıklarını, davacıların inşaatın yatakhane bölümünde bulunan prefabrik evde istirahat ederken, yatakhane kalorifer kazanının patlayıp davacıların kaldığı evin üzerine düşmesi neticesinde müvekkillerinin yaralandıklarını hastaneye sevk edilerek tedaviye alındıklarını, müvekkillerin bu iş kazası nedeniyle vücutlarında ciddi yanıklar olduğunu, bedensel güçlerini geri kazanamadıklarını, vücutlarında kalıcı iz olduğunu, işverenle yapmış oldukları, anlaşmaya göre 8 saatlik çalışma karşılığı 75,00 TL'şer ücret aldıklarını, günde 8 saatlik çalışmadan sonra da bazen 4 bazen 6 saatlik fazla çalışma yaptıklarını, SGK kayıtlarında davacıların asgari ücretle çalıştıklarının gösterilmekle beraber, işçi puantaj defterinde ücretlerinin 3.000,00 TL'nin üzerinde olduğunun belirtildiğini, bu nedenlerle her bir davacı için 500,00 TL'şer maddi tazminat ile 50.000,00 TL'şer manevi tazminatın kaza tarihinden yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

2. Müvekkili Nihat'ın maddi tazminat istemini 17.02.2022 tarihli dilekçesiyle 418.472,10 TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP 1.Davalı ... İnşaat ve ... İnşaat Adi Ortaklığı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacıların geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle oluşan herhangi bir sürekli iş göremezlik oranının olmadığını, işverenini kusurlu eylemi ile zarar arasında uygun bir illiyet bağının olmadığını, müvekkil şirketin tüm güvenlik önlemlerini aldığını, davacılara tüm eğitimlerin verildiğini, şantiyenin aylık olarak denetlendiğini, davacının ücret bordrolarında görüleceği üzere asgari ücretle çalıştığını, her gün 4 veya 6 saat fazla çalışmanın yapılmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ile Mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacıların işveren Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında müvekkili şirket aleyhine dava açılmalarının haksız olduğunu, İşveren Mali Mesuliyet Poliçesinin ihtiyari nitelikte bir poliçe olup, sigortalı ile sigorta şirketi arasında geçerli olan bir sözleşme olduğunu, 3. kişiler tarafından ihtiyari olan ve sadece tarafları bağlayan bu poliçe ile ilgili olarak sözleşme tarafı olmayan davacıların müvekkil şirkete husumet yönetmelerinin mümkün olmadığını,SGK'nun sağladığı yardım ve ödemelerin gözetilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulü ile davacının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle 418.472,10 TL maddi tazminat alağının 19.04.2014 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına) davacının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle 50.000,00 TL talep ettiği manevi tazminat talebinin 45.000,00 TL’sinin kabulü ile 19.04.2014 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnş ve Tic A.Ş. ile davalı ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin davalı ... yönünden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle; müvekkilinin kalıp ustası olarak davalı işverenlikte kaza tarihi itibari ile net 75 TL günlük ücretle çalıştığını, haftalık 45 saatin üzerinde çalışıp ücretlerinin iki farklı banka hesabına biri bordro hesabı olarak işverenlik tarafından diğeri ise bordro üstü ve fazla mesai karşılıkları şirket personeli tarafından yatırılması ile ücretlerinin ödendiğini, davacının günlük kazancının 150 TL civarında olduğunu, tazminat alacağının eksik hesaplandığını, geçici ve sürekli iş göremezlik tespitlerini kabul etmediklerini, maluliyet oranını kabul etmediklerini, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, davalı ... şirketinin poliçesinde manevi tazminat klozu bulunmasına rağmen sigorta şirketi yönünden red kararı verilmesinin hatalı olduğunu, kabule göre de sigorta şirketi lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, manevi tazminat yönünden hem davalı işveren şirketlere hem de davalı ... şirketine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür

2.Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesi ile husumet itirazlarının bulunduğunu, maluliyet raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, maluliyete ilişkin ATK Genel Kurulundan rapor aldırılması gerektiğini, davacı tarafın tanık dinletmediği dikkate alındığında davacının kalıpçı ustası olmadığı, günlük ücretine ilişkin tanık delilinin olmadığı, iddiaya ilişkin başkaca yazılı evrak da bulunmadığı dikkate alındığında ücretinin kayıtlarda olduğu gibi asgari ücret olarak belirlenmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

3.Davalılar ... İnş. ve ... İnş. vekili istinaf dilekçesi ile davacının usta olduğunu ve ücret iddiasını ispat edemediğini, davacının ayın her günü çalıştığına dair bir iddiası bulunmamasına rağmen 75 TLx30 gün üzerinden aylık ücretinin belirlenmesinin hatalı olduğunu, belirlenen maluliyet oranını kabul etmediklerini, maluliyet oranı artma kaydıyla belirlenmesine rağmen zararın kaza tarihinden itibaren hesaplanmasının hatılı olduğunu, zarar ile müvekkilleri arasındaki illiyet bağının kesildiğini, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, sigorta şirketinin poliçe gereği manevi tazminattan sorumluluğunun bulunduğunu, hesaplamada PMF tablosunun kullanılması gerektiğini, kararda faiz, başlangıç tarihi, oranları ve yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretine de itiraz ettiklerini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "davaya konu iş kazasının, 19.04.2014 tarihinde davalılar ... İnş. ve ... İnş. Ortaklığı firmasına ait ... 33.000 kişilik stadyum inşaatında koğuşların ısıtılması için kullanılan kömürlü kalorifer kazanının yüksek basınç sebebiyle patlaması sonucu kalorifer kazanının kazan dairesine 6-7 metre uzaklıkta bulunan işçi koğuşunun üzerine düşmesi ve etrafa yayılan sıcak su sebebiyle koğuşta istirahat eden davacı ... Rençüzoğlu'nun, işçi ...'in ve ...'un yaralanması şeklinde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Aynı iş kazasında yaralanan işçiler ...'in açtığı maddi ve manevi tazminat istemli davanın ... 2. İş Mahkemesinin 2015/542 E. sayılı dosyasında, Mezyit Loş'un açtığı aynı nitelikteki davanın ... 2. İş Mahkemesinin 2015/356 E.sayılı dosyasında görüldüğü, 2015/536 Esas sayılı dosyada aldırılan 30.12.2020 tarihli ve 2015/542 Esas sayılı dosyada aldırılan 20.07.2020 tarihli heyet bilirkişilerce hazırlanan kusura ilişkin bilirkişi raporlarında işveren ... İnş. ve ... İnş. şirketlerinin %100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği görülmüştür. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre ve özellikle davalı işveren iş ortaklığınca kazaya sebebiyet veren kalorifer kazanının yakılması, temizlenmesi, kontrol ve bakımı konusunda gerekli ve yeterli özenin gösterilmediği, kazanı yakmakla görevli olan ... isimli çalışanın kaza tarihinden önce işten ayrıldığı, söz konusu iş kazasının olduğu gün kazanı yakmak ve kontrolünü yapmak üzere kimin görevli olduğunun bilinmediği, ehil olmayan, ateşçi belgesi olmayan bir inşaat işçisini kalorifer kazanı yakma işinde görevlendirdiği, kömürlü kalorifer kazanının periyodik kontrol formunun olmadığı, işyerinde etkin kontrol ve denetim sisteminin oluşturulmaması nedeniyle işveren iş ortaklığının %100 oranında kusurlu olduğu, kazazede işçinin olayın gerçekleşmesinde kendinden kaynaklı herhangi bir tehlikeli hareketinin bulunmaması nedeniyle kusurunun bulunmadığının kabul edilmesi olayın oluş biçimi ve dosya kapsamındaki delil durumu nazara alındığında yerinde bulunmuştur. 19.08.2016 tarihli maluliyete ilişkin SGK sağlık kurulu raporunda davacının maluliyetinin %0 olduğu belirtilirken itiraz üzerine aldırılan Yüksek Sağlık Kurulu'nun 07.11.2018 tarihli raporunda davacının maluliyet oranının %18,2 olduğunun belirtildiği, itiraz üzerine dosyanın ATK'ya gönderildiği, 16.12.2019 tarihli ATK raporunda davacının maluliyet oranının %18 olarak belirtildiği görülmekle YSK ve ATK raporu arasında çelişki dikkate alınarak dosyanın ATK 2. Üst Kuruluna gönderildiği, 19.08.2021 tarihli karar ile davacının maluliyetinin %18 olarak usulüne uygun şekilde belirlendiği görülmekle bu yönü amaçlayan istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davacının aylık ücretinin miktarı taraflar arasında anlaşmazlık konusudur. Davacı dava dilekçesinde davalı işyerinde kalıpçı ustası olarak çalıştığını, günlük ücretinin 75,00 TL olduğunu, yaptığı fazla mesailerle birlikte aylık 3000,00 TL civarında ücret aldığını iddia etmiş, davalı işveren davacının usta değil kalıpçı olarak çalıştığını, aylık ücretinin asgari ücret olduğunu savunmuştur. Davacı yargılama sırasında tanık dinletmemiştir. Sunulan banka kayıtlarında yapılan ödemelerin neye ilişkin olduğu belirtilmemiştir. Bu durumda davalı yanın kabulünde olduğu üzere davacının kalıpçı olarak çalıştığı, usta vasfında olduğunun dosya kapsamı itibariyle ispatlanamadığı, davacının yaptığı işin niteliği dikkate alındığında asgari ücret düzeyinde bir ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmeyeceği, ünvanı, kıdemi ve emsal ücrete ilişkin TÜİK kaydı dikkate alındığında davacının son aylık ücretinin brüt 1.620,33 TL olarak kabulü gerekirken salt davacı iddiasına dayalı olarak net 2250,00 TL olduğunun kabülü hatalı olmuştur. Dairemizce yeni kurulacak hükümde gerekçeli, ayrıntılı ve dosya kapsamına uygun bulunan 17.02.2022 tarihli hesap raporunda yapılan 2. seçenek hesaplama hükme esas alınacaktır. Dosya içerisinde mevcut 31.12.2013-31.12.2014 dönemini kapsayan işveren mali sorumluluk poliçesi içeriği dikkate alındığında davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak maddi tazminattan sorumluluğunun bulunduğu, husumet itirazının yerinde olmadığı, her ne kadar Mahkemece davalı ... manevi tazminat alacağından sorumlu tutulmamış ise de poliçede manevi tazminat klozu bulunmakta olup hüküm altına alınan manevi tazminat miktarından davalı ... şirketinin de poliçe limiti ile sınırlı olarak müşterek ve müteselsil sorumlu tutulması gerekirken bu davalı yönünden talebin reddine kararı verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece, sigorta şirketi de maddi tazminattan poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulur iken kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir. Oysa sigorta şirketinin temerrüde düşürüldüğü dava tarihinden itibaren faiz sorumluluğu başlamaktadır. Bu yönüyle davalı ... şirketinin istinaf itirazı yerindedir. Tarafların kusur durumları, kaza tarihi, maluliyet oranı, somut olayın özellikleri ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında davacı lehine hükmedilen manevi tazminat makul ve hakkaniyete uygun bulunmuştur. Davalı ... ve ... inşaat yönünden ise, uygulanan faiz oranları ve başlangıç tarihi bakımından usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Yine, yüksek yargı kararları gereği, PMF yaşam tablosunun dikkate alınmaması, TRH 2010 işaretli yaşam tablosuna göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi de yerindedir. Bu sebeplerle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." karar verildiği anlaşılmıştır.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan hesap seçeneğinin hatalı olduğunu, usta ücretinin esas alınması gerektiğini, 75 TL ücret iddiasının, Kayseri İnşaat İşçileri Derneğinden gelen günlük 80 TL düzeyindeki ücret ile doğrulandığını, müvekkilinin sürekli iş göremezlik oranının hatalı tespit edildiğini müvekkilinin 2 yıl bakıma muhtaç durumda kaldığını, Bölge Adliye Mahkemesi kaldır kararından sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerinin hesap raporunda dikkate alınması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... İnşaat ve ... İnşaat Şirketleri ortak vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının usta olduğunu ispat edemediğini ve "kalıp işçisi" olduğunu kabul eden Bölge Adliye Mahkemesinin, davacının kalıp işçiliğinde asgari ücretin üzerinde bir ücretle çalışmasını gerektirecek kıdemi ve tecrübesi olmadığını dikkate almaksızın asgari ücretin 1,4697 katı ücretle çalıştığını kabul etmesinin hatalı olduğunu, ÇSGB Müfettiş tespitlerine göre işyerinin güvenli olduğu, aynı zamanda risk analizi yapılmış olduğunu, kalorifer ateşleyicisinin işinin başında olduğunun sabit olduğunu müvekkillerle kaza arasında illiyet bağı kurulmasının mümkün olmadığını, olayda kaçınılmazlığın söz konusu olduğunu ve bu durumun dikkate alınmaması, müvekkillerin mevzuata aykırılığı olmaması sebebiyle -bilim ve teknik- açıdan bir değerlendirme yapılırsa bu sefer de kusurdan hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken yapılmayıp müvekkiller %100 kusurlu kabul edilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bozulmasını ve davanın reddini talep ettiğini, sürekli iş göremezlik oranının tespitinde davacının tedaviye dair gerekleri yerine getirip getirmediğinin değerlendirilmediğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, sigorta poliçe limitinin kararda belirtilmemesinin hatalı olduğunu, PMF yaşam tablosu kullanılmaksızın hesap yapılmasının, faizin başlangıç tarihi ve oranları ile hükmedilen yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının doğrudan müvekkili sigortaya dava harkkı olmadığını, poliçe teminat miktarının kararda açıkça yazılmamasının hatalı olduğunu, müvekkili şirket'in 76015819 poliçe numaralı İşveren Mali Sorumluluk Poliçesi kapsamındaki sorumluluğu şahıs başı teminat limiti olarak 200.000,00 TL ile sınırlı olup, buna ek olarak, 66672021 poliçe numaralı İşveren Mali Sorumluluk poliçesi kapsamındaki sorumluluğu şahıs başı teminat limiti olarak 150.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, bundan anlaşılması gereken, her iki poliçe kapsamında mağdur için ödenebilecek tutarlar şahıs başı teminat limitleri dahilinde olup işbu limitleri aşmasının hukuken mümkün olmadığını, bu kapsamda müvekkilinin her iki poliçe kapsamında şahıs başı teminat limitleri kapsamında sorumlu olduğu maksimum tutar'ın 350.000,00 TL olduğunun gözetilmediğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sigorta teminatıyla sorumlu tutulmasına hükmedilmediğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, "dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı Kanun'un 110 uncu maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, ile sigorta şirketinin sorumluluğu açısından aynı kanunun 130.maddesi, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, " İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleridir.

3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin kısmen reddolan maddi ve manevi tazminat istemlerine ve temyiz eden davalılar vekillerinin ise manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3.Davacı vekilinin müvekkili lehine 24.07.2015 tarihli dava dilekçesiyle belirsiz alacak davası niteliğinde 500 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği, yargılamanın devamında 17.02.2022 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat istemini 418.472,10 TL'ye artırdığı, ilk derece mahkemesince maddi tazminat isteminin tam kabulü ile 418.472,10 TL maddi tazminatın faiziyle davalılardan tahsiline karar verilirken, manevi tazminatın kısmen kabulü ile 45.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle davalı ... hariç davalılardan tahsiline karar verildiği kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2023 tarihli kararıyla maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 249.238,93 TL maddi tazminat ile 45.000 TL manevi tazminatın faiziyle davalılardan tahsiline karar verildiği gözetildiğinde davacının talebini arttırmakla kısmen reddolan maddi tazminat istemi ile manevi tazminat istemlerinin birbirlerinden ayrı ayrı olarak ve davalılar aleyhine hükmedilen manevi tazminat isteminin de maddi tazminat hükmünden ayrı olarak Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 238.730,00 TL’lik kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşıldığından temyiz eden davacı ve davalılar vekillerini temyiz itirazlarının kesinlikten reddine karar verilmiştir.

B) Davalılar vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine ve özellikle dosya kapsamında toplanan delil durumuna göre; iş kazasının gerçekleşme şekli dikkate alındığında, davacı sigortalıya kusur atfedilmemesine dair tespitin yerinde olup müteselsil sorumluluk ilkeleri kapsamında davalıların sorumlu tutulduğu %100 kusur oranı içerisinde, dava harici kişiler ile olay günü kalorifer kazanını yakan kişi kusurunun tespitinin, davalılar ile dava harici kişiler arasında ileride açılması imkanı bulunan rücu dava dosyasında tartışılarak hükme bağlanmasının mümkün olmasına, öte yandan hükümde davalı ... şirketinin poliçeler kapsamında teminat limitiyle sorumlu tutulduğunun açık ve anlaşılabilir olup, anılan davalının poliçe limitlerini aşar bir tazminat borcuyla sorumlu tutulmamış olması karşısında ileri sürülen itirazların Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde karşılanmış olduğu kanaatine erişilerek davalılar vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin kısmen reddolan maddi ve manevi tazminat istemlerine ve temyiz eden davalılar vekillerinin ise manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,

2. Davalılar vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

3. Aşağıda dökümü yapılan harcının davalılardan tahsiline, davacı tarafça yatırılan temyiz harcının istek halinde iadesine,

4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7012, K. 2023/11552, T. 21.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-7012-e-2023-11552-k-5a0e4045c343