Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/4038 E. 2023/6441 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4038
- Karar No
- 2023/6441
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/308 E., 2021/1505 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/87 E., 2020/138 K. Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı Diyarbakır Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı Diyarbakır Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davacılar murisinin 21.01.2005 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu tedavi görmekte iken 10.07.2008 tarihinde vefat ettiğini, davacılardan eş ... ve çocuk ... için ayrı ayrı 100,00 TL maddi ve tüm davacılar için ayrı ayrı 80.000,00 TL manevi tazminatın fazlaya dair hakların saklı kalması kaydıyla davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Diyarbakır Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevlendirme iddiasının doğru olmadığını, müteveffanın kaza tarihinde işyerinde olmadığını, kendisinden savunma istendiğini, ancak hastanede tedavisi devam ettiğinden savunmasının alınmadığını, bahse konu mazot tankerinde görevli ...’ın ifadesinde yolcu minibüsünün bîrine çarpmış olduğunu gördüğünü, şantiyede görevli olanların müteveffa olduğunu söylediklerini, kendisinin bu şahsı o gön hiç görmediğini, Diyarbakır’dan kaza yerine hiç götürmediğini, zaten bu kişinin akaryakıt görevlisi olmadığını belirttiğini, davacının iddiasının yerinde olmadığını, olayın Kurum ile ilgisinin olmadığını, davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı ...Cevap Dilekçesinde özetle; hakkında yapılan ceza yargılamasında kendilinin kusursuz olduğunun tespiti Üzerine beraat kararı verildiğini, zamanaşımı itirazında bulunduğunu, olaydan 3 yıl sonra ölümün meydana geldiğini ve ölümün trafik kazası ile ilgili olmadığını, davanın reddini talep etmiştir. 3.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; aracın olay tarihinde aracı davalı Nurettin’e sattığını, hakkında yapılan ceza yargılamasında kendisinin kusursuz olduğunun tespiti Üzerine beraat kararı verildiğini, zamanaşımı itirazında bulunduğunu, olaydan 3 yıl sonra ölümün meydana geldiğini ve ölümün trafik kazası ile ilgili olmadığını, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile; 1-Davacı ... için 129.166,83 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 10.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Diyarbakir Yatırım İzleme ve koordinasyon idaresinden alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacı ... için 22.818,38 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 10.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Diyarbakir Yatırım İzleme ve koordinasyon idaresinden alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 10.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Diyarbakir Yatırım İzleme ve koordinasyon idaresinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 10.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Diyarbakir Yatırım İzleme ve koordinasyon idaresinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 5-Davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 10.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Diyarbakir Yatırım İzleme ve Koordinasyon idaresinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 6-Davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 10.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Diyarbakir Yatırım İzleme ve koordinasyon idaresinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 7-Davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 10.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Diyarbakir Yatırım İzleme ve koordinasyon idaresinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 8-Davalılar ...ile ... yönünden davanın reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Diyarbakır Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Diyarbakır Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetinin bozma ilamınını dikkate almadığını, meydana gelen kaza ile kurum arasında illiyet bağının bulunmadığını, meydana gelen kazada davalı idarenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, bakiye ömrün hesaplanmasında PMF tablosunun değil, TRH 2010 tablosunun kullanılması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, mahkemece hükme esas alınan 12.06.2015 tarihli rapor ile geri çevirme kararı sonrası ilk derece mahkemesi tarafından aynı bilirkişi heyetinden aldırılan ve birbirini teyit eden 08.04.2019 ve 12.03.2020 tarihli ek bilirkişi raporlarının, iş kazasının meydana geldiği alandan seçilen ve aynı zamanda işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan bilirkişiler tarafından ve kaza tarihi itibarıyla uygulanması gerekli 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi, 2918 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendikleri, raporların gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli oldukları, yüklenen kusur oranlarının dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edildiği, zira geri çevirme kararında iş kazasına neden olan aracın sürücüsü ...'in dosya kapsamında bulunan 15.02.2008 tarihli tutanakta 68 km/saat hızla, yani azami hız sınırı olan 90 km/saatin altında seyrettiği, dolayısıyla mevzuata aykırı bir hareketinin saptanmadığı, 24.03.2008 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda da ...'in kusursuzluğunun tespit edildiği, kazaya neden olan aracı kullanan...'in kanun yoluna başvurulmaksızın 12.11.2010 tarihinde kesinleşmiş Bismil Sulh Ceza Mahkemesinin 27.05.2010 tarih ve 2006/128-2010/323 sayılı ilamı ile davalı ... hakkında, kusuru bulunmadığı gerekçesi ile beraatına karar verildiği, kazalının ihtiyaç gidermek için karşıdan karşıya geçmeye çalışırken birden davalı ...'in idaresindeki aracın önüne çıktığı, davalı ...'e ve dolayısıyla aracın işleteni konumunda olan ...'a atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı sonucuna varılmasının dosya kapsamına uygun bulunduğu, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 28.01.2010 tarih ve 2009/92-2010/704 sayılı ilam ile onanmış ... 6. İş Mahkemesine ait 08.10.2008 tarih ve 2007/183-2008/477 sayılı hüküm ile davacılar murisinin 21.11.2005 günü yaralanması ile sonuçlanan olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verildiği, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 20.05.2013 tarih ve 2012/4700-2013/10176 sayılı ilam ile onanmış ... 10. İş Mahkemesine ait 02.06.2011 tarih ve 2010/279-2011/440 sayılı hüküm ile davacılar murisinin 21.11.2005 günü geçirdiği iş kazasına bağlı olarak 10.07.2008 tarihinde öldüğünün ve iş kazası ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğunun tespitine karar verildiği, kesinleşmiş hüküm karşısında artık davalının illiyet bağının kesildiğine ilişkin itirazlarına itibar etmenin mümkün olmadığı, yerel mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğundan bu yöne ilişkin istinaf nedeninin yerinde görülmediği, hükme esas hesap raporunun PMF tablosu esas alınarak hazırlanmış ise de, TRH 2010 formüllerinin uygulanması davalının daha aleyhine olacağından aksi yöndeki itirazlara itibar edilmediği gerekçesiyle: davalı Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Diyarbakır Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Diyarbakır Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetinin bozma ilamınını dikkate almadığını, meydana gelen kaza ile kurum arasında illiyet bağının bulunmadığını, meydana gelen kazada davalı idarenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, bakiye ömrün hesaplanmasında PMF tablosunun değil, TRH 2010 tablosunun kullanılması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe C.A. Davalı Diyarbakır Yatırım İzleme Ve Koordinasyon Başkanlığı vekilinin çocuklar için ve eş için hükmedilen manevi tazminatlara ve çocuk ... için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir. Mülga 5521 sayılı Kanun'un, 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. HMK 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir.” HMK 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir. Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir. Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davalı Diyarbakır Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. C.B. Davalı Diyarbakır Yatırım İzleme Ve Koordinasyon Başkanlığı vekilinin eş için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalı Diyarbakır Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı Diyarbakır Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vekilinin çocuklar için ve eş için hükmedilen manevi tazminatlara ve çocuk ... için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2. Davalı Diyarbakır Yatırım İzleme Ve Koordinasyon Başkanlığı vekilinin eş için hükmedilen maddi tazminata yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.