Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2398 E. 2023/2833 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2398
Karar No
2023/2833
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3470 E., 2022/4040 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/527 E., 2022/410 K. Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresi nedeniyle 01.01.2020 tarihinden yaşlılık aylığı bağlanması ve davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... Kurumu Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkili ...'ın 14.11.2011 tarihinde istifa ederek bu görevinden ayrıldığını, istila sonrasında özel bir havayolu şirketinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin 4/A ve 4/C statüsündeki hizmet sürelerinin birleştirilmesi, yıpranmaya tabi fiili hizmet süresinin tespiti, bu sürenin hizmet süresine eklenmesi ile denk gelen sürenin sigortalılık başlangıç tarihinden ve yaş haddinden geriye çekilmesi ve emeklilik tarihinin tespiti için Muratpaşa Sosyal Güvenlik Kurumu'na 01.03.2019 tarihli dilekçe ile başvurulduğunu, Muratpaşa Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 27.03.2019 tarihli ve 0601201205479 sayılı yazısı ile müvekkilinin 52 yaşını doldurduğu 09.10.2024 tarihinde emekli olabileceğini bildirildiğini, yapılan hesaplama ve verilen cevap hatalı olduğu gibi yasalara da aykırı olduğunu, hak etmiş olduğu 1365 gün - 3 yıl 9 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesine, geri çekilmesi neticesinde bulunacak emeklilik yaş haddinden de işbu sürelerin düşülerek emeklilik tarihinin 25.12.2019 olduğunun tespitine, Muratpaşa Sosyal Güvenlik Merkezine emeklilik aylığı bağlanması talebiyle başvurulan 27.12.2019 tarihini takip eden 01.01.2020 tarihinden itibaren emeklilik aylığı bağlanmasına ve birikmiş aylıkların faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın 01.03.2019 tarihli gün toplama dilekçesine 27.03.2019 tarihli yazı ile 52 yaşını dolduracağı 09.10.2024 tarihinde müracaatı halinde emekli olabileceği cevabı verildiğini, ancak bu hesaplama yapılırken, 5510 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesi gereğince 01.10.2008 tarihi sonrası 9 ay 11 günlük fiili hizmet süresi zammının yarısı olan 4 ay 20 günlük sürenin sehven yaş şartından düşülmediği tespit edilmiş olup 4 ay 20 günlük sürenin yaş şartından düşülmesiyle emekliliğe 19.05.2024 tarihinde hak kazanacağı anlaşıldığını, bilindiği üzere 2829 sayılı Hizmetlerin Birleştirilmesi Konulu Kanuna göre kurumca 5510 sayılı Kanunun 4/1-a kapsamında aylık bağlanırken, 5434 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanunun mülga 32 nci maddesinde öngörülen fiili hizmet süresi zammının sigortalıların prim ödeme gün sayısına eklenmekte olduğunu, Kurumdan 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı talebinde bulunan davacının emeklilik şartlarının 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun Geçici 81 inci laddesi hükümlerine göre incelenmesi gerektiğini, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi 5434 sayılı Kanunun 32 inci maddesine göre verilen fiili hizmet süresi zammının tabi olduğu yaştan düşülmesinin kanunen mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 15.01.1992-31.10.2020 tarihleri arasında 19 10 ay (7140 gün) 5434 sayılı Kanuna tabi (5510 SK 4/1-c) fiili hizmeti ve 3 yıl 09 ay 15 gün (1365 giin) fiili hizmet zammı (FHZ) toplam 3 yıl 09 ay 15 gün olarak tespit edilmiştir. İlgili kanun hükmü ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda bu sürenin fiili hizmet süresine eklenmesi ve emeklilik yaş haddinden indirilmesi icap etmektedir. 15.09.1992 olan hizmet başlangıç tarihine 3 yıl 09 ay 15 gün eklenmesi ile hizmet başlangıç tarihi 30.11.1988 olacak, bu durumda yukarıda belirtilen Geçici 205. Maddenin h bendi hükmü gereğince 51 yaşını doldurması ve 25 yıl fiili hizmetini tamamlaması halinde davacının isteği üzerine emekli aylığı bağlanabilecektir. Davacının 09.10.1972 yılında doğduğu dikkate alındığında 09.10.2023 tarihinde emekliliğe hak kazandığı süre tespit edilmiş olacaktır. Bu süre, davacının fiili hizmet zammı sürelerinin yaş haddinden geri çekilmediği durumda gerçekleşen süreler olup, geçici 205 inci maddede belirtilen “yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır”hükmü ile Yargıtay içtihatları dikkate alındığında, davacının toplam 3 yıl 9 ay 15 gün olan fiili hizmet süresi zammının 09.10.2023 tarihinden geri çekilmesi ile emekliliğe hak kazandığı tarih 25.12.2019 olarak tespit edilecektir. Bu belirlemelere göre 5434 sayılı Emekli SandığıKanunu Geçici 205 inci maddesi hükümlerine göre emeklilik yaşının hesaplanması ile davacının emeklilik tarihinin 09.10.2023 olarak tespit edilebileceği, davacının toplam fiili hizmet süre zammının bu tarihten geri çekilmesi ile davacının emekliliğe hak kazandığı tarihin 25.12.2019 olarak tespit edileceği, davacının emekliliğe hak kazandığı tarihin de 25.12.2019 olduğu kanaati ile davanın kabulü ile 25.12.2019 tarihini takip eden aybaşı itibariyle davacıya 01.01.2020 tarihinden itibaren emeklilik aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile birikmiş aylıklarının yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı SGK Başkanlığı vekili, davacı hakkında kurumca uygulanan işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu esasen fiili hizmet süresi zammının davacının talebinde belirttiği şekli ile uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,; Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının emeklilik yaşının tespiti ile fiili hizmet süresi zammının yaş haddinden indirilip indirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Kurum kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacının 15.01.1992 tarihinde işe girdiği, 5434 sayılı Kanun'un mülga 32 nci maddesindeki düzenlenmeye göre fiili hizmet süresine zam yapılanlar kapsamında olduğu anlaşılmıştır. Davalı Kurum, davacının toplam fiili hizmet süresi zammını dikkate almamıştır.5434 sayılı Kanun'un mülga 32 nci maddesi düzenlemesine göre, bu sürelerin yaş haddinden geri çekilmemesi hatalıdır. Davacının emeklilik tarihinin tespitinde 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun geçici 205 inci madde hükmüyle hesaplanması ve davacının emeklilik tarihinin 09.10.2023 tarihi olarak tespit edilebileceği açıktır. Davacının toplam fiili hizmet süre zammının bu tarihten geri çekilmesi ile davacının emekliliğe hak kazandığı tarihin 25.12.2019 olarak tespit edileceği, davacının emekliliğe hak kazandığı tarihin de 25.12.2019 olduğunun kabulü gerekir. Açıklamalar itibariyle; dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Kurumu Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK Başkanlığı vekili, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin hem yaş haddinden hem de sigortalılık başlangıcından indirilmesinin mümkün olmadığı, davacı hakkında kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hatanın bulunmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ve 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci ve ek 39 uncu maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 32 nci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme Uyuşmazlığın çözümü bakımından, öncelikle davacının hak kazandığı fiili hizmet zammı kavramı, niteliği ve 5434 sayılı Kanun'daki itibari hizmete ilişkin hükümlerin varlığı ile 506 sayılı Kanun kapsamında yer alan itibari hizmet süresi kavramları ile birlikte yaşlılık aylığı tahsis koşulları üzerinde durulmalıdır. 5434 sayılı Kanun'un 10 uncu kısmında (31 inci ila 34 üncü maddeleri arasında) fiili hizmet müddeti, 11 inci kısmında (35 ila 38 inci maddelerinde) ise itibari hizmet süresi düzenlenmiştir. 5434 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde “Fiili hizmet müddeti; iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet” olarak tanımlanmış, 32 nci maddesinde; İştirakçilerin, 5434 sayılı Kanun kapsamında kesenek ödenen her yılı için görevlerine göre eklenecek fiili hizmet zamları belirlenmiş ve 32 nci maddede gösterilen vazifelere yılbaşından sonra girenlerin fiili hizmet müddet zamlarının, girdikleri ay hariç olmak üzere, o yılın geri kalan ayları için ve yılsonundan önce ayrılanların fiili hizmet müddeti zamlarının, ayrıldıkları ay da dâhil olmak üzere, yılın geçmiş ayları için hesaplanacağı belirtilmiş, ayrıca fiili hizmet müddeti zamlarının, emeklilik işlemlerinde fiili hizmet sayılacağı fakat toplamının 8 yılı geçemeyeceği belirtilmiş olsa da, Lokomotif makinist ve ateşçilerin bu süreden istisna olduğu, son olarak 34 üncü maddesinde ise, fiili hizmet sürelerinin her yıl ilgili kurumlarınca, yılsonlarından itibaren 3 ay içinde Sandığa göndermeye ilişkin zorunluluk düzenlenmiştir. Eklemek gerekirse; 5434 sayılı Kanun'un geçici 205 inci maddesinde de, 32 nci madde gereğince fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır. Hükmü yer almaktadır. 5434 sayılı Kanun'da düzenlenen “itibari hizmet” süresi ise, 35 inci maddede “Bu kanun gereğince bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesenek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında fiili hizmet müddetlerine eklenen süredir” şeklinde tanımlanmış, 36 ncı maddede; iştirakçilerin, görevlerine göre fiili hizmet sürelerinin her yıl için fıkralarında gösterilen itibari hizmet süreleri ekleneceği belirtilmiş ve açıkça (zamlar hariç) tutulmuş olup, toplamlarının 3 aydan az ve toplamı 5 yıldan fazla olamayacağı belirtilmiştir. 506 sayılı Kanun'un ek 5 inci maddesinde de “itibari hizmet süresi” kavramına yer verilmiş olup, bu maddede ise, “506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, kanunda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.” hükmü ile öncelikle; 18.02.2000 tarihli 1997/1 Esas ve 2000/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, salt sigortalılık süresine eklenmesi gereken süre olarak tanımlanmıştır. 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesinde de "Bu Kanunun Ek 5 ve Ek 6’ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanun'un 60. ve Geçici 81'inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Konu, son olarak 5510 sayılı Kanun ile düzenlenmiş ve 01.10.2008 günü itibarıyla aynı tarihte yürürlüğe giren “Fiili hizmet süresi zammı” başlıklı 40 ıncı maddesinde, belirtilen iş yerlerinde ve işlerde çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu iş yerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayılarının, fiili hizmet süresi zammı olarak ekleneceği, çalışmanın fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilebilmesi için, tablonun (13) ve (14) numaralı sıralarında belirtilen sigortalılar hariç, sigortalının kapsamdaki iş yerleri ile birlikte işlerde fiilen çalışması ve söz konusu işlerin risklerine maruz kalmasının şart olduğu açıklanmıştır. 5510 sayılı Kanun'un “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı geçici 1. Maddesinde yer alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve diğer bağımsız çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.” hükmü nedeniyle, tahsis koşulları bakımından davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 60 ve geçici 81 inci maddelerinde yaşlılık aylığından yararlanmak için; kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, işten ayrılmak ve talepte bulunmak koşulları öngörülmüştür. Ne var ki, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile “17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın mülga 62 nci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan “....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar vermiş ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul etmiştir. 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; “kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir. Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir. Eldeki dava bakımından ise, mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, davacının hak ettiği fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından olan yaş şartının belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Buna göre, 27.12.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.01.1992 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 27 yıl 11 ay 12 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 10 yıl 4 ay 8 gün sigortalılığına ve 56000 den fazla gününün bulunmasına göre, geçici 81. maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (j) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5600 gün ve 53 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 09.10.1972 doğumlu davacının 53 yaşını doldurduğu 09.10.2025 tarihinden 3 yıl 9 ay 16 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak tarihe göre ve davacının talebi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Kabule göre de: aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2398, K. 2023/2833, T. 21.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-2398-e-2023-2833-k-275152ef0018