Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/13793 E. 2024/100 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13793
Karar No
2024/100
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2787 E., 2023/529 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/394 E., 2017/479 K. Taraflar arasında eksik hesaplanarak ödendiği iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı, yurtdışı borçlanması yaptıktan sonra 27.05.2011 tarihinde kendisine bağlanan yaşlılık aylığı miktarının düşük olduğunu belirterek, aylık miktarı tespiti ile oluşan fark miktarlarının faiziyle tahsilini talep etmiştir. II-CEVAP: Davalı Kurum, 2926 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylık yönünden, kurum işleminin mevzuata uygun olduğundan bahisle, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesi verilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 01.04.2016 tarihinden itibaren emeklilik maaşının ek ödeme dahil 1.236,96 TL olduğunun tespitine davacının, davalı kuruma yapmış olduğu 7,176,05 TL fazla ödemenin davacıya iadesine,” şeklinde karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı kurum vekili, davacı hakkında basamak seyri ve ödenen aylığın miktarı bakımından yapılan yöntem ve hesaplamada herhangi bir hatanın mevcut olmadığını buna göre davanın reddi gerekmesine rağmen, yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk bozmaya konu kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile; davacının 01.04.2016 tarihinden itibaren emeklilik maaşının ek ödeme dahil 1.236,96 TL olduğunun tespitine, davacının, davalı Kuruma yapmış olduğu 7,176,05 TL'nin iadesine ilişkin talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,”şeklinde karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. 1 inci Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, bozma kararında,Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanun'un “Amaç ve kapsam” başlığını taşıyan 1’inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır. 3201 sayılı Kanun'un, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ile değişik “ Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5 inci maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır. Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmünü içermekte olup; yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, yasanın 5.madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; giderek, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, aylık hesaplaması yapılırken, söz konusu borçlanılan sürelerin ilgili dönemlere değilde, borçlanılan tarihten geriye doğru hesaplanması gerektiğinin gözetilmemesinin bozma nedeni olduğu gerekçesi ile karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 1 inci bozma sonrası verdiği ikinci kararı ile dosya kapsamı incelendiğinde; 1975-1977 yılları arasında 506 sayılı Kanun kapsamında 194 gün, 27.06.2003-31.01.2004 ve 01.08.2004-30.04.2005 tarihleri arasında 483 gün isteğe bağlı Bağ-Kur, 01.05.2005-27.05.2011 tarihleri arasında 2187 gün 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur hizmeti bulunan davacının, 22.03.2011 tarihinde 1981-31.12.1995 tarihleri arası için 5160 gün 2926 sayılı Kanun kapsamında Yurt dışı Borçlanması talebinde bulunduğu ve 27.05.2011 tarihinde ödemeyi gerçekleştirerek 27.05.2011 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davalı kurum tarafından 01.06.2011 tarihinden geçerli olmak üzere 2926 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylığın 500,00 TL aylık, 25,00 TL ek ödeme olarak belirlendiği, daha sonra yapılan güncelleme ile yurtdışı borçlanmasından dolayı 26.0.2011 tarihindeki aylığın 483,76 TL, ek ödemenin 24,19 TL şeklinde belirlendiği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, borçlanılan günlerin ilgili aylara mal edilmesi gerektiği ve son basamağının 17. basamak olduğunun kabulüyle hesaplama yapıldığı, davacının borçlanma dilekçesinde 01.01.1981-31.12.1995 tarihleri arasındaki dönemi borçlanmak istediğini belirttiği, davalı kurumca 01.01.1981-30.12.1993 ve 01.09.1994-31.12.1995 dönemi ilişkin borçlanma talebini kabul ederek 5160 gün üzerinden borçlanma bedelini tahakkuk ettirdiği ve kurumun borçlanma sürelerini bu dönemi mal ederek emekli aylığı bağladığı, davacının 1975/03 döneminde 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının başladığı, 27.06.2003 tarihinde yurt içinde isteğe bağlı sigortalılığının başladığı, borçlanma bedelini ödediği tarih öncesinde davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu, bu nedenle borçlanılan sürenin borçlanma bedelinin ödendiği tarihten geriye doğru gidilerek borçlanılan sürenin mal edilmesinin mümkün olmadığı, davacının isteğe bağlı bağkur sigortalılığının başladığı 27.06.2003 tarihinden geriye doğru gidildiğinde borçlanmanın 27.02.1989- 26.06.2003 tarihleri arasına mal edileceği, buna göre davacının 01.10.2008 tarihinden önceki hizmetinin 7067 gün olduğu ve davacının prim farkı borcunu ödediği ayı takip eden 01.04.2016 tarihinden itibaren bağlanması gereken aylığın ek ödeme dahil 1.236,96 TL olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.2 maddesi gereği kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılması ile davanın kabulüne, davacının 01.04.2016 tarihinden itibaren emeklilik maaşının ek ödeme dahil 1.236,96 TL olduğunun tespitine, davacının, davalı kuruma yapmış olduğu 7,176,05 TL'nin iadesine ilişkin talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiştir. C.2 nci Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, ikinci bozma kararında, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz edilen karar Dairemizin 17.04.2019 gün ve 2018/1618 Esas, 2019/3553 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına dair karar verilmiş ise de, bozma kararımızın maddi hataya dayalı olarak verildiği anlaşılmakta olduğu için, Dairemizin 17.04.2019 gün ve 2018/1618 Esas, 2019/3553 Karar sayılı ilamı sayılı bozma içerikli ilamının ortadan kaldırılmasına; karar verilmiştir. 27.05.2011 tarihli tahsis talebi öncesinde, 09.07.1975-31.12.1975 ve 01.10.1976-31.03.1977 tarihleri arasında 506 sayılı, 27.06.2003-31.01.2004 ve 01.08.2004-30.04.2005 tarihleri arasında 1479 sayılı, 01.05.2005-27.05.2011 tarihleri arasında da 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı bulunduğu anlaşılan davacının, 22.03.2011 tarihli talebi ile yurtdışında geçen ev kadınlığı süresini borçlanmak istediği, davalı Kurumca 01.01.1981-30.12.1993 ile 01.09.1994-31.12.1995 tarihleri arasındaki 14 yıl 3 ay 20 günlük sürenin 3201 sayılı Kanun kapsamında tahakkuk ettirildiği ve davacının asgari tahakkuk ücretinden borçlanarak borçlanma tutarını 22.03.2011 tarihinde ödediği, ne var ki davalı Kurumun davacıya 6. basamaktan 2926 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağladığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, 3201 sayılı Kanun'a tabi borçlanması sonucu elde edilen hizmetlerin basamak intibakında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasındadır. 3201 sayılı Yasanın 11. maddesi, “1479 sayılı Kanuna tabi hizmeti bulunan ve bu Kanuna göre yurt dışında geçen çalışma sürelerini Bağ-Kur'a borçlananların Borçlandıkları süreler, Bağ-Kur'dan ayrıldıkları son basamak üzerinden, talebe bakılmaksızın basamak intibakında değerlendirilir.” hükmünü getirmiş olup, maddenin düzenleniş şeklinden, öncelikle Kurum sigortalısı olarak tescil olunduktan sonra yurt dışına giden ve tekrar Türkiye'ye dönüşte Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil olunan ve 3201 sayılı Yasa borçlanmasında bulunanlar için intibak esaslarını belirlemiş olduğu anlaşılmaktadır. 2926 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde yapılan son değişikliklerin, değişiklikten önce sigortalı olanlara uygulanabilirliğine yönelik bir düzenleme yapılmamış ise de, 5458 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile 1479 sayılı Kanun'a eklenen ve 01.04.2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 27. madde hükmünde, 2926 sayılı Kanun'a göre kayıt ve tescilleri yapılan sigortalıların 31.12.2007 tarihine kadar sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin tespitine ilişkin her türlü bilgi ve belgeleri Kuruma ibraz etmek zorunda oldukları, bu tarihten sonra bilgi ve belge ibraz edenlerin hizmet süreleri saklı kalmak kaydıyla, ibraz ettikleri bilgi ve belgelerin basamak tespiti ve geriye dönük prim hesabında dikkate alınmayacağı, anılan tarihe kadar söz konusu bilgi ve belgeleri Kuruma ibraz etmeyen sigortalıların Kurumda mevcut bilgi ve belgelere göre basamak tespitinin yapılarak ve geriye dönük prim borçlarının hesaplanacağı belirtilmiş, 5724 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi ile bu maddedeki başvuru süresi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihine kadar uzatılmıştır. Geçici 27 nci madde hükmünü göz önüne aldığımızda, 01.10.2008 tarihine kadar sigortalılar tarafından belgelerin ibraz edilmemesi halinde, geçmişteki farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi sigortalılık sürelerinin basamak tespiti ve geriye dönük prim hesabında dikkate alınmayacağı sonucuna varılmaktadır. Anılan maddede, “bilgi ve belgeleri Kuruma ibraz etmeyen sigortalıların Kurumda mevcut bilgi ve belgelere göre basamak tespiti yapılır ve geriye dönük prim borçları hesaplanır.” hükmüne yer verilmiş ise de, farklı sosyal güvenlik kurumlarının Geçici 27 nci maddenin yürürlüğünden sonra 20.05.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5502 sayılı Kanun ile birleştirilmiş olması ve bu hali ile Geçici 27 nci madde metninde geçen “Kurum” tabirinden 1479 ve 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalıları kapsayan Bağ-Kur’un anlaşılmasının gerektiği açık olup bu halde aynı Kurum bünyesinde bulunan 2926 ve 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalıların sigortalılık sürelerinin basamak intibakında değerlendirilmesi gerekmekte, farklı sosyal güvenlik kurumuna tabi sigortalılık sürelerinin (506, 5434, 2925 sayılı Kanunlar) ise, geçici 27 nci maddenin yürürlük tarihi olan 01.04.2006 tarihine kadar Bağ-Kur kayıtlarına geçmiş olması yada anılan maddede öngörülen son başvuru tarihi olan 01.10.2008 tarihine kadar sigortalı tarafından Kuruma bildirilmiş olması halinde basamak intibakında değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada intibakı sınırlandıran 5510 sayılı Kanun'un Ek 8 inci maddesi hükmünü de göz önünde bulundurmak gerekir. 6385 sayılı Kanunun 11 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ve 01.09.2013 tarihinde yürürlüğe giren, “1479 sayılı Kanun ve mülga 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalıların basamak tespiti” başlığını taşıyan Ek 8 inci maddede “1479 sayılı Kanun ve mülga 2926 sayılı Kanun kapsamında 1.10.2008 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescili yapılan sigortalılardan, sigortalılık başlangıç veya bitiş tarihi değişenlerin daha önceden tespit edilmiş gelir basamakları ve bu basamakların yükselme tarihleri değiştirilmez. Bu sigortalılardan, tescil tarihi daha eski bir tarihe alınanların eski tescil tarihi ile yeni tescil tarihi arasındaki sigortalılık sürelerine ilişkin gelir basamağı, ilk defa tescil edildiği tarih itibarıyla seçtiği veya intibak ettirildiği basamak olarak kabul edilir. Bu sigortalıların diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçen hizmet süreleri basamak tespitinde dikkate alınmaz.” hükmü öngörülmüş olup anılan hükmün gerekçesinden de anlaşıldığı üzere, intibak sonucu oluşan prim borcu nedeni ile af, tecil, taksitlendirme ve yapılandırma uygulamalarından yararlanan sigortalıların mağdur olmalarını engelleme amacı ile getirilmiştir. Yukarıda zikredilen her iki Kanun maddesi birlikte değerlendirildiğinde ise, 01.10.2008 tarihi sonrasında kesinleşen mahkeme kararı ve benzeri sebeplerle Kurum kayıtlarına geçen anılan tarih öncesi sigortalılık sürelerinin basamak tespitinde nazara alınamayacağı sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davacıya ay be ay ödenen aylıklar ile bağlanan aylıkta esas alınan tüm verileri içeren tahsis dosyası irdelenmeli, öncelikle davalı Kurumdan, 3201 borçlanması ve 506 sayılı Kanuna tabi sigortalılık süreleri gözetilerek, davacının 01.05.2005 tarihi itibari ile bulunması gereken tescil basamağının ve devamında bu basamağa göre 01.06.2011 itibari ile bağlanan yaşlılık aylığında esas alınması gereken basamak ile basamak intibakı sonucu oluşacak prim borcunun varlığı davalı Kurumdan sorularak belirlenmeli ve anılan borcun ödenmesi için davacıya süre verilmeli, sonrasında bu basamaklara göre başlangıçtan itibaren tahsisi gereken yaşlılık aylığı tutarı Kurumdan sorularak tespit edilmeli, itiraz olması halinde ise, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden basamak tespiti ve aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek, basamak farkının ödendiği tarihi takip eden aybaşından itibaren hesaplanan tutar üzerinde davacıya aylık ödenmesine devam edilmesine dair karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozma nedeni olduğu gerekçesi ile karar bozulmuştur. D. Bölge Adliye Mahkemesince 2 nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile 1975 - 1977 yılları arasında 506 sayılı Kanun kapsamında 194 gün, 27.06.2003 - 31.01.2004 ve 01.08.2004 - 30.04.2005 tarihleri arasında 483 gün isteğe bağlı Bağ-Kur, 01.05.2005-27.05.2011 tarihleri arasında 2187 gün 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur hizmeti bulunan davacının, 22.03.2011 tarihinde 1981-31.12.1995 tarihleri arası için 5160 gün 2926 sayılı Kanun kapsamında Yurt dışı Borçlanması talebinde bulunduğu ve 27.05.2011 tarihinde ödemeyi gerçekleştirerek 27.05.2011 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından 01.06.2011 tarihinden geçerli olmak üzere 2926 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylığın 500,00 TL aylık, 25,00 TL ek ödeme olarak belirlendiği, daha sonra yapılan güncelleme ile yurt dışı borçlanmasından dolayı 26.0.2011 tarihindeki aylığın 483,76 TL, ek ödemenin 24,19 TL şeklinde belirlendiği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, borçlanılan günlerin ilgili aylara mal edilmesi gerektiği ve son basamağının 17. basamak olduğunun kabulüyle hesaplama yapıldığı, davacının borçlanma dilekçesinde 01.01.1981 - 31.12.1995 tarihleri arasındaki dönemi borçlanmak istediğini belirttiği, davalı kurumca 01.01.1981 - 30.12.1993 ve 01.09.1994 - 31.12.1995 dönemi ilişkin borçlanma talebini kabul ederek 5160 gün üzerinden borçlanma bedelini tahakkuk ettirdiği ve Kurumun borçlanma sürelerini bu dönemi mal ederek emekli aylığı bağladığı, davacının 1975/03 döneminde 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının başladığı, 27.06.2003 tarihinde yurt içinde isteğe bağlı sigortalılığının başladığı, borçlanma bedelini ödediği tarih öncesinde davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu, bu nedenle borçlanılan sürenin borçlanma bedelinin ödendiği tarihten geriye doğru gidilerek borçlanılan sürenin mal edilmesinin mümkün olmadığı, davacının isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalılığının başladığı 27.06.2003 tarihinden geriye doğru gidildiğinde borçlanmanın 27.02.1989 - 26.06.2003 tarihleri arasına mal edileceği, buna göre davacının 01.10.2008 tarihinden önceki hizmetinin 7067 gün olduğu ve davacının prim farkı borcunu ödediği ayı takip eden 01.04.2016 tarihinden itibaren bağlanması gereken aylığın ek ödeme dahil 1.117,11 TL olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.2 maddesi gereği kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulü ile; hüküm: açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun hmk 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile; davacının 01.04.2016 tarihinden itibaren emeklilik maaşının ek ödeme dahil 1.117,11 TL olduğunun tespitine, davacının, davalı Kuruma yapmış olduğu 7,176,05 TL'nin iadesine ilişkin talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacı hakkında bağlanan aylığın miktarında hata olmadığını, buna göre davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eksik hesaplanarak ödendiği iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespiti gerekip gerekmediği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 2 nci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda temyiz usulü 361- 373. üncü maddelerinde düzenlenmiştir.6100 sayılı yasanın 373/1. bendinde “. (1)Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren İlk Derece Mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneği de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir. (2) Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi veya uygun görülen diğer bir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir. (3) Bölge adliye mahkemesi, 344 üncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. ” düzenlemesini içermektedir. Eldeki davada da, Bölge Adliye Mahkemesince bozma sonrasında duruşma yapılmış ise de, dairemizin ikinci bozma ilamına uyulup uyulmama konusunda herhangi bir karar verilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13793, K. 2024/100, T. 16.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-13793-e-2024-100-k-9af6c4d3e3c9