Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/12658 E. 2024/12907 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/12658
Karar No
2024/12907
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/4380 E., 2023/1552 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/110 E., 2022/297 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar ... ve ... vekili ve davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı ...Ş. vekilince 13.04.2023 tarihli karar ilamına yönelik Bölge Adliye Mahkemesine hükmün tamamlanması talebinde bulunmakla ilgili talep 11.07.2023 tarihli ek karar ile reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 13.04.2023 tarihli esas hakkındaki kararının davacı vekili tarafından, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2023 tarihli ek kararı davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, vasisi olduğu oğlu ...’in, davalı ... şirketinin çalışanı olarak işle ilgili bir nedenle, şirkete ait ve sürücülüğünü, yine şirketin personeli olan, davalı ...'nun yaptığı (...) plakalı ve işyeri eklentisi sayılan araçta yolcu olarak seyahat etmekte iken, bu aracın sürücülüğünü ... yaptığı (...) plakalı otobüse çarpması suretiyle 24.03.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, %94 oranında maluliyete uğradığı, bunun üzerine Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.09.2014 tarih ve 2014/956 E. 2014/1077 K. sayılı kesinleşen kararı ile ...'in 1 yıl süre ile kısıtlanmasına ve babası ...' in vasi olarak tayinine karar verildiği, kazanın meydana geldiği anda ...'in mesai saatleri içerisinde araçta olduğundan iş kazası olduğunu, aracın işyeri olarak kabul edildiğini, kaza sonucu ...’in bakıma muhtaç olduğunu, maddi ve manevi olarak çöküşe uğradığını beyanla iş kazasından kaynaklı maluliyet nedeniyle gelir kaybı, tedavi ve bakım giderleri vs. karşılık şimdilik 1000 TL maddi tazminatın, 24.03.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 400.000,00 TL manevi tazminatın, 24.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (sigorta şirketleri dışındaki) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ...Ş. vekili; davacının kaza sonrası müvekkil şirket ile irtibata geçmediğini, müvekkil şirketin kazaya karışan ... plaka sayılı otobüsün zorunlu mali sorumluluk sigortasını yaptığını, müvekkil şirketin araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçede belirtilen teminatlar ile sorumlu olduklarını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ş. vekili; ... plaka sayılı aracın müvekkil şirket tarafından 04.06.2013-2014 tarihleri arasında zorunlu mali mesuliyet trafik sigorta poliçesi düzenlendiğini, bu nedenle sigortalının kusuru oranında sorumlu olduklarını ve poliçede belirtilen teminat limitlerinden sorumlu olduklarını beyanla 6111 sayılı Kanun nedeniyle davanın reddini, bu mümkün olmadığı takdirde tüm delillerin toplanmasını, kusur tespiti ve maluliyet oranın belirlenmesini, müvekkil şirketin sorumluluk çerçevede ve bakiye limit ile sınırlı olacağını, davacı yanın geçici iş görmemezlik ve tedavi giderlerinin reddini, emniyet kemeri kullanılmaması halinde müterafik kusur indiriminin uygulanmasını, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini, müvekkil şirket dava açılmasına sebebiyet vermediği için yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekili; görev ve yetki itirazında bulunduklarını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, zamanaşımı definin bulunduklarını, ...’in ... plakalı halk otobüsünün maliki, ...’ nun ise şoför olduğunu, söz konusu kazada müvekkillerinin kusuru olmadığını, meydana gelen kazada arkadan vuran ... ... ...'un kusurlu olduğunu, talep edilen manevi tazminatın, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, belirlenen kusur oranında gerçeği yansıtmadığını beyanla davanın Allianz Sigorta’ya ihbar edilmesini, usul ve yasaya aykırı davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; müvekkilinin söz konusu trafik kazasında kasti hiçbir eyleminin olmadığını, müvekkilinin araca bindiklerinde ...'i emniyet kemeri takma konusunda defalarca uyardığını, ancak ...’in trafik kemerini takmadığını, kazada müvekkilin de yaralandığını, istenilen tazminat tutarının fahiş olduğunu beyanla resen tespit olunacak nedenlerle haksız, hukuka ve hakkaniyete aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Elektrik elektronik Doğalgaz İnş. San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili; trafik kazasının meydana gelmesinde ve davacının zarar görmesinde müvekkili şirkete atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, kazanın oluşumunda davalı ...'nun ağır kusurlu olduğunu, davacının, araç şoförünün talimatlarına uymadığı, emniyet kemerini takmaması üzerine zararının artmasına sebep olduğunu, kazanın müvekkil şirket yetkilileri ve çalışanlarını da derinden yaraladığını, olaydan duydukları üzüntü nedeniyle davacının ailesinden önce kaza yerine tüm çalışanlar ile intikal edildiğini, bir an önce hastaneye yetiştirilip hemen ameliyata alınması sağlandığını, gerek olay gününde gerekse de tedavisi sürecinde davacı ve ailesine manevi destek verildiğini, davacının yanında olduklarını bildirerek, manevi acılarını her zaman paylaştıklarını beyanla yargılamayı gerektiren bir konuda, taraflar arasında mülkiyeti çekişmeli bulunmayan müvekkil şirket aracının üçüncü kişilere satışının önlenmesi yönünde haksız ve mülkiyet hakkını zedeleyici ihtiyati tedbir talebinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, "...İstinaf kararı doğrultusunda dosya maluliyet oranın tespiti için Adli Tip Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Dairesine gönderildiğinde, Adli Tip Kurumu Başkanlığının 3. İhtisas Dairesinin 16.12.2020 tarih ve 17825 sayılı kararında davacı ... in %84 oranında mululiyet oranın tespit edildiği, dosya kapsamındaki SGK, SSYSK, ATK 3. İhtisas kurulu ve diğer raporlar arasındaki çelişki ve taraf itirazları göz önünde bulundurulmak üzere maluliyet oranını tespiti için dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kuruluna gönderildiği, Adli Tip 2. Üst Kurulunun 20.01.2022 tarih ve 106 sayılı kararında davacı ...'in %84 oranında maluliyet oranın tespit edildiği ve maluliyet oranın sabit ... gelmiştir. Dosya arasında bulunan trafik kazası tespit tutanağı ve emniyet kemeri takılmasıyla ilgili tespit edilen veriler değerlendirilerek davacının Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150 nci maddesi gereği emniyet kemeri takmama kuralını ihlal edip etmediğinin ve sonucuna göre kazaya karışan tarafların kusur oranın tespiti doğrultusunda dosya 3 kişilik Bilirkişi heyetine tevdi edildiği 16.07.2020 tarihli kusur raporunda ... plakalı araç sürücüsü ...'nun %50 oranında, ... plakalı araç sürücüsü Ugur Eroğlu'nun %35 oranında, davacı ...'in %15 oranında, davalı ... Elektrik Doğ. İnş. ve ... plakalı aracın malik ve işleteni davalı ...'in bir kusurunun bulunmadığı, sigorta şirketlerinin ise sürücülerin kusur oranında poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğu belirtilmiştir. Dosya arasına alınan 30.11.2020 tarihli 3 kişilik kusur bilirkişi heyet raporunda ise meydana gelen kazada davalı Sürücü ..., ...'nun kazanın meydana gelmesinde etkili olduğu, davacı ... ise kazada etken sorumluluğu bulunduğu davalı ... Elk... ise illiyet bağı oluşturacak şekilde etkisinin bulunmadığı, sigorta şirketleri yönünden ise poliçe kapsamındaki limitler dahilinde sorumluluğunun bulunduğu ve dosya kapsamında alınan 16.07.2020 tarihli rapora katıldıklarını beyan etmiştir. 16.07.2020 tarihli heyet kusur bilirkişi raporu ve 30.11.2020 tarihli heyet kusur bilirkişi raporlarının örtüştüğü anlaşılmış olup, kusur oranları sabit ... gelmiştir. İstinaf karar ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dosyada 18.04.2022 tarihli hesap raporu raporu alınmış, alınan bilirkişi raporunun dosya içeriğine uygun olup yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davacının maddi tazminata ilişkin alacak talebinin bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının manevi tazminat talebi, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının maluliyet durumu, maluliyetin şekli ve vücut fonksiyonlarına göre neticesi bakımından günlük yaşamına yönelik etkisi, kaza tarihi ile kazanın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı gözetilerek takdir edilmiş ve davacının talebi kabul edildiği ..." gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabulü ile 1-945.881,11 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 24.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı ..., A.Ş., ..., ..., ... yönünden 763,798,95 TL ile sınırlı olmak kaydıyla ve davalı ... şirketi Axa Sigorta A.Ş nin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) 2-400.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 24.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı ... şirketi Axa Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla ) 3-Davalı ...Ş., yönünden poliçe limiti ile ödeme yapıldığından karar verilmesine yer olmadığına, 4-Fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili ve davalı ...Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ...Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin manevi tazminat adına sorumluluğunun olmadığını, manevi tazminattan kaynaklanan dava harcından ve yargılama giderinden sorumlu olmadığını, teminat limitinin ve yargılama harçlarının hükümde açıkça belirtilmesi gerektiğini, müvekkili şirket yönünden reddedilen 945.881,11 TL bakımından vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, gerekçeli kararın açık ve aydınlatıcı olmadığını, SGK tarafından yapılan ödemenin teminat limitinden düşülmesi gerektiğini, müvekkili şirket yönünden kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporları hükme esas alarak karar verilmiş olduğunu, yüksek yargı kararlarına aykırı olarak kıdemi, SGK kayıtları, iş yerinin diğer çalışanlarının yaptığı işin özelliği ve niteliği ile önceki banka kayıtları ile uyumlu olan asgari ücret yerine haksız olan maaşın 2.23 kat yüksekten hesaplaması yapılmış olduğunu, müvekkili ...'e ait, müvekkili ...'nun sevk idaresinde bulunan ... plakalı aracın kaza anında durduğuna ilişkin tespitin hatalı olduğunu, bu hatalı tespit esas alınarak hazırlanan raporların hükme esas alınamayacağını, davacının zaman ilerledikçe iyileşmiş ve kalıcı maluliyetinin gittikçe azalmış olduğunu, maluliyet oranının 07.06.2016 tarihli rapora ve 05.03.2018 tarihli SSYSK raporuna göre %72'den %84'e arttırılmasının isabetsiz olduğunu, bu isabetsiz tespitleri barındıran raporların esas alındığı kararın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkillerine yansıtılabilecek bir kusur bulunmadığını, davacının kemerinin takılı olmaması ve kaza nedeniyle zarar gören yerleri birlikte değerlendirildiğinde kusur oranın en az %30 olması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle yalnızca %35 oranında kusuru olan müvekkili ... ve kullandığı araç sahibi müvekkil ... ile aracın sigortalı olduğu HDI Sigortanın (manevi tazminat yönünden ise Allianz Sigorta A.Ş.), diğer davalılardan ayrılarak, kendi içinde ve kusur oranında müşterek ve müteselsil sorumlu olması gerektiğini, Çubuk İlçesine iş ile ilgili gittiklerine dair dosyaya davalı şirket tarafından herhangi bir iş emri sunulmadığı gibi davacının da inandırıcı bir delil ile ortaya koyamamış olduğunu, bedelsiz şekilde hatır için araçta bulunduğu açık olan davacının tazminatı hesap edilirken yüksek mahkeme içtihatları doğrultusunda hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunun karar için yeterli olmadığını, davalı müvekkillerin ne davacı ...'in işvereni ne de 5510 sayılı Kanun'a göre üçüncü kişi konumunda olduklarını, iş yeri olarak kabul edilen araç, işçi/şoför ... idaresindeki işverene ait 06 ZHM 04 plakalı araç olduğunu, iş kazasının bu araç içinde gerçekleşmiş olduğunu ve araç sürücüsü ... üçüncü kişi konumunda olduğunu, müvekkillerden ...'e ait olan ve müvekkillerden ...'nun kullandığı ... plakalı aracın olaydaki durumu trafik kazasına karışan diğer araç olduğunu, bu aracın işyeri tanımında yeri olmadığını, sorumluluklarının ancak Trafik Kanunu ve Mevzuatına göre söz konusu olabileceğini, müvekkillerinin 5510 sayılı Kanun'un 21/4 maddesinde düzenlenen üçüncü kişi konumunda olmadıklarını, 5510 sayılı Kanun uyarınca SGK tarafından yapılan ödemeden tenzil edilecek miktarın belirlenmesinin mümkün olmadığını, SGK tarafından yapılan 211.658,59 TL ödemenin tamamının tenzil edilmesi gerektiği, burada farklı kanunlara dayanan ve nitelikleri itibariyle de bir arada değerlendirilemeyecek iki sorumluluk türünün birbiri ile iç içe geçmiş olduğunu, aksi kanaatte ise işbu ödemelerin tenziline ilişkin 27.12.2018 tarihli hesap raporunda, tenzil oranı %50 olarak tespit edilmiş olup kazanılmış hakların korunması ilkesi uyarınca 18.04.2022 tarihli hesap raporunda bu oranın %42,5 olarak kabul edilip söz konusu miktarlardan daha az miktarların düşülmesinin kabul edilebilir olmadığını, 18.04.2022 tarihli hesap raporu incelendiğinde, çalışma ömrü, bakiye ömrü, emeklilik ömrü, %10 artırma ve eksiltme, %50 peşin sermaye değeri, geçici iş göremezlik devresi, iskontosuz işlemiş gelir dönemi, iskontolu aktif dönemi, tablolar, gerçek net gelir tespiti, SGK kayıtları, emniyet araştırmaları ve dahasına ilişkin eksik ve hatalardan oluşmakta olduğu, karar kurmaya elverişli olmak bir yana itiraz edilebilir nitelikte veri dahi bulundurmadığını, davacı tarafın istinaf başvurusunda bulunmadığını, manevi tazminatın davacı yönünden kesinleştiğini ve davacı lehine artırılarak manevi tazminat hükmü kurulamayacağını, 140.000,00 TL değerinde bir manevi tazminat bile oldukça yüksek iken 400.000,00 TL manevi tazminatın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilleri aleyhine manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, aksi kanaatte ise manevi tazminatın şahsi değişkenler nedeniyle her bir davalı yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğini, ... plakalı araca ait Allianz Sigorta A.Ş. ile yapılmış manevi tazminat klozu bulunan sözü edilen sigorta şirketinin genişletilmiş kasko poliçesi uyarınca müvekkili aleyhine hükmedilecek manevi tazminata karşı birlikte sorumlu oldukları yönünde hüküm kurulması hatta öncelikle sigorta şirketi tarafından ödeme yapılması gerektiğini, müvekkilleri aleyhine hükmedilen avukatlık ücreti, masraf ve harç yönüyle sorumlu oldukları miktarların net bir şekilde belirtilmesi gerektiğini, hatalar mevcut olup somutlaştırılmamış olduğunu, ödeme yapan HDİ Sigorta tarafından yapılan ödemenin hatalı bir şekilde hesaplanmış olup kararda belirtilen miktarın hatalı olduğunu, gerek müvekkiline gerekse sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmadığı ve temerrüt şartları oluşmadığından kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 13.04.2023 tarih ve yukarıda sayısı belirtilen kararında özetle;"... Dosyadaki kayıt ve belgeler, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklara göre, davacı ...’in, davalı ... şirketinin çalışanı olarak işle ilgili bir nedenle, şirkete ait ve sürücülüğünü şirketin personeli olan davalı ...' nun yaptığı ... plakalı araçta yolcu olarak seyahat etmekte iken; ... plakalı aracın, sürücülüğünü ...' nun yaptığı ... plakalı otobüse çarpması sonucunda 24.03.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralandığı, davacının maluliyet oranın Kocatepe SGM ve SSYSK kararları ile % 72 olarak belirlenmiş olduğu, Mahkemece itiraz üzerine alınan ATK Başkanlığı 3. İhtisas Dairesinin 16.12.2020 tarih ve 17825 sayılı kararında %84 oranında malul kaldığının tespit edildiği, yine raporlar arasındaki çelişki ve taraf itirazları göz önünde bulundurularak ATK Başkanlığı 2. Üst Kuruluna gönderildiği, 20.01.2022 tarih ve 106 sayılı karar ile davacının meydana gelen iş kazası nedeniyle %84 oranında malul kaldığının tespit edildiği, davacı tarafça SSYSK 'dan alınan rapora itiraz edilmediği ve istinaf yoluna başvurulmadığından davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alındığında, davacının meydana gelen kaza nedeniyle %72 oranında malul kaldığının anlaşıldığı, Dairemizin kaldırma kararından sonra Mahkemece alınan, 16.07.2020 tarihli heyet kusur bilirkişi raporunda; ... plakalı araç sürücüsü ...’nun %50 oranında, ... plakalı araç sürücüsü ...’nun %35 oranında, davacı ...’in %15 oranında, davalı ... Elektrik Doğ. İnş. ve ... plakalı aracın malik ve işleteni davalı ...'in bir kusurunun bulunmadığı, sigorta şirketlerinin ise sürücülerin kusur oranında poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunun belirtildiği, 30.11.2020 tarihli 3 kişilik kusur bilirkişi heyet raporunda ise, meydana gelen kazada davalı sürücü ..., ...’nun kazanın meydana gelmesinde etkili olduğu, davacı ... ise kazada etken sorumluluğu bulunduğu davalı ... Elk... ise illiyet bağı oluşturacak şekilde etkisinin bulunmadığı, sigorta şirketleri yönünden ise poliçe kapsamındaki limitler dahilinde sorumluluğunun bulunduğu ve dosya kapsamında alınan 16.07.2020 tarihli rapora katıldıklarının belirtilmiş olduğu, 16.07.2020 ve 30.11.2020 tarihli kusur bilirkişi raporlarının birbirini teyit ettiği, Mahkemece hükme esas alınan kusur oranlarının, olayın oluş şekline ve dosya kapsamına uygun olduğu, her ne kadar davacının asgari ücretle çalıştığı iddia edilmiş ise de, sunulan bir kısım ücret bordroları ve davacının yaptığı işin niteliği gereğince asgari ücretle çalıştığının kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu hususları ile dosyaya sunulan davacının son ücret bordrosunun imzalı olmadığı, davacıya ait Yapı Kredi Bankası hesap dökümünden, davacıya Mart ayı maaşı olarak 1.916,00 TL ödenmiş olduğunun anlaşıldığı, davacının Mart ayı içerisinde toplam 23 gün fiili çalışmasının bulunduğu bu ücretin 23 günlük çalışma karşılığı yapılan ödeme olduğu ancak, Ankara 10. İş Mahkemesinin 07.03.2010 tarih ve 2016/146 E., 2019/176 K. sayılı kararına esas alınan 27.12.2018 tarihli hesap bilirkişi raporunda bu ücret aylık ücret olarak kabul edilmiş olduğundan ve davalı taraf lehine bu hususta oluşan usuli kazanılmış hak da birlikte dikkate alındığında işbu raporda anılan ücretin aylık ücret olduğunun kabul edilmesi gerektiği, Mahkeme tarafından verilen 07.03.2010 tarih ve 2016/146 E., 2019/176 K. sayılı karardan sonra davalı HDİ Sigorta A.Ş. tarafından davacıya maddi tazminat karşılığı olarak anaparaya ilişkin 268.000,00 TL ödeme yapılmış olduğu, Dairemizce aldırılan 05.03.2023 tarihli hesap bilirkişi raporu ile davacı tarafça talep edilebilecek gerçek zarar miktarının 765.871,94 TL olduğu, ancak yargılama esnasında taraflar lehine miktar yönünden oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alındığında; davalılar ...'dan tahsili gereken karşılanmamış gerçek zarar miktarının 1.213.881,11 TL olduğu, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, bu meblağ içerisinden davalılar ..., ... ve ... Elektrik Elek. Doğalgaz İnş. Mak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ...'nun müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu miktarın 763.798,95 TL olduğu, yine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, aynı miktarın içerisinden davalı ...Ş.'nin kaza tarihindeki ZMMS poliçe limiti olan 268.000,00 TL tutarında sorumluluğunun bulunduğu, poliçe limiti tutarında ödemede bulunmuş olan davalı HDİ Sigorta A.Ş.'nin poliçe limiti tükenmiş olduğundan bu davalının herhangi bir sorumluluğunun kalmadığının belirtildiği, Dairemizce aldırılan hesap bilirkişi raporunun bilimsel verilere ve dosya kapsamına uygun olduğu, Ankara 10. İş Mahkemesinin 07.03.2010 tarih ve 2016/146 E., 2019/176 K. sayılı kararı ile davacı lehine 140.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiş olup bu karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmadığından davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak ile olay tarihi, olayın oluş şekli, kusur oranları, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, davacının maluliyet oranı, maluliyetin şekli ve vücut fonksiyonlarına göre neticesi, günlük ve gelecekteki yaşamına yönelik etkisi de dikkate alındığında davacı lehine 140.000,00 TL'sı manevi tazminata karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiş, yargılama devam ederken; davalı ...Ş. yönünden davacı tarafa poliçe limiti ile ödeme yapıldığından, bu davalı hakkındaki dava konusuz kalmış olup davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve diğer davalılar yönünden ise, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile 17.05.2022 tarihli beyan dilekçesi gözetilerek davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında; "Davanın kısmen kabulü ile 1-Tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalı ... istinaf yoluna gitmediğinden ve bu davalı yönünden Mahkemenin 07.03.2019 tarih 2016/146 Esas 2019/176 Karar sayılı kararı kesinleşmiş olduğundan; davalı ...’nun 1.213.881,11 TL maddi tazminattan kaza tarihi olan 24.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması ve yine davalı ...Ş.’nin kaza tarihindeki ZMMS poliçe limiti (268.000,00 TL) ve dava tarihi olan 01.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması kaydı ile 763.798,951 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 24.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ..., ... Elektrik Elektronik Doğalgaz İnşaat Makine Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., ... ve AXA Sigorta A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-140.000,00 TL manevi tazminatın davalılar Axa Sigorta A.Ş ve HDİ Sigorta A.Ş dışındaki davalılar ..., ..., ... Elektrik Elektronik Doğalgaz İnşaat Makine Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., ...’dan kaza tarihi olan 24.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Davalı ...Ş., yönünden poliçe limiti ile ödeme yapıldığından; adı geçen davalı hakkındaki açılan dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, " şeklinde karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.04.2023 tarihli ilamının tebliğ üzerine davalı ... vekilince hükmün tamamlanmasına dair talep dilekçesi sunulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi 11.07.2023 tarihli ek karar ile "...Her ne kadar davalı ...Ş. vekilince, davacı tarafça, talep ettiği maddi tazminat tutarları bakımından müvekkili sigorta şirketi ayrık tutulmaksızın, teminat limitinin çok üstünde kalan tutar bakımından talepte bulunulduğundan, müvekkili açısından poliçe teminat limitini aşan talebin reddine ve bu kısım bakımından müvekkili davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi için HMK m.305/A hükmü gereğince hükmün tamamlanması talebinde bulunulmuş ise de hükmün tamamlanması olarak belirtilen hususlar hukuki değerlendirmeye ilişkin olup, istinaf sebepleri Dairemiz kararı gerekçesinde değerlendirilmekle, HMK m.305/A hükmü gereğince, hükmün tamamlanması için gerekli yasal şartların davalı ...Ş. lehine gerçekleşmemiş olduğu anlaşıldığından..." gerekçesiyle talebin reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen 13.04.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen 11.07.2023 tarihli ek kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince hükmolunan manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olmadığı, fahiş derecede az takdir edildiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılamanın her aşamasında müvekkili lehine davacının talebi ile reddedilen miktar gözetilerek ret vekalet ücreti takdirinde hata yapıldığı belirtilmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince bu talebimiz gözetilmeden karar verilmesi sonucu hükmün tamamlanmasının talep edildiği, istinaf mahkemesince talebin reddine dair ek kararın yeterli açıklama ve gerekçe içermediği, kanun hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 inci, 74 üncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleri, 6100 sayılı HMK 305/a maddesi 3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin 13.04.2023 tarihli asıl hükme yönelik karara karşı temyiz talebi yönünden; Davacı vekilinin 17.05.2023 tarihinde temyiz talebinde bulunduktan sonra 02.06.2023 tarihinde temyizden feragat ettiği, vekaletnamesinde de feragat yetkisi bulunduğu anlaşılmakla temyiz talebin feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir. B) Davalı ...Ş. vekilinin 11.07.2023 tarihli ek karara karşı temyiz talebi yönünden; 6100 sayılı HMK'nın 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren ve “Hükmün Tamamlanması” başlıklı HMK 305/A. maddesinde ise “Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. 6100 sayılı Kanun'un HMK 305/A maddesine göre taraflardan her biri nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebilirler. Dosya kapsamından davacı vekilince dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında sunulan 21.01.2019 tarihli talep artırım dilekçesi ile davalı ... yönünden sorumluluğun poliçe teminat limiti dahilinde değerlendirilmesine yönelik beyanının bulunmadığı, talep edilen tüm maddi tazminat miktarının anılan diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sigorta şirketinden tahsilinin istendiği , Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne ilişkin karar tesis edilmesi suretiyle davalı ... şirketi yönünden hükmolunan maddi tazminattan poliçe teminat limiti dahilinde sorumlu tutulmasının açıklanmasına rağmen davalı ... vekili lehine maddi tazminatın reddedilen kısmı üzerinden vekalet ücreti takdirine kararda yer verilmediği, temyize konu ek karar ile davalı sigonta şirketi vekilinin vekalet ücreti tesisine yönelik talebinin istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürüldüğü ve davanın esasına dair istinaf incelemesinde değerlendirildiği gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği ancak anılan karar ilamının incelenmesi neticesinde istinaf başvuru sebebinin değerlendirildiğine yönelik ibareye rastlanmadığı anlaşılmıştır . Yukarıda yapılan yasal açıklamalar gereğince davalı ... vekilinin hükmün tamamlanmasına yönelik talebinin değerlendirmesi gerekirken talebin kanuni şartları taşımadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin feragat nedeniyle REDDİNE, Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi 11.07.2023 tarihli kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12658, K. 2024/12907, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-12658-e-2024-12907-k-8a6c3b19678f