Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10554 E. 2023/12147 K. – Tarım Bağ-Kur

Konu: Tarım Bağ-Kur Sigortalılığının Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10554
Karar No
2023/12147
Karar Tarihi
Konu
Tarım Bağ-Kur Sigortalılığının Tespiti

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2014 E., 2023/1434 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/10 E., 2022/192 K.

Taraflar arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Tokat ili Almus ilçesi ... köyünde şekerpancarı üreticiliği yapmakta olup tarımsal faaliyette bulunduğunu, davacının geçmiş yıllardan itibaren çiftçilik yapıp tarımda kendi nam ve hesabına çalışmalarını sürdürdüğünü, 2926 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinde tescil işlemini belirli sürede yaptırmayanların tescil işlemlerinin resen yapılacağının emredici hüküm olduğunu, davalı Kurumun Kanun gereği üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, 31.12.2020 tarihinde davalı Kuruma başvurularak 25.01.2011 – 04.08.2017 tarihleri arası da dahil tüm hizmetlerinin verilmesi ve 7256 sayılı Kanun'dan da yararlandırılması talep edilmiş ise de Kurumun 09.01.2021 tarihli yazısı ile taleplerinin reddedildiğini, Kurum işleminin hatalı olduğunu, davacının Almus Ziraat Odasının bildirdiği 25.01.2011 tarihinden muafiyet belgesinin düzenlendiği 26.07.2017 tarihine kadar Bağ-Kur'lu olmasının yasal zorunluluk olduğunu, Kurumun 2011 yılında davacının ektiği pancardan Bağ-Kur prim kesintisi de yaptığını beyanla, davacının 25.01.2011 tarihinden 26.07.2017 tarihine kadar SSK sigortalısı olduğu süreler hariç olmak üzere Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamında sigortalılığının tesbitine, 7256 sayılı Kanun'dan yararlanması gerektiğinin tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının dosyasının incelenmesinde, 25.01.2011 tarihinde oda kaydına istinaden tescilinin açıldığını, ancak 08.02.2011 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden Almus Ziraat Odası kayıt belgesi ekinde muafiyet belgesi bulunduğundan tescil işleminin yapılamadığını, sonrasında 14.06.2017 tarihinde Kurumun yazılı görüşüne istinaden davacının muafiyet belgesinde imzasının olmaması nedeniyle tescilinin oda kaydının başladığı 25.01.2011 tarihinden yapıldığını ve 19.07.2017 tarihinde tescil tebligatının 24.07.2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, bu kez davacının 26.07.2017 tarihinde Almus Ziraat Odasından muafiyet belgesi düzenlettirerek 04.08.2017 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal ettirdiğini, dolayısıyla kendi isteği ile sigortalılığını tescil tarihi itibariyle durdurduğunu, 2011 yılında yapılan tevkifat kesintisine göre sigortalılığın başlatılmasına yasal olarak imkan bulunmadığını, 7256 sayılı Kanun'dan yararlanma şartlarının da mevcut olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliller, getirtilen ve ibraz edilen bilgi ve belgeler, denetime elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi raporu ile tüm dosya muhteviyatı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davalı Kurumca 2011 ve 2017 tarihli muafiyet belgelerine ve 5510 sayılı Kanun'a göre tevkifat kesintisine göre sigortalılığın başlatılmasına yasal olarak mümkün olmadığı gerekçesine istinaden 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi kapsamında davacının sigortalılık süresi belirlenmiş ise de 2011 yılına ait muafiyet belgesinde davacının imzası bulunmamakta olup, anılan muafiyet belgesine itibar etmenin mümkün olmadığı diğer taraftan davacının ürün teslimi sırasında müstahsile sigortalı olmadığını gösterir belge ile başvurarak kesinti yapılmasını engellemesi mümkün iken bunu yapmayarak kesintiye maruz kalması tarım sigortalılığı yönünden iradesini ortaya koyduğu ve 5510 sayılı Kanun döneminde de tevkifata dayalı tescilin mümkün olduğu gözetilmek suretiyle, 4/1-a sigortalık süresi 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi gereği dışlandığında davacının 4/1-b sigortalılık süresi 25.01.2011 - 19.04.2015, 01.10.2015 - 01.11.2015, 31.01.2016 - 26.06.2016, 24.12.2016 - 15.03.2017, 18.06.2017 - 26.07.2017 arası (Her ne kadar muafiyet belgesinin Kuruma intikal ettiği tarih 04.08.2017 ise de taleple bağlı kalınmıştır) olarak tespiti ile yasal süresi içerisinde 7326 sayılı Kanun'a göre yapılandırma başvurusu yapmakla tespite konu prim borçlarını anılan Kanun kapsamında yapılandırma hakkının bulunduğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili, Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu, 2011 yılında yapılan tevkifat kesintisine göre sigortalılığın başlatılmasına yasal imkan bulunmadığını, eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm tesis edildiğini, rapora karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, yapılandırma hakkının geçerli bir sigortalılığı mevcut olup prim borcu olanlar için olduğunu, yasadan yararlanma için başvuru süresinin 01.02.2021 tarihinde sona erdiğini eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 2926 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ile 7256 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri

2.Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun'un 2, 3, 6, 9 ve 10 uncu maddeleridir.

2926 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.

Anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin (b) bendinde; "Tarımsal faaliyette bulunanlar; kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun'un 9 uncu maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.

Anılan Kanun'un 10 uncu maddesine göre ise kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T. Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.

Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun'da, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, ya da tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 Karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece;

1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; nüfus müdürlüğü, ilçe seçim kurulu başkanlığı ve muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,

2-Dönem içinde Ziraat Bankası, kooperatif veya birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,

3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,

4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun "Zirai Kazanç, Zirai Faaliyet, Zirai İşletme, Çiftçi ve Mahsulün Tarifi" başlıklı 52, "Zirai Kazançta Vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanunu'nun "Vergi Kesenlerin Sorumluluğu" başlıklı 11 inci maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94/11 inci maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.

5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, ziraat odası, kooperatif veya birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edevatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,

6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nun 22 nci maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler ilçe tarım müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

Ayrıca 2926 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, ...nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.

Öte yandan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2926 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin 26.03.1994 günlü 4 nolu tebliğine göre ürün bedellerinden %1 oranında tevkifat yapmakla yükümlü gerçek ve tüzel kişilerin bu tevkifatı yaparak Kurum hesabına intikal ettirmek zorunda oldukları, kesinti yaptığı halde Kurum hesabına yatırmayan gerçek veya tüzel kişilerin, Kuruma karşı sorumlu oldukları, bu kesintilerin yasal faiziyle birlikte kendilerinden tahsil olunacağı TCK.'nın 526 ncı maddesi gereğince cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunulacağı bildirildiğinden davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığın kabulü için yeterli olup, kesintiyi yapan davalı Kuruma karşı sorumlu olacağından kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olması dahi sonuca etkili değildir

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2017 tarih 2015/10-1283 E. 2017/242 K. sayılı kararına göre de tevkifat kesintisinin Kuruma intikal etmemesi Tarım Bağ-Kur sigortalılık hakkı kazanmasına engel değildir.

3. Değerlendirme Mahkemece, dava konusu dönem açısından yukarıda belirtilen maddi ve hukuki ilkeler ışığında, tarımsal faaliyete ilişkin deliller araştırılmalı, davacının ne kadar gelir elde ettiği belirlenmeli ayrıca 5510 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi kapsamında da irdeleme yapılmak suretiyle karar verilmelidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10554, K. 2023/12147, T. 30.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-10554-e-2023-12147-k-8e8c78ceab3e