Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/7137 E. 2023/2859 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/7137
Karar No
2023/2859
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3564 E., 2022/457 K. ... ... KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 11. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/1053 E., 2021/281 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 28.02.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalılar adına Av. ... ile davacılar adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar murisinin davalılara ait işyerinde akşam saat 22.00 sıralannda “beton parlatma makinası” ile çalışırken, makinede bulunan elektrik kaçağı sebebiyle ve yerlerin ıslak olması sebebiyle elektrik akımına kapılarak hayatını kaybettiğinden bahisle sonuç olarak eş için 762.984,51 TL maddi 100.000,00 TL manevi, çocuk ... için 136.850,16 TL maddi, 60.000,00 TL manevi, çocuk ... için 119.685,23 TL maddi, 60.000,00 TL manevi, anne için 102.445,65 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, baba için 115.499,71 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, kardeşler için 15.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmişlerdir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; ölümle sonuçlanan olaya ilişkin savcılık soruşturmasının devam ettiğini, soruşturma dosyasında tanık beyanlan, adli tıp kurulu raporu ve olay yeri inceleme tutanaklarına göre ölümün kesin olarak elektrik çarpmasından kaynaklandığı hususunda şüpheler oluştuğunu, müteveffa ile davalılar arasında hizmet ilişkisi bulunmadığından uyuşmazlığın iş akdinden veya iş kanunundan doğmadığını, ölüm olayından sonra davalılardan ... Yapıyı temsilen ...'ın müteveffanın tüm ailesinin bulunduğu toplantıda onlann belirlediği rakamı ödediğini bildirerek; müteveffa ile davalılar arasında iş akdi bulunmadığından ve zararlandırıcı olay iş kazası niteliğinde olmadığından ve olayın meydana gelişine sebep olanlara dava yöneltileceğinden, her iki davalı bakımından davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle kazanın meydana gelişinde davalıların %50'şer oranda kusurlu oldukları, müteveffa sigortalının kusursuz olduğundan bahisle davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı eş lehine 70.000,00 TL, davacı çocuklar lehine 45.000,00’er TL, davacılar anne ve baba lehine 12.500,00’er TL, davacı kardeşler lehine 7.500,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, ölüm sebebi yönünden Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesi ile Genel Kurul raporu arasında çelişki olduğunu, ihtisas kurulu raporunda sonuç kısmında ölüm sebebinin vücuduna elektrik akımı geçmesine bağlı "olabileceğinin" belirtildiğini, Adli Tıp Genel Kurulu raporunda ise elektrik akımı geçmesi nedeniyle öldüğü hususunun belirtildiği yani "olabileceği" kelimesinin "olduğunun kabulü" şeklinde değiştirildiğini, bu nedenle iki rapor arasında çelişki bulunduğunu, Asliye Ceza Mahkemesinde davalılardan... İnşaat yetkilisi hakkında kusursuz bulunması nedeniyle beraat kararı verildiğini, diğer davalı ... yetkilisi hakkında ise asli kusurlu olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğini, buradan da ölümün elektrik çarpması nedeniyle meydana geldiğinin şüpheli olduğunu, çevrede elektrik kaçağı olup olmadığı yönünde herhangi bir inceleme yapılmadığını, kullanılan makinenin benzinli olduğunun tanıklar tarafından beyan edildiğini, elektriğe dair bir inceleme yapılmadığını, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nun gerekçesinin belirsiz olduğunu, haricen almış oldukları uzman doktor raporundan da davacıların murisinin kalp krizi sonucu ölmüş olma ihtimalinin ciddi bir şekilde belli olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nce kalp krizi ile ölüm olup olmadığının da incelenmediğini, tıbbi bulguların kalp krizine de benzediğini, bu nedenle Adli Tıp Kurumu raporuna göre hüküm kurulamayacağını, Üniversiteden seçilecek bilirkişiler aracılığı ile kesin ölüm sebebinin belirlenmesi gerektiğini, kazanç durumunu kabul etmediklerini, ücretin bir araştırma ile saptanmasını gerektiğini, asgari ücrete göre hesaplama yapılması gerektiğini beyanla İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın kaldırılmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi'nin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından bahisle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, ölüm nedeni konusunda Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas raporu ile Adli Tıp Kurumu Genel Kurul Raporu arasında çelişki bulunduğunu, ölümün kesin olarak elektrik çarpmasından meydana geldiğinin şüpheli olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporunda ölümün meydana gelişi hakkında kesinlik bulunmadığını, ayrıca ölen kişinin olay esnasında marka, tip ve modeli bilinmeyen bir makine kullandığını, tanıkların makinenin elektrikli değil; benzinli olduğunu beyan ettiklerini, mahkemelerce alınan bilirkişi raporlarının bazılarında kullanılan makinadaki elektrik kaçağından yine raporların bir kısmında da yerde bulunan elektrik kablolarındaki elektrik kaçağından ölümün meydana gelmiş olabileceğinden bahsedildiğini, bu hal üzere davalıları %100 oranında kusurlu saymanın ''Adil Yargılanma İlkesini, Hukukun Güvenliği ilkesini ve Adalet Duygularını'' zedelediğini, ceza dava dosyasındaki Adli Tıp Kurumu raporlarında tek yönlü inceleme yapıldığını, sadece elektrik çarpması sonucu ölümün meydana gelebileceği seçeneği üzerinde durulduğunu, ancak bu seçeneği ortadan kaldıracak veya çürütecek incelemelerin yapılmadığını, ölen kişinin otopside kalp ve damarları bakımından değerlendirme yapılması gerektiğini, olay yeri incelemesinin yeterli seviyede olmadığını, bunun ölüm sebebi yönünden sağlıklı değerlendirme imkanını ortadan kaldırdığını, ücretin hatalı tespit edildiğini, müteveffa için belirlenen ve emsal ücrete esas alınan görev tanımını kabul etmediklerini, müteveffanın vasıfsız olarak çalışan bir işçi olduğunu, emsal ücret araştırmasının sadece işçi sendikalarından sorularak belirlenmesinin Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, hesaplanan tazminatta yine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bildirilen peşin sermaye değerinin belirlenen tazminattan indirilerek sonucuna göre karar verilmemesine rağmen sanki ilk peşin sermaye değeri mahsup edilmiş gibi gerekçe yazıldığını, Kurum tarafından açılan rücuan tazminat dava dosyasında murisin ücretinin asgari ücret olarak kabul edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe a. Davalılar vekilinin davacı annenin maddi tazminat istemi ile tüm davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3.Dosya içeriğine göre davacılar vekilince eş için 762.984,51 TL maddi 100.000,00 TL manevi, çocuk için 136.850,16 TL maddi, 60.000,00 TL manevi, çocuk ... için 119.685,23 TL maddi, 60.000,00 TL manevi, anne için 102.445,65 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, baba için 115.499,71 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, kardeşler için 15.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesi'nce davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı eş lehine 70.000,00 TL, davacı çocuklar lehine 45.000,00’er TL, davacılar anne ve baba lehine 12.500,00’er TL, davacı kardeşler lehine 7.500,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, bu karara karşı davalılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, davacı annenin kabulüne karar verilen maddi tazminat miktarı ile tüm davacıların kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalılar vekilinin davacı annenin maddi, tüm davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. b. Davalılar vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8'inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, davacılar murisinin 19.08.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle vefat ettiği, kazanın meydana gelişinde müteveffaya atfedilecek bir kusur bulunmadığı, davalıların %50'şer oradan kusurlu oldukları, hükme dayanak kılınan 08.02.2021 tarihli bilirkişi ek hesap raporunda maddi zarar hesabının ... Sendikası ve Devrimci Yapı İşçileri Sendikası tarafından bildirilen ücretler ve TÜİK verisinin ortalaması alınarak tespit edilen ücret üzerinden yapıldığı anlaşılmaktadır. İş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararlarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, davacılar murisinin sendika üyesi olduğuna dair dosya kapsamında herhangi bir veri bulunmamasına karşın gerçek ücretin tespitinde sendikalar tarafından bildirilen emsal ücretlerin dikkate alınması hatalı olduğu gibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve meslek odalarından herhangi bir ücret araştırması yapılmadan sonuca gidilmesi de yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacılar murisinin işyerinde yapmakta olduğu işin niteliğini, bu işteki mesleki kıdemini ve kazanın meydana geldiği iş yerindeki kıdemini kesin olarak tespit etmek, işyerinde sendikal örgütlenme olup olmadığını, varsa murisin sendika üyesi olup olmadığını belirlemek, müteveffanın sendika üyesi olmadığının anlaşılması halinde sendikalar tarafından bildirilen emsal ücretlerin gerçek ücretin tespitinde dikkate alınamayacağını gözetmek suretiyle müteveffa sigortalının yaptığı iş, yaşı, mesleki kıdemi ve iş yerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle TÜİK’den, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan ve meslek odalarından sigortalının bilinen devrede alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip müteveffanın gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, sonrasında davacı anne dışında maddi tazminat isteminde bulunan davacıların maddi zararlarının hesaplanması noktasında yeni bir hesap raporu almak, alınacak bu yeni hesap raporunda davacılar vekilinin 18.02.2019 tarihli ikinci kök hesap raporuna itiraz etmemeleri nedeniyle bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerininin değiştirilmemesi, 18.02.2019 tarihli rapordaki tarihler doğrultusunda hesaplama yapılması gerektiğini gözetmek, son olarak davacılar vekilinin 18.02.2019 tarihli ikinci kök hesap raporuna itiraz etmemeleri, hükme dayanak kılınan 08.02.2021 tarihli bilirkişi ek hesap raporuna karşı da kanun yoluna başvurmamaları nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakları dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalılar vekilinin davacı annenin maddi tazminat istemi ile tüm davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine, 2.Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Davalılar avukatı yararın takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/7137, K. 2023/2859, T. 21.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-7137-e-2023-2859-k-28569a9b87a7