Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/10686 E. 2023/12697 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/10686
Karar No
2023/12697
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/3216 E., 2022/1379 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2014/306 E., 2020/56 K. Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 07.02.2014 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, hesaplanan 377.496,90 TL bakıcı giderinden takdiren % 20 oranında hakkaniyet indirimi sonucu hesaplanan 301,997,52 TL bakıcı gideri, 231.797,08 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.519,82 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.500,00 TL tedavi için yol gideri olmak üzere toplam 538.814,42 TL maddi tazminatın, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının rahatsızlığının ağaçtan düşme ya da çatıdan düşme ile ilişkisi olmadığını, geçirdiği felcin ana nedeninin bel fıtığı rahatsızlıkları ve ameliyatı olduğunu, 07.02.2014 tarihinde müvekkili görevlendirmediği halde işyeri dışında ağaç dalı kesmek için kurduğu merdivenden düşmesinin fıtık rahatsızlığından kaynaklandığını, 2012 yılında otelin merdivenlerinden de bu nedenle düştüğünü, 2013 yılında bel fıtığı ameliyatı geçirdiğini, sakatlanmasına neden olduğunu iddia ettiği düşmesinin 2014 tarihinde meydana geldiğini, ... Cumhuriyet Savcılığınca kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, davacının sürekli ağrı kesici iğne yaptırarak çalıştığını söyleyen biri olduğunu, ağrı kesicilerinde onun rahatsızlığını gizlediğini, arttırdığını ve bu duruma gelmesine sebebiyet vermiş olabileceğine, delil olarak sunduğu içeriğinde ne olduğunu bilmedikleri CD'lerin yasal olmayan bir şekilde elde edilmiş olup delil olarak sunulamayacağını, delil niteliğinin olmadığını, davacının işbu dava ile müvekkilinden haksız menfaat temin etme çabası içerisinde olduğunu, maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, raporların karar vermeye elverişli olmadıklarını, ayrıca müvekkiline % 50 kusur atfedilmesinin bu ve kusur oranına göre tazminata mahkum edilmesinin de doğru olmadığını, bu olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi işverenin her durumda bu kazadan sorumlu tutulmasını gerektirmediğinden bu oluşan kazadan sorumlu olabilmesi için işverenin kusurunun kanıtlanmış olmasının gerektiğini, ayrıca ıslah ile arttırılan miktarın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde maddi tazminat belirtilmemiş olup sonra iki defa ıslah talebinde bulunduğunu, aynı dava içerisinde iki ıslah olamayacağından bu yönde son ıslah talebinin yasal olmadığını, bakıcı giderinin ve bununla ilgili tazminat miktarının somut - açık şekilde dava dilekçesinde belirtmediğini ve ayrıca verilen ilk bilirkişi raporlarında da bakıcı giderlerinin belirtilmemesine bir itiraz da bulunmadığını, davanın bitimine yakın bakıcı giderinin hesaplanması yönünde talepte bulunduğunu, kabul etmediklerini, bakıcı gideri ve diğer hesaplamaların fahiş ve yanlış hesaplandığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, sorumluluk, kusur, ıslaha zamanaşımı def'i ve bakıcı giderleri dışında somut istinaf nedeni bulunmadığı, davacının, 07.02.2014 tarihinde .../... adresinde bulunan davalıya ait bahçede zeytin ağacının dallarının kesilmesi (budama) işini yaptığı esnada seyyar ahşap merdiven kullanarak çıktığı zeytin ağacı üzerinden düşerek yaralanması ile sonuçlanan iş kazası geçirdiği, tarafların kusur durumlarının tespiti yönünde Mahkemece 17.12.2018 tarihli kusur heyet raporu alındığı, raporda işverenin % 50, davacı işçinin % 50 oranında kusurlu oldukları tespit edilerek sonuca gidilmesinin isabetli görüldüğü, hükme esas alınan raporda olayın meydana gelmesini önleme yönünden işverenin ve işçinin alması gerekli veya alabileceği önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri almadığı gibi hususların ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hususlarının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptandığı, bu kapsamda davaya konu iş kazasının meydana gelmesine etken olan kusur aidiyet ve oranları olarak; davalı işverenin % 50, işçinin % 50 kusurlu olduğu yönünde yapılan iş ve sosyal mevzuatı çerçevesinde yapılan açıklamalar ışığında, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davalının kusur, aidiyet ve oranlarına ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, SGK inceleme raporunda olayın iş kazası olduğu, Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 22.04.2016 tarihli raporunda iş göremezlik oranının % 100 olduğu, yardıma muhtaç olduğu ve iki yıl sonra (25.04.2018 tarihinde) kontrolü gerektiğinin belirtildiği, SGK Başkanlığı ... SGM İl Müdürlüğünün 09.08.2018 tarihli kararı ile işgöremezlik oranının % 62 olarak belirlendiği ve yardıma muhtaç olmadığı, kontrolünün gerekmediği belirtilerek kesinleştiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 16.07.2018 tarihli raporu ile % 77 olarak iş göremezlik oranının tespit edildiğinin görüldüğü, uyuşmazlıkta, Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanını ilgilendiren iş göremezlik oranının tespiti yönünde SGK'nın kabulü olmaksızın belirlenen Adli Tıp Kurumu raporundaki oran üzerinden hesaplama yapılmış ise de aktüerya bilirkişisinin 23.01.2019 tarihli kök raporuna karşı davalı vekilinin 13.02.2019 tarihli ve 22.11.2019 tarihli ek raporuna karşı davalı vekilinin 25.12.2019 tarihli beyan ve itirazlarında % 77 iş göremezlik oranı üzerinden yapılan hesaplama ile bakıcı giderinin hesaplanmasına yönelik itirazının bulunmadığı, yargılama aşamasında talep ve itiraz edilmeyen hususların istinafa konu edilemeyeceği ve ayrıca kamu düzeni ile de ilgili olmadığından inceleme dışında bırakıldığı, İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamasına, maddi tazminat hesabı yönünden açık bir istinaf sebebi bulunmadığı da dikkate alındığında davacının maddi tazminat talebinin hüküm altına alınmasında hata bulunmadığı, takdir edilen miktarının somut olay ile manevi tazminatın kapsam ve amacına uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanunu'nun 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 üncü maddeleridir. 3. Değerlendirme 1. Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre “Bölge adliye mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beş bin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir. Mülga 5521 sayılı Kanun'un, 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü madde de 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. HMK'nın 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir” HMK'nın 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtaya gönderilmiş ise 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir. Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL, 01.01.2023 tarihi sonrası için 238.735,737 TL’dir. Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2. Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, hükme esas alınan hesap raporundaki hesap ilkelerinin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması ve davalı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/10686, K. 2023/12697, T. 12.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-10686-e-2023-12697-k-c6012941e5a4