Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/8446 E. 2023/1966 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/8446
- Karar No
- 2023/1966
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1804 E., 2021/693 K. DAVA TARİHİ : 25.11.2016 KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 36. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/231 E., 2019/273 K. Taraflar arasındaki 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılarak elde dilen hizmetlerin geçtiği ilgili yıllara mal edilmesi suretiyle yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespit edilmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.10.1972-15.05.2011 tarihleri arasında Almanya’da işçi olarak çalıştığını, Türkiye’ye döndükten sonra yurtdışı hizmetlerinin borçlanma talebinde bulunarak 9000 günlük yurt dışı borçlanması yaptığını, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında ilk işe başlama tarihinin 17.10.1972 olarak görüldüğü halde emeklilik tahsis işlemlerinin tahsis talep ettiği 27.09.2012 tarihine göre değerlendirilerek Türkiye’de ilk sigorta başlangıcı olan 14.02.2012 tarihinden 9000 gün geriye gidilerek 14.02.1987 tarihi sigorta başlangıcı esas alınarak borçlanma süresi hesap edildiğinden bahisle; ilk sigoıta başlangıç tarihinin 17.10.1972 tarihi esas alınarak emekli aylığının yeniden tespit edilmesinin şu an aldığı emekli aylığı arasındaki meydana gelen farkın hesaplanarak maaş almaya başladığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davacı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Kurum işlemlerinde herhangi bir hatanın olmadığını belirtmiş, sigortalılığınan başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürüldüğünden bahisle; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekili müvekkilinin 17.10.1972- 15.05.2011 tarihleri arasında Almanya’da işçi olarak çalıştığını, Türkiye’ye döndükten sonra yurtdışı hizmetlerinin borçlanma talebinde bulunarak 9000 günlük yurt dışı borçlanması yaptığını, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında ilk işe başlama tarihinin 17.10.1972 olarak görüldüğü halde Türkiye’de ilk sigorta başlangıcı olan 14.02.2012 tarihinden 9000 gün geriye gidilerek 14.02.1987 tarihi sigorta başlangıcı esas alınarak borçlanma süresi hesap edildiğinden bahisle; ilk sigoıta başlangıç tarihinin 17.10.1972 tarihi esas alınarak emekli aylığının yeniden tespit edilmesini ve faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Somut olayda uyuşmazlığın davacı tarafından yapılan borçlanmanın maledileceği sürelere ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça yurtdışındaki çalışmalarının başladığı 17.10.1972 tarihinden başlanarak maledilmesi talep edilmektedir. Davacının Almanya'daki aralıklı çalışma sürelerinin gün olarak toplamının yurtdışı borçlanma günü olan 8790 güne eşit olduğu, kurum kayıtlarından anlaşıldığı üzere davacının yurtdışı işe başlama tarihinin 17.10.1972 tarihi olarak maledildiği, bu tutarlar üzerinden aylık hesabı yapıldığı, ancak aylık bağlama kararında sehven hizmet başlama tarihinin 14.02.1987 olarak belirtildiği prim tutarlarına ilişkin hata bulunmadığı görülmüştür. Aylık hesabına ilişkin olarak, 506 sayılı Kanun 4447 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi ile eklenen geçici 82 nci maddesi ile 01.01.2000 tarihinden önce çalışmaya başlayıp bu tarih sonrası da çalışmaya devam edenler için eski ve yeni sistem birleşiminden oluşan karma sisteme göre aylık bağlanacağı hükme bağlanmış, 01.01.2000 öncesi ve sonrası çalışması bulunan sigortalıların 2000 yılı öncesi için 5510 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereği sigortalının gösterge tespitine giren yıl sayısına göre düzenlenen gösterge tespit tablolar esas alınarak sigortalının 2000 yılından önceki prime esas kazançları toplanıp primi ödenmiş yıl sayısına bölünerek ortalama yıllık kazanç bulunacaktır. 01.01.2000 sonrası hizmetlere yönelik aylık tutan ise 506 sayılı Kanun'un Geçici 82 nci maddesinin (b) bendine göre hesap edilip anılan bentte, sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra prim ödeme sûrelerine ait aylığı ise, sigortalının aylık talep tarihine kadar toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden Kanunun 61 inci maddesi hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadar olacağı hükmü getirilmiştir. 506 sayılı Kanun 60 ıncı maddesi b,c, d bentlerine göre aylığa hak kazananların aylık bağlama oranı %60'dan az olamayacak, 4447 sayılı Kanun ile değişik 96 ncı maddeye göre alt sınır ise 2000-2008/Ekim arası hizmetlere göre hesaplanacak aylık 2008 yılı ocak ayında geçerli olan prime esas kazanç alt sınırının aylık tutarının %35'inden az olamayacaktır. Bu aşamadan sonra 01,10.2008 sonrası sigortalılık süreleri esas alınarak 5510 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi gereği aylık hesabı yapılmalı ve yasal düzenlemeye göre; Aylık= Ortalama Aylık Kazanç x Aylık Bağlama Oram formülüne göre hesaplanmalıdır. Ortalama Aylık Kazanç ise 2008 yılı Ekim ayı (dâhil) ve sonraki her yıla ait prime ait olduğu yıldan itibaren aylık talep tarihine kadar geçen yıllar İçin, her yıl gerçekleşecek güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan kazançlar toplamının 2008 yılı Ekim ayı (dâhil) sonrası prim ödene gün sayısına bölünmek suretiyle hesaplanan ortalama günlük kazancın 30 katıdır. Aylık bağlama oranı, sigortalının malullük, yaşlılık ve Ölüm sigortalarına tabi geçen toplam prim Ödeme gün sayısının her 360 günü İçin %2 olarak uygulanır. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama oranı % 90'1 geçemez, 30.4.2008 tarihi ve öncesi sigortalılığı bulunup Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce 3600 rim gün sayısını doldurmamış olan sigortalıların yaşlılık aylığı bağlama oranının hesabında, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen ve Yasanın yürürlük tarihinden önceki prim gün sayısını 3600 a tamamlayan hizmet sürelerinin her 360 günü için %3 oranı esas alınacaktır. Bulunan tutarın 01.10.2008 sonrası prim gün sayısına orantılı bölümü alınarak kısmı aylık (B) hesap edilecek, sigortalının aylığı (A) ve (B) kısmi aylıklarının toplamından oluşacak, bu şekilde bulunan tutar, tahsis talep yılının ocak ayındaki aylık tutarı, bulunun miktarın tahsis tarihine göre ocak ve temmuz ödeme dönemlerinde uygulanan artış oranları kadar arttırılması sonucu tahsis tarihindeki aylık miktarı belirlenecektir. Somut olayda; bilirkişi raporunda hesap edildiği üzere, Al Aylığı =12.000 x 9475 x %78 = 88.69 TL olarak, Al kısmi aylığı 88,69x4907/9033=48,18 TL, bulunan Al aylığı 1999/Aralık ayı TÜFE ve Gelişme Hızı ile aylık 2000 yılına Ocak ayma kadar her yıl TÜFE ve Gelişeme Hızı ile çarpılmak suretiyle güncellenerak, Aralık 1999 tarihinden Ocak 2008 tarihine kadar Ocak 2008 Kısmi Al aylığı 407,19 TL olarak, A2 aylığı = 432,58 TL, A2 Aylığı =432,58 TL, 506 sayılı Kanun'un 4447 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 96. Maddesinin “2008 yılı Ocak ayında geçerli olan prime esas günlük kazanç alt sınırının aylık tutarının %35’inden az olamaz,” hükmü gereğince 2008 yılı Ocak ayı prime esas kazanç alt sınırı aylık tutarı =608,40 TL, bulunan A2 aylığı 2000’den sonraki prim süresinin, toplam çalışma süresine oranı 150,75 TL ve A kısmi aylığı = (A1+A2 ) kısmi aylıkları toplamı 432,58+150,75=557,94 TL olarak hesap edilmiştir. 01.10.2008 sonrası ortalama günlük kazancın 30 katı Ortalama Aylık Kazanç İle toplam hizmet süresi değerlendirilerek 419,07 TL B aylığı bulunmuş, prim ödenen gün sayısının toplam prim ödeme gün sayısına oranı ile 45,40 TL olarak B kısmı hesaplanmıştır. Ocak 2012 tarihîne kadar güncellenen A kısmi aylığı + B kısmi aylığı 815,48+45,4 =854,08 TL, yaşlılık aylığı tahsis tarihinin 01.07.2012 olması nedeniyle Ocak ve Temmuz 2012 aylık artış oranları ile güncellenerek davacının aylığının 01.07.2012 tarihi itibari ile 929,85 TL olarak hesaplanmıştır. Kurum tarafından ise aylığın 929,27 TL olarak hesap edildiği, 01/07/2002 tarihi itibariyle 0,58 TL'lik bir fark olduğu, davacının yaşlılık aylığının dava tarihi 25.11.2016 tarihi itibari ile 1372,00 TL olduğu, davalı Kurum tarafından 37,73 TL eksik ödeme yapıldığı ve dava tarihine kadar 7,14 TL yasal faiz alacağı bulunduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü ile, davacının yaşlılık aylığının 01.07.2012 tahsis tarihi itibariyle 929,85 TL olduğu ve dava tarihi olan 25.11.2016 tarihi itibariyle 1.372,00 TL olduğu ve davalı kurum tarafından eksik ödenen 37,73 TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7,14 TL faiz alacağının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili, davacı hakkında 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi gereğin işlem yapıldığını, buna göre kurum işlemlerinde herhangi bir hata olmadığını belirterek davanın reddi yerine kısmen kabulüne dair verilen kararın kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki bilgi ve belgelerin tetkikinde; Davacı, davalı Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylığının eksik olduğunu, yurt dışı borçlanma tarihinin 17.10.1972 tarihinden başlamak üzere ilgili aylara mal edilerek yaşlılık aylığının belirlenmesini talep etmektedir. Davacının 15.06.2012 tarihi itibari ile 17.10.1972-15.05.2011 tarihleri arası aralıklı 8790 gün karşılığı olarak 83.153,40 TL, 13.07.2012 tarihi itibari ile 07.07.1975-07.03.1977 tarihleri arası 600 gün karşılığı 5.676,00 TL olmak üzere borçlandığı halde 8790 gün karşılığı olarak 83.153,40 TL ve 600 borçlanılmasına karşılık 210 günlük karşılığı 1.987,00 TL olmak üzere toplam 83.153,40 TL ve 1.1987,00 TL olarak ayrı ayrı yatırıldığı davalı Kurum tarafından bu sürelerin 17.10.1972-14.06.1975, 07.07.1975-07.03.1977 ve 20.06.1977-15.05.2011 tarihleri arası 9000 gün olarak kaydedildiği görülmektedir. Davacının sigortalılık başlangıcı ve aylık tahsis şartları konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık davacı tarafından yapılan borçlanmanın maledileceği sürelere ilişkindir. Davalı Kurum, yapılan borçlanma sürelerini ödeme tarihinden geriye giderek 15.09.2001-05.04.2015 tarihleri arasına malederek aylık hesabına dâhil ettiğini ileri sürmekte olup, davacı ise borçlanma sürelerinin yurt dışındaki çalışmalarının başladığı 17.10.1972 tarihinden başlayarak aylık hesabına maledilmesini talep etmektedir. Davacının Almanya'da çalışmış olduğu sürelere göre borçlanılan prim günleri incelendiğinde, Almanya'da geçen aralıklı sürelerinin gün olarak toplamının yurt dışı borçlanma günü olan 8790 güne eşit olduğu tespit edilmiş olup, davacının prim borçlanma gün ve prim tutarlarının toplamının yurt dışında çalışmaya başladığı 17.10.1972 tarihinden başlayarak maledildiği tespit edilmiştir. Davalı Kurum Aylık/Gelir Bağlama Kararında hizmet başlama tarihinin 17.10.1972 tarihi yazılması gerekirken hatalı bir şekilde 14.02.1987 tarihi yazıldığı görülmekte olup, aynı aylık bağlama kararında 2000'den önce gün sayısının 4907, 2000-2008/09 tarihleri arası gün sayısının 3148 ve 2008/10 tarihinden sonra gün sayısının 978 olduğu ve toplam prim gün sayısının 9033 olduğu görülmektedir. Davacıya ait borç tahakkuk cetveli ile Aylık Bağlama Kararı bilgi formunda prim günlerin bire bir aynı olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davalı Kurum tarafından davacının borçlanma gün sayısı ve primlerinin davacının yurt dışı işe başlama tarihi olan 17.10.1972 tarihinden başlamak üzere ilgili aylara maledildiği ve bu tutarlar üzerinden aylık hesabı yapıldığı ancak aylık bağlama kararında sehven 14.02.1987 tarihinin hizmet başlama tarihi olarak belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle prim tutarlarında her hangi bir hata bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen nedenlerle ilk derece mahkemesince ilamda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön görülmemiş, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili, davacı hakkında 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi gereğin işlem yapıldığını, buna göre kurum işlemlerinde herhangi bir hata olmadığını belirterek davanın reddi yerine kabulüne dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı hakkında yurt dışı borçlanması ile elde edilen hizmetlerin aylık bağlama ve tahsis işlemleri sırasında hangi esaslara göre mal edilerek yaşlılık aylığının hesaplanacağına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile birlikte 3201 sayılı Kanun'un 5 inci ve 5510 sayılı Kanun geçici 2 nci maddesi atfı ile 506 sayılı Kanun'un geçici 82 nci maddesi ile birlikte 60 ıncı maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanun'un “Amaç ve kapsam” başlığını taşıyan 1inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır. 3201 sayılı Kanun'un, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ile değişik “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5 inci maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır. Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmünü içermekte olup; yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, yasanın 5 inci madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; giderek, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir. Eldeki davada ise, açıklanan 5 inci madde gözetilerek davalı Kurumca işlem yapıldığının anlaşılması ve mahkemece aldırılan bilirkişi raporu ile de bu durumun tespit edilmesi karşısında davanın reddine dair karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...