Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9483 E. 2024/108 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9483
Karar No
2024/108
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2018/137 E., 2023/194 K. KARAR : Ret Taraflar arasında 3201 sayılı Kanun Kapsamında borçlanılarak elde edilen hizmetlerin intibakı suretiyle yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespit edilmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.01.1973 - 18.04.2010 tarihleri arasında Almanya'da çalıştığını, yurtdışı hizmetlerini 3201 sayılı Kanun'a göre borçlanarak bedelini ödediğini, Kurumca borçlandığı sürenin 5510 sayılı Kanun'un 4/b kapsamında kabul edilerek sigortalılık başlangıcının 01.11.1977 tarihini esas aldığını belirterek, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.01.1973 tarihi olduğunun tespitine, borçlanmanın 5510 sayılı Kanun'un 4/a kapsamında sayılmasına, 4/b (Bağ-Kur) kapsamında sayıldığından fazla ödediği borçlanma bedelinin iadesine ve Bağ - Kur'lu sayıldığından eksik ödenen maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Kurum işlemlerinde herhangi bir hatanın olmadığını belirtmiş, davacı hakkında kurumca borçlanılan sürelerin zaten davacı lehine mal edilmiş olduğunu ve buna göre bağlanan aylığında da herhangi bir hatanın bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece, ilk bozma öncesi verilen ilk karar ile somut olayda, davacının Türkiye'de SSK'lı çalışmaması bulunmamasına karşın, 1957 Patnos doğumlu ...'ya ait, 9170174 sigorta sicil nosu ile geçen sigortalı çalışmalar davacının sanılarak, davacının 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanması 5510 sayılı Kanun' un 4/1-a kapsamında değerlendirilmiş, ancak bu çalışmaların başka bir ...'ya ait olduğunun belirlenmesi üzerine, Türkiye'de daha önce hiç sigortalı çalışması bulunmayan davacının borçlanma işlemi 4/1-b kapsamında değerlendirilerek tahsis talebi üzerine yaşlılık aylığı bağlanmış olup, Kurum işlemi mevzuata uygun olduğundan davanın reddine dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Dairenin 1. Bozma Kararı 1.Mahkemenin ilk bozma öncesi verdiği kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, ilk bozma kararında, 3201 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde borçlanılabilecek süreler belirtilmiş olup, sözleşme gereğince sigorta başlangıcı olan 25.11.1975 tarihinden başlayarak borçlanmanın anılan maddede belirtilen süreler için yapıldığı ve bu sürelerin Türkiye’de gerçekleşmiş sigortalılık süreleri olduğu gözetilerek; Mahkemece, davacıya 01.06.2010 tarihinden bağlanan aylığın miktarının buna göre hesaplanıp bildirilmesi Kurum’dan istenilmeli; davacının buna itiraz etmesi durumunda gerektiğinde bilirkişi marifeti ile aylık miktarı hesaplanıp, aylıklardan eksik yapılan ödemenin bulunup-bulunmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekçesi ile karar bozulmuştur. B. Mahkemece 1. Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ikinci kararı ile hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalı Kurumdan davacıya 01.06.2010 tarihinden bağlanan aylığın miktarının bozma ilamı doğrultusunda hesaplanıp, bildirilmesinin istenilmesine rağmen, kurumca bozma ilamı doğrultusunda bir hesaplama yapılarak mahkemeye bildirilmediği, tescil tarihi değişikliğinin mevcut aylık miktarını etkilemeyeceği hususunda bilgi verildiği görülerek, bu kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda davacıya 01.06.2010 tarihinden geçerli bağlanması gereken yaşlılık aylığı miktarının ek ödeme hariç 715,76 TL olması gerektiğine dair görüş bildirilmiş, bu kez davalı Kurumun Sandıklı Sosyal Güvenlik Merkezinden davacıya 01.06.2010 tarihinde bağlanan aylık miktarı sorulduğunda, davacıya 01.06.2010 tarihinde ek ödeme hariç 1.338,50 TL, ek ödeme dahil 1.392,04 TL aylık bağlandığının bildirildiği, buna göre davacının yurtdışı borçlanma işleminden sonra kendisine bağlanan yaşlılık aylıklarında herhangi bir eksiklik olmadığı kanaatine varılmakla ,hükmüne uyulan bozma ilamı içeriği de tüm dosya kapsamıyla birlikte tekrar değerlendirilip, davanın kısmen kabulü ile, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 25.11.1975 olduğunun tespitine, davacının borçlanmasının SSK.na sayılması talebinin ve Bağ-Kurlu sayılmasından dolayı eksik maaş ödemesi bulunmadığından maaş farkı alacağı talebinin reddine, dazla ödediği borçlanma bedeli bulunmadığından fazla kısmın iadesi talebinin de reddine, dair karar verilmiştir. C. Dairenin 2. Bozma Kararı 1.Mahkemenin ilk bozma sonrası verdiği kararına karşı süresi içinde davacı ile davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, ikinci bozma kararında, Mahkemece Kurumun aylık bağlama kararı ve esas aldığı dönem ve kazançlara ilişkin tüm belgelerin celbi ile uyulan bozma kararımız ve oluşan usuli kazanılmış hak gereğince, davacının borçlanmasının yurtdışında geçen ilgili dönem ve kazanç miktarlarına göre tespiti ve aylık miktarının buna göre hesaplanıp bildirilmesi Kurum’dan istenilmeli; davacının buna itiraz etmesi durumunda denetime elverişli bir bilirkişi raporu aldırılarak, bilirkişi marifeti ile aylık miktarı hesaplanıp, aylıklardan eksik yapılan ödemenin bulunup-bulunmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gereğinin dikkate alınmaması ile yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir. D.Mahkemece 2. Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı gerekleri yerine getirilerek alınan bilirkişi raporlarında davacının yurtiçi çalışmasının bulunmadığı ve sigortalılığı bulunmayan davacının yurtdışı borçlanma sürelerinden davacıya 10810 gün karşılığı 70.481,40 TL borçlanma bedelinin 12.06.2009 tarihinde Kuruma ödendiği, davacının 12.05.2010 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu davacıya yaptığı borçlanma karşılığında davacıya bağlanması gereken aylık miktarı sorulmuş ve davacıya bağlanması gereken aylık miktarı hesaplattırılmış, 19.03.2023 tarihli ek raporda davacıya aylık bağlanma işlemini kanun ve usule uygun olduğu davacıya 714,70 TL aylığın 01.06.2010 tarihinde bağlanması gerektiği, Kurum tarafından Kurum tarafından davacıya 714, 29 TL aylık bağlandığı, tespit edilmiştir. Davacının yurt içi çalışmasının ve sigortalılığının bulunmaması karşısında 5510/4-a maddesi gereğince borçlanma yapılmasının yasal dayanağı bulunmadığı, bu nedenle davacıya yaptırılmış fazla bir borçlandırma söz konusu olmadığı, yapılan borçlandırma ve aylık bağlama kararının iptalini gerektirecek bir yanlışlık veya usulsüzlük bulunmadığı, davacının eksik ödeme iddiası kapsamında yapılan işlemin küsürat veya pek önemsiz miktarda kalan bir tutarda kaldığından Kurum işleminin yasa ve usule uygun olduğu anlaşıldığından yapılan eksik ödemenin Kurum işleminin iptalini veya tadilini gerektirecek ölçüde ve önemde olmadığı anlaşıldığından açılan davanın reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davacı hakkında 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi gereğin işlem yapıldığını, buna göre Kurum işlemlerinde davacıya bağlanan aylıkta hata olduğunu ve talebinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yurt içinde çalışması bulunmayan davacı hakkında yurt dışı borçlanması ile elde edilen hizmetlerin aylık bağlama ve tahsis işlemleri sırasında hangi esaslara göre intibak ve mal edilerek yaşlılık aylığının hesaplanacağına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile birlikte 3201 sayılı Kanun'un 5 inci ve 5510 sayılı Kanun geçici 2 nci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme Eldeki davada, uyuşmazlık, 3201 sayılı Kanun borçlanması sonucu elde edilen hizmetlerin basamak intibakında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasındadır. 3201 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi, “1479 sayılı Kanuna tabi hizmeti bulunan ve bu Kanuna göre yurt dışında geçen çalışma sürelerini Bağ-Kur'a borçlananların borçlandıkları süreler, Bağ-Kur'dan ayrıldıkları son basamak üzerinden, talebe bakılmaksızın basamak intibakında değerlendirilir. Ancak, 1479 sayılı Kanun'un değişik 51 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uygulanmaz.” hükmünü getirmiş, maddede atıf yapılan 51 inci maddenin dördüncü fıkrasında bu Kanun kapsamından çıkarak, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında sigortalı olduktan sonra tekrar bu Kanun kapsamına girenlerin basamaklarının, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak daha önce bulundukları son basamak üzerine intibak ettirilmek suretiyle yeniden belirleneceği, 52 nci maddenin ikinci fıkrasında ise ilk on bir basamakta sıra itibariyle basamak yükseltilmesinin, prim ödemeye ve talebe bakılmaksızın Kurumca yapılacağı, on ikinci basamaktan itibaren basamak yükseltilebilmesi için, sigortalının yazılı talepte bulunmasının ve talep tarihinden önceki ayın sonu itibariyle prim ve diğer borçlarını ödemiş olmasının gerektiği hüküm altına alınmış olup, anılan maddelerin düzenleniş şeklinden, öncelikle Kurum sigortalısı olarak tescil olunduktan sonra yurt dışına giden ve tekrar Türkiye'ye dönüşte Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil olunan ve 3201 sayılı Kanun borçlanmasında bulunanlar için intibak esaslarının belirlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Önce yurtdışında çalışıp, Türkiye'ye döndükten sonra Kuruma tescili yapılan sigortalılar için borçlanılan sürelerin basamak intibakında esas alınması yada alınmamasına yönelik gerek 3201 sayılı Kanun'da gerek 1479 sayılı Kanun'da bir düzenleme bulunmamaktadır. Ne varki 3201 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi göz önüne alındığında sigortalıların borçlandığı sürelerin basamak intibakında gözetilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. 1479 sayılı Kanun'un 50 ve 52 nci maddelerinin ilk halinde sigortalıların ödeyecekleri primlerin 12 basamaklı gelir tablosuna göre belirleneceği, basamakta bekleme süresinin 2 yıl olduğu, yazılı taleple ve prim ödemeye bağlı basamak yükseltileceği öngörülmüştür. 52 nci maddede 06.03.1981 tarih ve 2423 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile ilk beş basamakta bekleme süresi bir yıl olarak belirlenip, basamak yükseltilmesi bu basamaklarda prim ödemeye ve talebe bakılmaksızın kendiliğinden Kurumca yapılacağı hüküm altına alınmış, altıncı basamaktan itibaren bulunduğu basamakta iki tam yılını doldurmadıkça ve yazılı talepte bulunmadıkça ve sırası dışında basamak yükseltilemeyeceği, altıncı basamaktan itibaren basamak yükseltmek için altı ay öncesine kadar olan prim ve her türlü borçların ödenmiş olmasının şart olduğu belirtilmiştir. Anılan maddenin 2 nci fıkrasında 20.06.1987 tarih ve 3396 s.y. 8 md. İle yapılan değişiklikte ise sigortalının, altı, yedi, sekiz, dokuz, on, onbir ve onikinci basamaklarda en az iki tam yılını doldurmadıkça, yazılı talepte bulunmadıkça ve sırası dışında basamak yükseltemeyeceği, altıncı basamaktan itibaren basamak yükseltmek için altı ay öncesine kadar olan prim ve her türlü borçların ödenmiş olmasının şart olduğu hüküm altına alınmıştır. 25.08.1999 tarihli 4447 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, ödenecek primler ve bağlanacak aylıkların hesabında 24 basamaklı gelir tablosunun esas alınacağı, ilk 12 basamakta bekleme süresinin 1 yıl olup, talebe bakılmaksızın basamak yükseltileceği, sonraki basamaklarda bekleme süresinin 2 yıl olup yazılı taleple basamak yükseltme işleminin yapılacağı belirtilmiştir. Bilindiği üzere kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme olmadığı gibi, kural olarak, her kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir.Bilindiği üzere kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme olmadığı gibi kural olarak, her kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Hal böyle olunca, Mahkemece davacının yurtdışında geçen ve 3201 sayılı Kanun'a göre borçlandığı sürelerin, borçlanılan dönemlerde yürürlükte bulunan yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde öngörülen basamak yükseltme esasları çerçevesinde yazılı talepte bulunma şartı aranmaksızın, bekleme süreleri gözetilerek basamak intibakının gerçekleştirilmesi gerekmektedir. 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışındaki çalışmalarını borçlanarak yaşlılık aylığı tahsisi talebinde bulunan davacı yönünden, anılan Kanunda yaşlılık aylığının hesaplanması yöntemi ile ilgili bir düzenleme bulunmaması nedeniyle, yaşlılık aylığının hesaplanması, borçlanılan Kurum sigortalıları için geçerli olan hükümlere tabi olup bu haliyle tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığının hesabında, öngörülen istisnaları dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un Geçici 2 nci maddesi yollaması ile 1479 sayılı Kanun'un Geçici 11 inci maddelerinin uygulanması gerekmektedir. 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi ile 1479 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 11 inci maddede, sigortalının aylığının “Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlara bağlanacak yaşlılık aylığı; a)Sigortalının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu Kanun'un yürürlük tarihinden önce bulunduğu gelir basamağının aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir tablosundaki değeri üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı ile b)Sigortalının, bu Kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında aylar itibariyle prim ödediği gelir basamaklarının bu basamaklardaki prim ödeme süreleri de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir basamakları üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamasının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınmak suretiyle bu Kanun'un 36 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre bulunacak aylık bağlama oranı üzerinden hesaplanan aylığın, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı,” toplamı olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu yasal düzenlemeye göre; A1 aylığının hesap formülü; 01.01.2000 tarihindeki basamağının (01.07.2003) Gelir tablosu karşılığı A Aylığı = Aylık gelir tutarı x ABO x 1.1.2000 öncesi hizmeti Toplam hizmetleri Keza B aylığının hesap formülü de; B Aylığı= Ağırlıklı Ortalama x ABO x 1.1.2000 sonrası hizmeti Toplam Hizmetleri "şeklinde olacaktır. Aylık hesabında esas alınacak aylık bağlama oranlarının belirlenmesinde ise, 01.01.2000 öncesi için 1479 sayılı Kanun'un geçici 11 inci maddesi yollaması ile mülga 36 ncı maddenin “Yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanan sigortalılara en son prim ödediği gelir basamağında en az bir tam yıl prim ödemesi koşuluyla bulunduğu basamağın % 70'i oranında aylık gelir hesaplanır. Bulunduğu gelir basamak primini bir yıl ödememişse, bir önceki basamak üzerinden aylık gelir hesaplanır. Bu oran 25 yıldan fazla prim ödenmiş olması halinde fazla olan her tam yıl için % 1, kadın ise 50, erkek ise 55 yaşlarından sonra sigortalılığa devamda, fazla olan her tam yaş için de ayrıca % 1 artırılır. 35 inci maddenin (c) fıkrasına göre bağlanacak aylıklarda ise primi ödenmemiş 25 yıldan az her tam yıl için % 1 indirim yapılır.” hükmü gözetilmeli, 01.01.2000 sonrası aylık bağlama oranının belirlenmesi için ise, 4447 sayılı Kanunla değişik anılan maddenin “Aylık bağlama oranı, sigortalının toplam sigortalılık süresinin ilk on tam yılının her bir yılı için %3,5 takip eden onbeş tam yılın her bir yılı için %2 ve yirmibeş yıldan fazla her bir tam yıl için %1,5 oranlarının toplamıdır.” hükmü nazara alınmalıdır. B aylığının tespitinde esas alınan "Ağırlıklı Ortalama" hesabında ise; 01.01.2000 tarihi ile tahsis tarihi arasındaki sigortalılık sürelerine yönelik basamaklar ve bu basamaklardaki bekleme süreleri üzerinden 01.07.2003 tarihli gelir tablosundaki karşılığı tutarlar gözetilerek ağırlıklı ortalama bulunmalıdır. Bu şekilde belirlenecek aylık bağlama oranları ile hesap edilen aylıklarının toplamı, 01.07.2003 tarihi itibarıyla aylık miktarını oluşturur. Bu tutara 2003 yılı Ocak ayından itibaren ödenmesi gereken sosyal destek ödemesi tutarından 2003 yılı Temmuz ayına kadar kümülatif TÜFE oranı kadar düşüldükten sonra kalan miktarın eklenerek 2004 yılı Ocak ödeme döneminden 2007 yılı Temmuz dönemi dahil aylıklara uygulanan artışlar uygulanmak suretiyle yaşlılık aylığı 2008 yılı Ocak dönemine, sonrasında, 2008 yılı dahil olmak üzere tahsis talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile çarpılarak tahsis talep yılının ocak ayına taşınır. Eldeki davada ise Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda davacının yurt dışı borçlanması ile elde ettiği günler nedeniyle olması gereken basamakların ve basamak seyrinin belirlenmediği anlaşılmakta olduğundan, yurt dışında geçen hizmetlerin basamak intibakında değerlendirilmesi ile aylığın yeniden belirlenmesi gerektiği dikkate alınarak, davacının borçlanma ile elde edilen hizmetler nedeniyle olması gereken basamak seyirleri ile 31.12.2007 tarihine kadar olması gereken basamak nedeniyle fark prim borcu doğup doğmayacağı hususları, öncelikle davalı Kurumdan sorularak belirlenmeli, Kurumca cevap verilmemesi veyahut verilen cevaba davacının itirazı olması halinde yukarıda açıklanan yasal hükümler gereğince basamak belirlenmesi ve bu basamağa göre davacının ödemesi gereken yapılandırma ve basamak farkı olup olmadığı hususu irdelenmeli ve sonucuna göre basamağın değişmemesi halinde şimdiki gibi, değişmesi halinde ise değişen basamak ve verilecek kesin süre ile farklarının davacı tarafından ödenmesinden sonra ödeme tarihini takip eden aybaşından itibaren aylığın yükseltilmesi gereği dikkate alınmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2-Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9483, K. 2024/108, T. 16.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-9483-e-2024-108-k-39f090d58d76