Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/10545 E. 2023/412 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/10545
- Karar No
- 2023/412
- Karar Tarihi
... MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2243 E., 2021/1416 K. ... ... KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2012/750 E., 2019/405 K. Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 10.10.2009 günü meydana gelen iş kazasında yaralandığını ve sol bacağının diz altından itibaren kesildiğini iddia ederek 1.000,00-TL maddi, 75.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili 05.12.2012 tarihli cevap dilekçesinde, bahsi geçen iş yerinin davacının kardeşine ait olup, daha sonra tavsiye edildiğini, müvekkili ile kardeşi arasında ortaklık veya iş yeri devrinin söz konusu olmadığını, davalının 01.01.2010 tarihinde iş yerini yeniden kiralayarak faaliyete başlandığını, müvekkilinin kardeşi yaptığı görüşmede böyle bir olay yaşanmadığını öğrendiğini, ayrıca davacının şeker hastası olup yaralarının çok zor iyileştiğini, başka bir yer yerde ayak parmağından yaralanmış olabileceğini, davacının müvekkilinin tanıdığı biri olup hastalığı nedeniyle sürekli bir çalışmasının olmadığını, sadece iş yoğunlaştığında yardım etmek maksadıyla iş yerine gelip gittiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili 15.10.2012 tarihli cevap dilekçesinde; davacının kaza geçirdiğini iddia ettiği işyerinin kaza tarihi itibariyle davalıya ait olmadığını, davalının bu işyerini 01.01.2010 tarihinde açtığını, husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, esas yönünden itirazlarını saklı tuttuklarını beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1-Davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, 2-Davalı ... hakkındaki davanın kısmen kabulü ile, 60.000,00 TL manevi ve 290.468,89 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 10.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınanarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu alacaklardan davalıların müştereken sorumlu tutulması gerekirken sadece davalı ...'nun sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar kardeş olduğu ve kağıt üzerinde devir işlemi yapıldığını ileri sürerek yasal süresi içerisinde istinaf yoluna başvurmuşlardır. 2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava açıldıktan sonra taraf değişikliğini kabul etmediklerini, davacının sol bacağındaki rahatsızlığın daha önceden var olduğu, maluliyetin yanlış belirlendiğini, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek yasal süresi içerisinde istinaf yoluna başvurmuşlardır. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalıya ait işyerinde 10.10.2009 tarihinde çalışırken bir hastane kapının montajı sırasında kapının ayağına düştüğü ve sol bacağın diz altından ampute edildiği, % 52 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı SGK tarafından tespit edildiği, mahkemece aldırılan iki farklı kusur heyeti raporu ile davalı işverenin gerekli iş güvenliği tedbirlerini almaması nedeniyle olayın meydana gelmesinde % 80, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle % 20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, kusur raporu ve dağılımlarının olayın oluş şekline uygun bulunduğu, hesap bilirkişisi tarafından Yargıtay 10-21 inci Hukuk Daireleri (kapatılan)'nin yerleşik içtihatlarına uygun olarak davacının maddi tazminatının hesaplandığı, davacının % 52 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda kusur oranları, kaza tarihi ve diğer deliller çerçevesinde değerlendirildiğinde manevi tazminat miktarının dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, sürekli iş göremezlik oranının tespit edildiği 20.12.2018 tarihi itibariyle (zararın öğrenildiği tarih) maddi ve manevi tazminatın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, SGK ... Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nın 27.11.2015 tarihli raporunun incelenmesinden, iş kazası başvurusu üzerine olaya ilişkin araştırma ve soruşturma yapıldığı, kaza tarihinde söz konusu mobilya iş yeri olan ... Mobilya iş yerinin kanun kapsamında olmayıp gayri faal olarak işletildiği, kaza tarihi olan 10.10.2009 tarihi itibariyle ...'nun faaliyette bulunduğu, adı geçenin idari para cezasına çarptırıldığı, davalı ...'nun söz konusu iş yerinde 01.01.2010 tarihinde faaliyete başladığı, kaza tarihi olan 10.10.2009 tarihi itibariyle ...'nun faaliyette bulunduğunun bildirildiği ve adı geçenin idari para cezasına çarptırıldığının, söz konusu iş yerinde kaza tarihinde kardeş olan... ve ...'nun gayri faal olarak mobilya atölyesi işlettiklerinin anlaşıldığı, davacı vekili tarafından davalı olarak ... gösterilmişse de yargılama aşamasında davacı vekili tarafından taraf sıfatında yanılma nedeniyle ...'nu davalı olarak düzeltmek istemiş ancak ilk derece mahkemesi tarafından HMK 124 gereği tam yerine getirilmeksizin davalı ...'nun dahili davalı olarak kabul edildiği, hüküm de ise davalı kabul edilerek karar verildiği, bu durumda davacının taraf sıfatında yanıldığı gerekçesi ile ... davalı kabul edildiğinden ...'nun davalı sıfatının ortadan kalkması gerektiği, ilk derece mahkemesi tarafından bu husus gözden kaçırılarak ... taraf olarak kabul edilip husumet yokluğu nedeni ile hüküm tesisi yoluna gidilmesinin isabetsiz olduğu, mahkemece ... yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinden karar bu şekilde düzeltilerek yeninden tesisi yoluna gidildiği gerekçesiyle HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucunda; I-Davacı ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, II-Davalı ... hakkında karar verilmesine yer olmadığına, III-Davalı ... hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 60.000,00 TL manevi ve 290.468,89 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 10.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınanarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu alacaklardan davalıların müştereken sorumlu tutulması gerekirken sadece davalı ...'nun sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar kardeş olduğu ve kağıt üzerinde devir işlemi yapıldığını, manevi tazminat miktarının az olduğunu, 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava açıldıktan sonra taraf değişikliğini kabul etmediklerini, davacının sol bacağındaki rahatsızlığın daha önceden var olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe ... Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir. Mülga 5521 sayılı Kanun'un, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın Kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 inci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. HMK 362/2 inci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir.” HMK 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir. Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir. Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davacının bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. C.B. Davacı ve davalı ... vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanun'un 2 ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine ve özellikle somut olayda mahkemece davaya konu iş kazası nedeniyle hükme esas alınan kusur oran ve aidiyetlerinin iş kazasının oluşuna uygun olması, hükme esas alınan hesap raporundaki hesap ilkelerinin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması ve taraflarca temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü diğer sebeplerin de Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun değerlendirildiği, bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2. Davacı ve davalı ... vekillerinin maddi tazminata yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...