Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/9486 E. 2026/4813 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/9486
- Karar No
- 2026/4813
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/975 E., 2024/445 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/1. maddesi ve 62/1.maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251/3.maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, itiraz edilmeksizin 02.07.2024 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 28.10.2025 tarihli ve 2024/29197 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.11.2025 tarihli ve KYB - 2025/126379 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.11.2025 tarihli ve KYB - 2025/126379 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımı süresinin anılan Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın savunmasının alındığı 18.10.2010 tarihinden, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı 29.05.2024 tarihine kadar geçen 13... ay 11 günlük süreden, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 26.03.2013 tarihi ile denetim süresi içerisindeki suçun işlendiği 20.11.2014 tarihi arasında geçen 1 yıl 7 ay 25 günlük durma süresi ile sanık hakkındaki tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın kesinleştiği 22.11.2010 tarihi ile sanığın tedavi denetimli serbestlik tedbirini ihlal etmesi nedeniyle denetimli serbestlik müdürlüğünce dosyasının kapatıldığı 16.11.2012 tarihleri arasındaki 1 yıl 11... günlük durma süresi mahsup edildiğinde, geriye kalan 9 yıl 11... günlük süre boyunca zamanaşımı süresi işlemek suretiyle 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde,
Kabule göre de;
Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24/01/2024 tarihli ve 2023/4894 esas, 2024/363 karar sayılı ilâmı ile de belirtildiği üzere; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231.maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, anılan Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirilerek, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği gözetilmeden, yasal zorunluluk hali de bulunmadığı halde denetim süresi içerisinde suç işlediği anlaşılan sanık hakkında hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, bu hususa riayet edilmeyerek önceki hükümde değişiklik yapmak suretiyle açıklanması geri bırakılan hükümle birlikte ayrıca 5271 sayılı Kanun'un 251 /3. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulayarak hükümlü hakkında verilen cezada 1/4 oranında indirim yapılmasında,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 12.09.2009 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturcu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 23.10.2009 tarihli ve 2009/93956 Soruşturma, 2009/32623 Esas, 2009/10712 sayılı iddianamesi ile İzmir 12.Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Sanık savunması 18.10.2010 tarihinde alınarak İzmir 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 18.10.2010 tarihli ve 2009/2865 Esas, 2010/1566 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/2.maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 22.11.2010 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, C. İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 16.11.2012 tarihli yazısı ile, sanığın uyarılmasına rağmen yükümlülüklerine uymadığının bildirilmesi üzerine, 25.01.2013 tarihinde tensip zaptı düzenlenerek İzmir 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.03.2013 tarihli ve 2013/101 Esas, 2013/206 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/1.maddesi ve 62.maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 26.03.2013 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, D. Sanığın denetim süresi içerisinde 20.11.2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 29.05.2024 tarihli ve 2023/975 Esas, 2024/445 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251/3.maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre;
5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımı süresinin anılan Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu dikkate alındığında,
Somut olayda, kovuşturma aşamasında sanığın savunmasının alındığı 18.10.2010 tarihinde son kez kesilmesi sebebiyle yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın kesinleştiği 22.11.2010 tarihi ile mahkemece sanığın tedbire uymaması üzerine yeniden yargılamaya başladığı 25.01.2013 tarihi arasında durduğu, yargılamanın başladığı tarihte yeniden işlemeye başladığı, yine sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 26.03.2013 tarihi ile sanığın yeniden suç işlediği 20.11.2014 tarihi arasında zamanaşımı süresinin durduğu, sanığın savunmasının alındığı 18.10.2010 tarihi ile hükmün açıklandığı 29.05.2024 tarihi arasında da zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı, sanığın mahkeme huzurunda savunmasının alındığı 18.10.2010 tarihinden, hükmün açıklandığı 29.05.2024 tarihine kadar geçen süreden, durma süresi çıkartıldığında, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin tamamlandığı anlaşıldığından, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi;
"Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III.KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.05.2024 tarihli ve 2023/975 Esas, 2024/445 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden;
Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.04.2026 tarihinde karar verildi.