Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/1161 E. 2026/5826 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/1161
- Karar No
- 2026/5826
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/54 E., 2023/449 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 11.09.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 30.01.2025 tarihli ve 2023/28222 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/16929 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/16929 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımı süresinin anılan Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın savunmasının alındığı 26/05/2010 tarihinden, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı 22/06/2023 tarihine kadar geçen süreden, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 07/05/2014 tarihi ile denetim süresi içerisindeki suçun işlendiği 03/11/2015 tarihi arasında geçen durma süresi mahsup edildiğinde, geriye kalan 11... aylık süre boyunca zamanaşımı süresi işlemek suretiyle 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 16.06.2009 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturcu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığının 03.09.2009 tarihli ve 2009/6975 Soruşturma, 2009/2077 Esas, 2009/834 sayılı iddianamesi ile Sarıyer 2. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
B. Sarıyer 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 01.07.2011 tarihli ve 2011/6 08... /570 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın, 15.08.2011 tarihinde kesinleştiği, infazı için .. Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
C. Üsküdar Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 16.08.2012 tarihli yazısı ile, yapılan tebligata rağmen müdürlüğe başvurmadığının bildirilmesi üzerine, İstanbul 30. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.01.2013 tarihli ve 2012/1239 Esas, 2013/36 Karar sayılı kararı ile, sanığın ihlal kastının ve kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin devamına karar verildiği, kararın 26.02.2013 tarihinde kesinleştiği,
D. Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine dosyanın ele alınarak İstanbul 30. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.03.2014 tarihli ve 2013/366 Esas, 2014/341 Karar sayılı kararı ile sanığın, TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 07.05.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
E. Sanığın denetim süresi içerisinde 03.11.2015 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 22.06.2023 tarihli ve 2023/54 Esas, 2023/449 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
F. Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun TCK’nın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık asli, TCK’nın 67/4. maddesi gereğince de 12 yıl kesintili zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında;
Sanığın atılı suçu 16.06.2009 tarihinde işlediği, zamanaşımı süresinin, sanık hakkında Sarıyer 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair kararın kesinleştiği 15.08.2011 tarihi ile mahkemece sanığın tedbire uymaması üzerine yeniden yargılamaya başladığı 01.11.2013 tarihi arasında durduğu, yargılamanın başladığı tarihte yeniden işlemeye başladığı,
yine, sanık hakkında verilen 20.03.2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 07.05.2014 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlediği suç tarihi olan 03.11.2015 tarihi arasında dava zamanaşımı süresinin durduğu, denetim süresinde işlenen suçun tarihi olan 03.11.2015 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı, zamanaşımını kesen ve durduran sürelerin hesaplanması sonucunda, zamanaşımını son kesen işlem olan 26.05.2010 sorgu tarihinden itibaren suç için öngörülen olağan zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi;
"Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/54 Esas, 2023/449 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden;
Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.04.2026 tarihinde karar verildi.