Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/10538 E. 2026/4916 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/10538
Karar No
2026/4916
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/694 E., 2021/169 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri ile 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, itiraz edilmeksizin 08.04.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 15.12.2025 tarihli ve 2025/10828 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/151079 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/151079 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ilâmında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, Somut olayda ise, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27.08.2014 tarihli ve 2014/103528 soruşturma, 2014/437 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın, şüpheliye tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatası bulunmadığından ve söz konusu tebligata ilşkin PTT tebliğ sorgulama ekranında kayıt bulunmadığından tebliğinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının tespitinin mümkün olmadığı cihetle, erteleme kararının kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 17.05.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 27.08.2014 tarihli ve 2014/103528 Soruşturma, 2014/437 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 16.09.2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, tedbirin infazı için 01.10.2014 tarihinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

B. Şüphelinin uyuşturucu madde kullanımına devam etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2015 tarihli ve 2014/103528 Soruşturma, 2015/20446 Esas, 2015/17182 sayılı sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2015 tarihli ve 2015/429 Esas, 2015/692 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK' nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın temyiz kanun yoluna başvurduğu, D. Dairemizin 30.09.2020 tarihli ve 2019/6412 Esas, 2020/4653 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verildiği,

E. Bozmadan sonra, Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 04.03.2021 tarihli ve 2020/694 Esas, 2021/169 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri ile CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

F. Dosya kapsamına göre;

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında, Somut olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27.08.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmakla tebligatın usulsüz olması nedeniyle erteleme kararının kesinleşmediği, karar kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, dolayısıyla TCK'nın 191/4. maddesinde belirtilen dava açılması koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından;

Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04.03.2021 tarihli ve 2020/694 Esas, 2021/169 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/10538, K. 2026/4916, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2025-10538-e-2026-4916-k-01203f74a7fe